m

KÜRESEL FİNANSAL KRİZLERİN TÜRKİYE’YE YANSIMALARI VE KOBİLER ÜZERİNDEKİ ETKİLERİ

 

Yrd. Doç. Dr. Sabahat Bayrak*

Doç. Dr. Muhammet Akdiş**

 

ÖZET

 

Dünyada ve Türkiye’de karşılaşılan finansal krizler en çok finansman alt yapısı yetersiz olan KOBİ’lere zarar vermektedir. Özellikle Güneydoğu Asya ve Rusya krizinden sonra girilen sıkıntılı süreç KOBİ’leri yeni arayışlara da itmiş bulunmaktadır. Türkiye’nin sanayileşmede önemli atılımlara imza atmış illerinde değişik sektörlerde faaliyet gösteren KOBİ’lerin kriz ortamında ve sonrasında bölgeler ve yöreler itibariyle ne gibi davranışlar gösterdikleri karşılaştırmalı olarak belirlenmeye çalışılmıştır. Araştırmada ulaşılan sonuç, iller itibariyle küçük farklılıklar taşısa da, işletmelerin küçülerek ve özkaynaklara ağırlık vererek ayakta kalma mücadelesi verdikleridir. KOBİ’lerin finansman konusundaki zorluklarının aşılmasında yerel ve ulusal düzeyde koordinasyona dayalı işbirliği anlayışının geliştirilerek yardımcı olunması bu işletmelerin ekonomiye olan mevcut katkılarını daha da arttıracak ve bir bütün olarak ülkenin ekonomik performansını yükseltecektir.

 

Implıcatıons of Global Crises for Turkey And Their Effects On SMEs

 

ABSTRACT

 

Financial crisis, faced in Turkey and in the world, damage SMEs which have insufficient financial infrastructure. Especially the troubled period which followed the South-East and Russia crises forced SMEs to find new ways. In this study, behavior of SME’s-acting in different sectors in industrialized Turkish cities-during crises and post-crises periods are tried to be determined comparatively according to their regions. The result of the study shows that enterprises try to survive by becoming smaller and focusing on their own resources, though small differences as regards cities existed. Assisting SMEs with improving the concept of cooperation-based on coordination at local and national level-in overcoming their financial difficulties will increase present benefits of these enterprises to the Turkish economy and raise the performance of national economy as a whole.

GİRİŞ

Son zamanlarda hızlı bir büyüme gösteren uluslararası sermaye hareketleri gelişmekte olan ülkeler için yapısal reformların desteklenmesi, büyümenin hızlandırılması ve kalkınmanın desteklenmesi gibi makro ölçekte birçok avantaj sağlanmıştır. Ancak bu avantajların yanısıra, uluslararası sermayenin, bozuk finansal sistem, devletlerin kötü borçlanma politikaları yüksek oranda kamu borçlanması, aynı şekilde yüksek oranlara varan kamu açıkları nedeniyle bazı ülkelerde ciddi sorunlara yol açmakta, avantajların tersine dönerek büyük krizlere neden olabilmektedir. Bu gelişmeler yaşanırken, “küresel ekonomi” çerçevesinde dünya ekonomilerinin birbirlerine giderek entegre olması ve bağlanması sonucunda uluslararası sermaye hareketlerinin yerel yada bölgesel dalgalanmalardan çok dünya ekonomileri üzerinde etkili olabileceğini göstermiştir.

Ancak 1995’teki Meksika kriziyle ilk sinyallerini verip 1997’de Tayland ekonomisindeki yavaşlama politik istikrarsızlıkla patlama yapıp ardından Malezya, Endonezya, Tayland, Filipinler, Singapur Güney Kore 1998’de ise Rusya’ya sıçrama yapıp pek çok ülkeyi etkisi altına almayı başaran küresel kriz, pek çok ülkenin rekabet gücünü olumsuz etkilemiştir. Bu krizin zararları bu tarihten itibaren ülkemizde de yaşanmıştır. Gerçekte, krizin etkili oluşunda tutarsız makro ekonomi ve döviz politikaları, kısa vadeli borçlardaki artışlar, finans kesimindeki yapısal zayıflıkları ve yabancı sermaye yatırımlarını cezbedilememesi ekonomik ve siyasal alandaki istikrarsızlık nedeniyle krizi kısa sürede atlatması beklenilen Türkiye’de ne yazık ki krizin olumsuz etkisi altında kalmıştır. Gerçekten, yaşanılan krizlerin ekonomilerin gelişme motoru olarak görülen ve krizlere dayanıklı olarak kabul edilen KOBİ’ler üzerinde olumsuz etkiler yaratmıştır. Günümüzde küresel ekonomi ve serbest piyasa mekanizmasının sınır tanımaz yeni kimliği çerçevesinde yaşanılan küresel krizler özellikle gelişmekte olan ülkelerde bazı sektörlerdeki KOBİ’lerin krize karşı dayanıklılıkta başarısız olmuşlardır.

Çalışma, Türkiye’de küresel krizler çerçevesinde Asya ve Rusya krizinin yıkıcı etkisini Çorum, Denizli, Gaziantep , K.Maraş ve Kayseri illeri arasında karşılaştırmalı olarak değerlendirerek Türkiye’deki KOBİ’lerin krizde ciddi bir etkilenme yaşayıp yaşmadıklarını ve krizin etkilerini geride bırakıp bırakmadıklarını ortaya koymaya çalışacaktır.

 

2. KÜRESEL KRİZLERİN KOBİ’LER ÜZERİNE ETKİLERİNİN BEŞ İLDE KARŞILAŞTIRMALI İNCELENMESİ

 

2.1 Araştırmanın Amacı

Çalışmanın amacı, Çorum, Denizli, Gaziantep, K.Maraş ve Kayseri illerinde Asya ve Rusya krizlerinin KOBİ’ler üzerinde etkili olup olamadığını araştırmak ve bu krizlerde örneklem açısından dikkat çeken konularda yerel ulusal ve uluslararası düzeyde örneklem açısından dikkate çeken konularda alınması gereken tedbirleri ortaya koyarak Türkiye’de KOBİ’lerin sağlıklı gelişimine katkıda bulunmaktır.  

 

2.2. Araştırmanın Yöntemi

Araştırma, Çorum, Denizli, Gaziantep, K.Maraş ve Kayseri’de faaliyette bulunan KOBİ’lerin tesadüfi yöntemle seçilmesi yoluyla anket formu hazırlanarak gerçekleştirilmiştir.

Araştırma verileri  SPSS paket programından yararlanılarak değerlendirilmiştir.

Araştırmada dağıtılan ankette Çorum işletmelerinde %60 (54/90), Denizli işletmelerinde %49 (59/120), Gaziantep işletmelerinde %42 (55/130), K.Maraş işletmelerinde %49 (37/75) ve Kayseri işletmelerinde %48 (52/120) geri dönüşüm sağlanmıştır. Toplamda geri dönüşüm yüzdesi ise %48 (257/535)’dir.

 

 

 

 

 

3. ARAŞTIRMA BULGULARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

 

3.1.İşletme Sahiplerine Yönelik Soruların Değerlendirmesi

             Ankette işletme sahiplerine yönelik olarak yönelttiğimiz demografik özellikler içerisinde önemli görülen yaş ve öğrenim durumlarına yer verilmiştir. Diğer demografik özelliklere çalışmanın sayfa sınırlarını aşmaması nedeniyle yer verilememiştir.

 

Tablo 1. İşletme Sahiplerinin Yaş Durumu

Yaş Grupları

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

18-24

6

11.1

-

-

2

3.6

1

2.7

1

1.9

25-34

18

33.3

11

18.6

12

21.8

11

29.7

7

13.5

35-44

22

40.7

31

52.5

35

63.7

19

51.4

23

44.2

45-54

8

14.8

17

28.8

6

10.9

6

16.2

21

40.3

Toplam

54

100.0

59

100.0

55

100.0

37

100.0

52

100.0

 

İşletme sahiplerinin yaş durumuna bakıldığında 5 il bazında yönetici yaşının 35-44 yaş grubunda olduğu görülmektedir. Bu yaş grubunun yönetimde nispeten yoğun olduğu il %63.7 ile Gaziantep iken en az olduğu il ise %40,7 ile Çorum’dur. Genç yöneticilerin (25-34 yaş grubu) en fazla yönetimde yer aldığı il olarak %33.3 oranı ile Çorum görülürken, ileri yaş grubunun ağırlıklı yönetimde bulunduğu il olarak %40,3 oranı ile Kayseri dikkat çekmektedir.

 

Tablo 2. İşletme Sahiplerinin Öğrenim Durumları

 

 

Öğr. Durumu

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

İlkokul

6

11.1

2

3.4

1

1.8

3

8.1

3

5.8

Ortaokul

4

7.4

7

11.9

3

7.3

-

-

5

9.6

Lise/Dengi Okul

22

40.7

17

28.8

16

29.1

12

32.4

14

26.9

Yükseköğrenim

22

40.7

26

44.1

32

58.2

20

54.1

28

53.8

Yüksek Lisans

-

-

7

11.9

2

3.6

2

5.4

2

3.8

Toplam

54

100.0

59

100.0

55

100.0

37

100.0

52

100.0

 

İşletme sahiplerinin eğitim durumu incelendiğinde yüksek öğrenim yapmış yöneticilerin nispeten yönetimde daha fazla yer aldıkları görülmektedir. İlkokul mezunu işletme sahiplerinin diğer illere nazaran Çorum’da (%11.1) daha fazla olduğu, yüksek lisans yapan yöneticilerin ise Denizli ilinde (%11.9) daha fazla olduğu görülmektedir.

            Araştırma sonuçları, işletme sahiplerinin orta yaş grubunda ve yüksek öğrenim mezunu kişiler olduğunu göstermektedir. Denizli başta olmak üzere, illerde, yöneticilerin öğrenim düzeyinin giderek yükseldiği görülmektedir. Bu durum KOBİ’lerde geleneksel bakışı temsil eden yaşlı ve düşük eğitim düzeyine sahip yöneticilerin giderek yönetimde gençlere ve yüksek öğrenim sahibi yöneticilere yerini bıraktığına işaret etmektedir.

 

3.2.İşletme Özelliklerine Yönelik Soruların Değerlendirilmesi

İşletme özelliklerine yönelik soruların değerlendirilmesinde ise işletmelerin sektörel dağılımı ve yatırım büyüklüğüne yer verilmiş diğer özellikler değerlendirmeye dahil edilmemiştir.

 

Tablo 1. İşletmelerin Sektörel Dağılımı

 

 

 

Sektörler

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Tekstil ve konfeksiyon

4

7.4

44

74.6

20

36.3

26

70.3

13

25.0

Gıda sanayii

10

18.5

2

3.4

11

20.0

2

5.4

6

11.5

Metal sanayii

20

37.0

5

8.5

5

9.1

8

21.6

16

30.8

Mobilya ve döşeme

4

7.4

1

1.7

1

1.8

1

2.7

6

11.5

Diğer

16

29.6

7

11.9

18

32.7

-

-

11

21.1

Toplam

54

100.0

59

100.0

55

100.0

37

100.0

52

100.0

 

İşletmelerin özelliklerine yönelik yöneltilen soruların ilki işletmelerin bulunduğu sektörle ilgilidir. İşletmelerin sektörel dağılımına bakıldığında, tekstil, gıda, metal sanayi, mobilya ve döşemecilik ve diğer sektörlerin araştırmaya katıldıkları görülmektedir. Katılımın sektörel dağılımına bakıldığında Çorum’da (%37) metal sanayi sektöründe, Denizli (%74.6), Gaziantep’te (%70.3) ve K.Maraş’ta (%70.3) tekstil sektöründe, Kayseri’de (%30.8) ise metal sanayi sektöründe katılımın daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca G.Antep’te (%20) gıda sektörü, Kayseri’de ise (%11.5) mobilya sektöründe bulunan KOBİ’lerin katılım yoğunluğu diğer illere göre dikkat çekmektedir.

            Geleneksel merkezler, İstanbul, Kocaeli, Bursa, Ankara, İzmir, Adana vb. iller yanında son yıllarda araştırmanın örneklemini oluşturan Çorum, Denizli, Gaziantep, K.Maraş ve Kayseri’nin de giderek önem kazandığı görülmektedir. Bu illerden K.Maraş, 1990’lı yılların teşvikli yatırımlarında %6.4 pay alarak yatırımda 4. il olma başarısını gösterirken, Gaziantep %5.8’lik payı ile 6. sırada, Kayseri ise daha düşük bir düzeyde olsa da önemli bir sırada yer alarak ülke genelinde gelişme göstermiştir. 1990’da Gaziantep, K.Maraş ve Kayseri bir iplik bölgesi oluşturarak iplik yatırımları ile yıldızlarını parlatmışlardır. 1990-1996 döneminde Çorum dışında kalan 4 il tekstile yapılan yatırımlarla dikkat çekmiş (Forum, 1997:10-13), ancak küresel kriz ve iç finansal kriz nedeniyle K.Maraş tekstil sektörü bunalım yaşamış ve pek çok yatırım yarım kalmıştır. Gaziantep ise 1997 ve 1998’de tekstil sektöründe bir yükselme trendi yakalamış, 1999’da bir gerileme olsa da ciddi bir bunalım yaşamamıştır.

            Çorum’un 1999 yılı ihracatının önceki yıllara göre düştüğü ve işlem hacminin %21.9 oranında gerileyerek 20 milyon dolara indiği belirtilmektedir. Bu sonuçta Uzak Doğu ve Rusya krizi başta olmak üzere Çorum’lu işletmelerin önceki yıllarda yaptıkları bağlantılar bittikten sonra yeni bağlantılar kuramamalarının etkisi olduğu belirtilmektedir (Müjde,1999:9).

 

Tablo 2. İşletmenin Sabit Sermaye Tutarı (Yatırım Büyüklüğü)

Yatırım Büyükl.

(Bin Dolar)

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Cevapsız

8

14.8

-

-

-

-

4

10.8

3

5.8

100 Binden çok

12

22.2

-

-

11

20.0

4

10.8

6

11.5

100-500 arası

16

29.6

10

16.9

19

34.5

10

27.0

8

15.4

500-1 Milyon

8

14.8

10

16.9

7

12.7

2

5.4

12

23.1

1-5 Milyon

10

18.5

25

42.4

8

14.5

10

27.0

16

30.8

5 Milyondan çok

-

-

14

23.7

10

18.2

7

18.9

7

13.5

 Toplam

54

100.0

59

100.0

55

100.0

37

100.0

52

100.0

 

Sabit sermaye tutarı bakımından işletmeler karşılaştırıldığında Denizli’deki KOBİ’lerin %42.4’ünün 1-5 milyon dolar, Gaziantep’te KOBİ’lerin %34.5’inin 100-500 bin dolar, Kayseri’de %30.8’inin 1-5 milyon dolar, Çorum’da da %29.6’sının 100-500 bin dolar, K.Maraş’ta ise %27’sinin hem 100-500 bin dolar hem de 1-5 milyon dolar arasında olduğu görülmektedir. İl bazında sabit sermaye yatırım büyüklüğünün iller arasında Denizli’de yoğunlaştığı görülmektedir.

 

3.3. İşletmenin Küresel Krizden Sonraki Finansman Durumu

 

Tablo 1. İşletmenin Krizden Etkilenme Durumu

Krizden Etkilenme

Durumu

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Tamamen etkiledi

24

44.4

21

35.6

23

411.8

13

35.1

8

15.4

Üretimimiz azaldı

14

25.9

12

20.3

10

18.2

12

32.4

16

30.8

Finansta sıkıntı  arttı

2

3.7

1

1.7

10

18.2

4

10.8

9

17.3

Hammadde- tedarik zorluğu oldu

-

-

9

15.3

3

5.5

-

-

6

11.5

Hiç etkilemedi

6

11.1

10

16.9

4

7.3

5

13.5

8

15.4

Diğer

8

14.8

6

10.2

5

9.0

3

7.1

5

9.6

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

            KOBİ’lerin Asya ve Rusya krizinden sonra etkilenip etkilenmedikleri sorusuna, bütün illerde krizin işletme faaliyetlerini “tamamen” etkilediği şeklinde cevap vermişlerdir. Çorum (%44.4) ve Gaziantep (%41.8) KOBİ’leri ilk sırada yer almak üzere Denizli (%35.6) ve K.Maraş (%35.1) işletmelerinin bu seçenekte ağırlıklı yer aldığı görülmektedir. Kayseri KOBİ’leri %30.8 oranındaki bir katılımla krizin “üretimde azalma yaptığı” seçeneğine dikkat çekmişlerdir. K.Maraş, Çorum, Denizli ve Gaziantep işletmelerinin ise ikinci olarak üretim azlığı ve üretimdeki durgunluğa önem verdiği görülmekte, Gaziantep işletmelerinin ise aynı orandaki bir katılımla finansman sıkıntıları üzerinde durdukları dikkat çekmektedir. Hammadde zorluğu çeken iller içinde Denizli(%15.3) yer alırken, aynı ilin krizden hiç etkilenmediğini belirten işletmelere(%16.9) ev sahipliği yapması dikkat çekicidir.

            Dış Ticaret Müsteşarlığı İhracat Genel Müdürlüğü AR-GE dairesi’nin “Uzakdoğu’da Yaşanan Krizin Ülkemiz İhracatı Üzerine Yaratacağı Tehditler ve Fırsatlar Üzerine Bir Çalışma” olarak hazırladığı rapor, Türkiye’nin krizden etkilenmesinin dünya piyasalarıyla entegrasyonunda ekonomi politikalarında önemli aşamalar kaydettiğinin bir göstergesi olarak yorumlamakta ve Türkiye’nin en az zararla hatta yararla çıkmanın yolları üzerinde durmak yoluyla (Akman,1999:55-57) konunun bütünüyle olumsuz değerlendirilmeyeceğini belirtmektedir. Krizin yurtiçi mali piyasalar üzerinde önemli bir etkisi olmadığı kabul edilmektedir. 1997’de krizin başladığı Temmuz ve ilerlediği Ekim aylarında ciddi bir dalgalanma olmamış 1998 itibariyle de kriz etkisiyle İMKB endeksinin uzun dönemli trendinde ciddi bir bozulma olmadığı görülmüştür. Ancak finansal sistemdeki aksaklıklar ve yapısal bozukluklar, özellikle finans piyasalarının gözetim ve denetim yetersizliği ve İMKB bünyesinde oluşturulacak endekse dayalı futures piyasalarının açılmaması, beklenilen finansal gelişmeyi de yaratmamıştır. Ayrıca, 1988 yılının son çeyreğinde yoğunlaşan yurtiçi talep ve üretimdeki daralma, 1999 yılının ilk çeyreğinde ekonomiyi olumsuz etkilemiş ve aynı dönemde (1999 Ocak-Eylül) ihracatın %6.6 oranında azalarak 18.6 milyar dolar düzeyinde gerçekleşmesi, Rusya pazarındaki daralmayla ilgili olmuş, sonuçta finansman maliyetleri yükselmiş, dolar cinsinden birim ücretlerdeki artış, ihracat performansını olumsuz etkilemiştir (Forum,1999: 6-7). Özellikle 1998 yılı Ağustos ayından sonra yoğunlaşan Rusya krizi sonrasında yabancı yatırımcılar Türkiye’den çıkmış, uluslararası rezervlerimiz önemli miktarda azalmış, dış finansman imkanları daralmıştır. Her iki krizin etkisiyle, Türkiye 2000 yılına reel faizlerin yüksek seviyesini devam ettirdiği, kamu açıklarının yükselme eğilimine girdiği, ekonomik aktivitenin daraldığı ve enflasyon oranının nisbi bir artış gösterdiği bir ortamda girmiş ancak yapısal reformlar ve yabancı sermayeye yönelik son tedbirlerle gelişme potansiyeline doğru ilerleme sinyalleri vermeye yavaş yavaş başlamıştır.

            Araştırma bulgularına bakıldığında işletmelerin bu belirtilen makro ortamdan etkilendiği görülmektedir. Özellikle Kayseri ilinin 1996’dan 1997’ye Türkiye içindeki ihracat payını 1.17’den 1.09’a; 1998’den 1999’a aynı payın 1.13’den 1.09’a gerilediği (Kayseri Ticaret ve Sanayi Odası) dikkat çekmektedir. Diğer illerde de ekonomik trend olumsuz yönde etkilenmiş ancak örneklemde bu trend daha düşük çıkmıştı

Tablo.2.Krizin İhracat Hacmine Etkisi

Krizin İhracat Hacmine Etkisi

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Cevapsız (ihracat yapmıyor)

34

63.0

19

32.2

25

45.5

22

59.5

16

30.8

Hiç etkilemedi

10

18.5

16

27.1

5

9.1

4

10.8

14

26.9

%15 ve altında düşme oldu

4

7.4

10

16.9

1

1.8

 

 

4

7.7

%16-45 azaldı

4

7.4

8

13.6

14

25.5

4

10.8

4

7.7

%46-75azaldı

-

-

4

9.8

3

5.5

4

10.8

7

13.4

%76-100 azaldı

2

3.7

-

-

4

7.3

3

8.1

5

9.6

İhracatımız tamamıyla durdu

-

-

-

-

1

1.8

-

-

-

-

Diğer

-

-

2

3.4

2

3.6

-

-

2

3.8

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

             KOBİ’lerin krizin ihracat hacmine etkisine yönelik verdiği cevap Denizli’de %27.1, Kayseri’de %26.9, Çorum’da %18.5, K.Maraş’ta %10.8 ve Gaziantep’te %9.1 oranında krizin etkilemediği yönündedir. Bununla birlikte krizin etkilediği yönünde cevap verenler içerisinde ihracat hacminde %15 ve altında düşme olduğunu belirten Denizli (%16.9), %16-45 oranında azaldığını belirten Gaziantep (25.5), %46-75 oranında azalma olduğunu belirten   Kayseri işletmeleri (%13.4) dikkat çekmektedir.

            İl bazında ihracat rakamlarına bakıldığında, Çorum irtibat bürosu verilerine göre Çorum’da 1997 yılı içerisinde gerçekleştirilen ihracat işlem hacmi, bir önceki yıla göre %20 oranında artıp 20 milyon doları bulurken, 1999’da %21.9 oranında düşerek, yine 20 milyon dolarda kalmıştır. Çorum ili ihracatının 1999’da düşmesinin en önemli nedeni, Rusya krizidir. İhracatının çoğunluğunu Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine yapan Çoruml’lu firmalar, önceki yıllarda yaptıkları bağlantılar bittikten sonra yeni bağlantılar kuramamışlardır (OAİB,1999: 8-9). Kayseri ilinin Türkiye içindeki ihracatı 1996’da %1.17’den 1997’de %1.09’a 1998’de %1.13’den, 1999’da %1.09’a düşmüştür (DİE,1999). Kayseri 1998’de 79 ülkeye ihracat yapmış, bu ihracatta en büyük payı sırasıyla Avrupa ülkeleri, Orta Doğu, Rusya, Türkiye Cumhuriyetleri ve Amerika almıştır(Kayseri Sanayi Odası). Kayseri ihracatındaki düşüşte krizin etkisiyle azalma olan pazar Rusya ve Türkiye Cumhuriyetleri olmuştur. Denizli sanayinin dünyada ortaya çıkan kriz karşısında durumu sağlıklı bir yapıda değerlendirdiği (DTO,1999) belirtilmektedir. Dünya ihracatı 1997’de %10 iken, 1998’de %3.5 dolayında bir artış kaydetmiştir. Dünya ihracatı dolar bazında 1982’den beri ilk defa 1998 yılında %2 oranında bir daralma olmuştur. Denizli sanayii 1997’de %30, 1998’de ise %2 oranında da olsa bir artışla trendi pozitif sürdürmüştür (DTO,1999:2). Gaziantep’te son üç yılda yapılan ihracatlara bakıldığında, 1997’de 649.365.000 dolarlık ihracatın 1998’de 605.389.000 dolara, 1999’da ise 403.080.000 dolara (Ocak-Eylül dönemi) gerilediği (GTO,1999) görülmektedir. Gaziantep’te 1999’da yapılan ihracatta toplamda %5 düzeyinde bir gerileme yaşandığı belirtilmektedir. Bu değişimde Asya ve Rusya krizlerinin etkisinin olduğu düşünülmektedir.

 

Tablo 3. Krizin Üretim Hacmine Etkisi

Krizin Üretim Hacmine Etkisi

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Cevapsız

6

11.1

16

27.1

8

14.5

3

8.1

7

13.5

Hiç etkilemedi

4

7.4

12

20.3

7

12.7

6

16.2

17

32.7

%15 ve altında düşme

8

14.8

7

11.9

4

7.3

-

-

4

7.7

%16-45 azaldı

12

22.2

15

25.4

21

38.2

18

48.6

13

25.0

%46-75azaldı

18

33.3

6

10.2

14

25.4

6

16.2

8

15.4

%76-100 azaldı

2

3.7

3

5.3

-

-

2

5.4

3

5.8

Satışlarımız  durdu

2

3.7

-

-

-

-

-

-

-

-

Diğer

2

3.7

-

-

1

1.8

2

5.4

-

-

Toplam

54

100.0

59

100.0

55

100.0

37

100.0

52

100.0

 

            İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO,1998) “İkinci 500 Büyük Sanayi Kuruluşu-1999” değerlendirme raporu, krizin asıl KOBİ’leri vurduğunu, küçük ve orta ölçekli işletmelerin büyük sanayi kuruluşlarına göre daha fazla etkilediğini göstermektedir. İlk 500 sanayi kuruluşunun %40 azalan kârını, ikinci 500 büyük %12’lik düşüşle izlemiş ve KOBİ’lerin yoğun olduğu ikinci 500’de ise 1999’da satışlar reel olarak %6.5 oranında düşmüştür.

            KOBİ’ler krizin üretim hacmine etkisine yönelik olarak hiç etkilemediği şeklinde cevap vermişlerdir. Bu seçeneğe yer veren işletmeler iller olarak, %32.7 oranı ile Kayseri, %20.3 ile Denizli, %16.2 ile K.Maraş, %12.7 ile Gaziantep, %7.4 ile Çorum şeklinde sıralanmıştır. %15 oranındaki azalışta Çorum (%14.8), %16-45 arasında Gaziantep (%38.2), %46-75 azalışta yine Çorum (%33.8), %76-100 oranındaki azalışta Kayseri (%5.8) işletmeleri yer almışlardır.

            Asya ve Rusya krizinin ardından ortalama olarak %40’lar seviyesinde çıkan devalüasyonlar bu ülkeleri ihracatta, daha saldırgan bir tutum içine itmiş ve tekstil, demir-çelik, elektronik ve gıda sektörlerinde sert rekabet koşulları ile karşı karşıya kalınmıştır. Bu sert rekabet şartlarında ihracat olumsuz etkilenmiştir. Ancak, bilindiği gibi, dış dengenin sürdürebilir bir yapıda gelişmesi öncelikle ihracat artışına süreklilik sağlamakla mümkündür. İhracatta sürekli bir artış sağlanması ise esas olarak bu artışı sağlayabilecek üretim kapasitesinin yaratılmasına ve dolayısıyla yatırımlara bağlıdır. Ancak kriz nedeniyle pek çok ülke borçları artarken, en yüksek borçlular içerisinde (ilk 5 borçlu, Brezilya, Meksika, Çin, G.Kore ve Endonezya ) Türkiye’de 10.sırada yer aldığından, yeni yatırımlar güçleşmiş ve araştırmada üretim olumsuz etkilenmiştir(Sönmez,1999:21). İller bazında bu olumsuz etkilenme Çorum ve Gaziantep’te (%46-75 oranında) öne çıkmaktadır.

                                  

Tablo 4. Krizin İç Piyasa Fiyatlarına Etkisi

Krizin İç Piyasa Fiyatlarına Etkisi

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Cevapsız

2

3.7

15

25.4

2

3.6

4

10.8

4

7.7

Bir önceki yıl ile aynıdır

20

37.0

10

16.9

16

29.1

9

24.3

13

25.0

%15 ve altında düşme oldu

-

-

2

3.4

-

-

-

-

4

7.7

Önceki yıla göre %16-45 azaldı

16

29.6

6

10.2

8

14.8

7

18.9

8

15.4

Önceki yıla göre % 16-45 arttı

6

11.1

9

15.2

3

5.3

2

5.4

6

11.6

Normal gelişmesini takip etti

2

3.7

12

20.3

-

-

1

2.7

14

26.9

Diğer

8

14.8

5

8.5

26

47.2

14

37.8

3

5.8

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

            Krizin iç piyasa fiyatlarına etkisine bakıldığında Çorum’da %37 oranında işletmelerin bir önceki yıl ile aynı olduğu, Denizli’de %20.3 oranında, Kayseri’de ise %26.9 oranında “fiyatlarımız normal gelişmesini takip etti” denildiği Gaziantep’te %47.2 K.Maraş’ta ise %37.8 oranında belirtilen durumların dışında diğer etkilerin olduğu belirtilmektedir. Bütün illerde ikinci olarak “bir önceki yıl ile aynıdır” seçeneğine ağırlık verildiği dikkat çekmektedir.

            Kriz dönemlerindeki finansal istikrarsızlığın, büyük ekonomik kayıplara neden olabilecek fiyat hareketlerinden kaynaklandığı bilinmektedir. Fiyatların ekonomik konjonktürdeki değişimleri yansıtacak şekilde hareket etmemesi, gelecekteki gelir akışlarının yeniden değerlendirilmesi ya da iskonto edilen birim fiyatın belirlenmesine neden olmaktadır. Bu dönemde fiyatlar, normal piyasa şartlarındaki değişmelerden daha fazla sapma göstermektedir. Ayrıca fiyat hareketlerinin sürekli olması, belirsizliği artırmakta ve kaynakların yanlış dağılımına katkıda bulunmaktadır. Krizin araştırma yapılan illerde normal gelişmesini takip etmesi ve bir önceki yıl ile aynı olması bu illerde söz konusu etkinin beklenen düzeyin altında kaldığına işaret etmektedir

 

Tablo 5. Krizin İhracat Fiyatlarına Etkisi (Dolar Bazında)

 

 

Krizin İhracat Fiyatlarına Etkisi

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Cevapsız (ihracat yok)

36

66.7

17

28.8

25

45.5

20

54.1

15

28.8

Bir önceki yıl ile aynıdır

8

14.8

11

18.6

11

20.0

8

21.6

10

19.2

%15 ve altında düşme oldu

6

11.1

13

22.0

4

7.3

1

2.7

7

13.5

Önceki yıla göre %16-30 azaldı

2

3.7

4

6.8

4

7.3

2

5.4

5

9.6

Önceki yıla göre % 16-30 arttı

-

-

3

5.1

-

-

-

-

2

3.8

Normal gelişmesini takip etti

2

3.7

11

18.6

8

14.5

5

13.5

11

21.2

Diğer

-

-

-

-

3

5.5

1

2.7

2

3.8

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

            Krizin ihracat fiyatlarına etkisinin olup olmadığına yönelik sorulara verilen cevaplarda, işletmelerin “bir önceki yıl ile aynıdır” seçeneğini (ihracat yok seçeneği hariç) öne çıkardığı görülmektedir.

            K.Maraş %21.6 oranındaki bir katılımla, Gaziantep %20 oranındaki katılımla, Kayseri %19.2 oranı ile, Denizli%18,6 oranı ile Çorum ise %14.8 oranı ile bu görüşü paylaştıklarını belirtmişlerdir. “Fiyatlarımız normal gelişmesini takip etti” diyen işletmelerde Kayseri %21.2 oranıyla ilk sırada bulunurken, Kayseri’yi %18.6 oranı ile Denizli, %14.5 oranı ile Gaziantep, %13.5 oranı ile K.Maraş ve %3.7 oranı ile Çorum takip etmiştir. %15 ve altında düşme yaşandı diye cevap veren işletmelerde (%22) Denizli’nin, %16-30 oranında azaldı cevabını veren işletmelerde Kayseri’nin (%9.6), bir önceki yıla göre %16-30 oranında arttı diyen işletmelerde yine Denizli’nin (%5.1) yer aldığı görülmektedir.

            1996 rakamlarında 1 dolar 100.000 TL iken 1999’da 1 dolar 500.000 TL yükselmesi ile girdi ve uluslararası petrol fiyatlarındaki yükselme ihracat fiyat artışlarında azalmalara neden oldu. Araştırmada tüm illerde genel olarak bir önceki yıl seviyesinde kaldığı ya da %15 düzeyinde düşüş yaşandığı görülmektedir. Asya krizinin Türkiye üzerindeki önemli bir etkisi, Asya pazarında kriz sonrası yaşanan ekonomik daralma sonucu büyümenin düşmesi ve ülkelerde yerel para cinsinden ithal malların fiyatlarının yükselmesidir. Türkiye’nin söz konusu ülkelere sattığı mal grupları incelendiğinde demir-çelik ürünlerinin toplam ihracatın %75’ini oluşturduğu görülmektedir. Demir-çelik ürünleri ise büyük ölçü de Çin, Tayvan ve Hong Hong’a ihraç edilmektedir. Bu nedenle Asya ülkelerine yapılan ihracat olumsuz etkilense de bu etkinin sektör ve miktara olacak etkisinin sınırlı kalması (Güvenen, 1998:11) söz konusu olmuştur. Çorum, Denizli, Gaziantep, K.Maraş ve Kayseri 1996 ve 1997 başında (Maraş ve Denizli özellikle tekstilde) önemli gelişmeler gösterirken kriz ve kriz sonrası yanlış uygulama ve krize hazırlıklı olmayan yapısal düzenlemelerle büyük sıkıntılar yaşayarak özelikle K.Maraş ve Çorum vergi ve fon kıskacında kalarak ciddi bir bunalıma (Forum,1999:50) girmiştir. Sonuç olarak bu dönemde Denizli, K.Maraş ve Çorum’un 1996 yılında milli gelirdeki artan payları yerini 1997 ve sonraki yılarda azalan paylara bırakmıştır.

 

Tablo 6. Yurt İçi Müşterilerin Ödeme Güçlükleri

Yurt İçi Müşterilerin Ödemelerinde Aksama

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Cevapsız

4

7.4

11

18.6

4

7.3

2

5.4

2

3.8

Hiç aksamadı

4

7.4

6

10.2

6

10.9

1

2.7

7

13.5

%10-30  oranında

6

11.1

21

35.6

6

10.9

3

8.1

20

38.4

%31-50 oranında

10

18.5

14

23.7

19

34.5

11

29.7

12

24.1

Diğer oranlarda aksadı

20

37.0

5

8.5

13

23.6

11

29.7

5

9.6

Tümüyle aksadı

10

18.5

2

3.4

7

12.7

7

18.9

6

11.5

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

            Yurtiçi müşterilerin ödeme güçlükleri konusundaki KOBİ’lerin verdikleri cevaplarda illere göre değişiklikler görülmektedir. Çorum (%37) ve K.Maraş (%29.7) işletmeleri müşterilerin ödemelerinde %50’den daha fazla bir oranda aksama olduğunu belirtirken, Denizli (%35.6), Kayseri (38.4) işletmeleri %10-30 oranında, Gaziantep işletmeleri ise (%34.5) %31-50 oranında bir aksama olduğunu belirtmektedir.

            İşletmelerin kendilerinin herhangi bir ödeme sıkıntısı çekmemesine rağmen, müşterilerin değişik oranlarda da olsa ödeme güçlükleri olduğunu belirtmeleri dikkat çekicidir. Faiz oranlarının yüksek, borç yapılarının kısa olması ekonomik faaliyetlerde ve nakit akışında problem yaratarak-özellikle bazı firmaların alacaklı ve borçlu olduğu fonlardaki vade yapılarının farklı olması, kriz etkisiyle ekonominin genel olarak kötüye gidişi negatif etki yaratmıştır- firmaların müşterisi oldukları karşı firmalara borçlarının ödemelerinde sıkıntı yaratmıştır. Araştırmalarda bu sıkıntının borçlu ve alacaklı firmalar açısından yaşandığı görülmektedir.

 

Tablo 7.Yurtdışı Müşterilerin Ödeme Güçlükleri

Yurt Dışı Müşterilerin Ödemelerinde Aksama

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Cevapsız (ihracat yok)

38

70.4

21

35.6

25

45.5

24

64.9

20

38.5

Hiç aksamadı

6

11.1

29

49.2

12

21.8

7

18.9

23

44.2

%10-30 oranında

4

7.4

6

10.2

9

16.4

1

2.7

7

13.4

%31-50 oranında

2

3.7

-

-

7

12.7

4

10.8

-

-

Diğer oranlarda aksadı

4

7.4

1

1.7

1

1.8

-

-

1

1.9

Tümüyle aksadı

-

-

2

3.4

1

1.8

1

2.7

1

1.9

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

            Yurtdışı müşterilerin ödemelerinde bir aksaklık olup olmadığına bakıldığında bütün illerde “ödemeler hiç aksamadı” seçeneği yönünde cevaplamaya gidildiği görülmektedir. Çorum işletmeleri %11.1, Denizli işletmeleri %49.2, Gaziantep işletmeleri %21.8, K.Maraş işletmeleri %18.9, Kayseri işletmeleri %44.2 oranında dış müşterilerinin ödeme sorunları olmadığını belirtmişlerdir. İkinci olarak %10-30 oranında bir aksama olduğunun belirtilmesi (K.Maraş %31-50 olarak belirtmiştir) bu bulguyu desteklemektedir.

            Asya ve Rusya krizleri, piyasa ekonomisi gelişmeyen ülkelerde, ülke parasının devalüe edilmesi sonucunda döviz krizleri yaşamasına neden olurken enflasyonun, ılımlı ve istikrarlı olduğu sanayileşmiş ülkelerde durumun farklı olduğu görülmüştür. Finansal istikrar nedeniyle, dışsal yardım ve müdahale olmaksızın, finansal sistemdeki yükümlülüklerini temel kuruluşları yoluyla ve güven içerisinde yerine getirebilen firmalar alım ve satımında sözleşmelerden kaynaklanan büyük bir kriz yaşamamış (Crockett,1997:9) bu nedenle ödemelerde, ekonomik performansı olumsuz etkilenmeyen firmalar fazla bir zorluk çekmemişlerdir. İller bazında ihraç edilen ürünleri Avrupa ve Amerika’ya satan firmalar pek güçlük çekmezken, krizden etkilenen Türkiye Cumhuriyetleri, Rusya, G.Doğu Asya ülkelerine ihraç ürünleri olan işletmeler müşteri ödemelerinde problemler yaşamışlardır. Oranın azlığı bu konuda ağırlıklı pazarın krizden fazla etkilenmeyen gelişmiş ülke pazarları olduğunu göstermektedir. Denizli ve Kayseri Avrupa ve Amerika pazarı ağırlıklı yapıları nedeniyle, bu dönemde dış müşteri ödemelerinde güçlük yaşamış iller arasındadır.

 

Tablo 8.İşletmenin Ödeme Güçlükleri

İşletmenin Ödemelerinde Aksama

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Cevapsız

8

14.8

3

5.1

4

7.3

3

8.1

2

3.8

Ödemeler hiç aksamadı

26

48.1

37

62.7

22

40.0

11

29.7

31

59.6

%10-30 oranında

8

14.8

10

17.0

18

32.7

9

24.3

13

24.0

%31-50 oranında

-

-

6

10.2

4

7.3

3

8.1

4

7.7

Diğer oranlarda aksadı

8

14.8

3

5.1

3

5.4

7

18.9

1

1.9

Tümüyle aksadı

-

-

-

-

4

7.3

4

10.8

1

1.9

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

            KOBİ’lerin işletmede ödeme güçlüğü çekip çekmediklerine yönelik soruya verilen cevaplarda “ödemeler aksamadı” seçeneğindeki yoğunluk dikkat çekmektedir. Denizli işletmeleri %62.7 oranı ile ilk sırada yer almışlardır. Kayseri işletmeleri %59.6 oranı ile, Çorum %48.1 oranı ile, Gaziantep %40 oranı ile, K.Maraş işletmeleri ise %29.7 oranı ile hiçbir aksaklık yaşamadıklarını belirtmişlerdir. Bununla birlikte K.Maraş işletmelerinin %24.3’ü, Gaziantep’in %32.7’si, Kayseri’nin ise %24’ü %10-30 oranında ödemelerde aksama yaşadıklarını belirtmişlerdir.

            Bulgular yaşanılan istikrarsızlık nedeniyle ihtiyatlı karşılanabilir. Enflasyonun yüksek ve istikrarsız olması, ahlâki problemler ve fonların yanlış kullanımı dolayısıyla ülke genelinde kriz döneminde sorunlar yaşanmıştır. Ahlâki tehlike, kredi veren ile kredi alan arasında faiz çatışmasında yaşanmaktadır. Faiz oranları ne kadar yüksek olursa olsun , ödünçlerinin batık kredi tehlikesi taşıması nedeniyle yeterli fon verilmesi söz konusu olmamıştır. Diğer taraftan alınan fonlar işletme sahiplerinin statü ve güçlerini artıracak verimsiz ve kâr oranı düşük alanlarda kullanılarak ekonomik savurganlık ortaya çıkmıştır. Prodüktiv yatırımlara fonları kanalize etme görevini yerine getiremeyen firma sahipleri ve ortakları, fon girişinin belirli bir süre sonra kesilmesi ile ekonomik faaliyetlerde kötü durumlarla karşılaşmışlardır. Araştırmada sorun olarak çıkmamasına karşılık, ülke genelinde ödeme güçlükleri değişik sektörlerde olmuş, firmaların bir kısmı bankalara geçerken , bir kısım sahiplerde batık kredi durumuna düşüp firmalarını iflasa götürüp başka bir firma adı altında kurularak ahlâki tehlike göstermişlerdir. Literatürde “ters seçim” ve “ahlaki tehlike” (Mishkin, 1992:163) olarak adlandırılan bu durum kriz döneminde başta Denizli olmak üzere tüm illerde değişik boyutlarda yaşanmıştır. Örneklem, sosyal beğenirlik etkisinde bir sonucu temsil etmiyorsa, durum memnuniyet vericidir.

Tablo 9.Kriz Döneminde Finans İhtiyacının Karşılandığı Yerler

Kriz Döneminde Finans Kaynakları

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Cevapsız

(kredi kullanmıyor)

10

18.5

11

18.6

7

12.7

4

10.8

8

15.4

Bankalar

14

25.9

31

52.5

9

16.4

9

24.3

16

30.8

Ortaklar

12

22.2

10

16.9

23

41.8

13

35.1

14

26.9

Eş-dost

14

25.9

4

6.8

3

5.5

7

18.9

5

9.6

Serbest piyasa

2

3.7

-

-

8

14.5

-

-

-

-

Özel finans kurumları

-

-

1

1.7

1

1.8

1

2.7

4

7.7

Diğer

2

3.7

2

3.4

4

7.3

3

8.1

5

9.6

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

            Kriz döneminde KOBİ’lerin finans ihtiyacının karşılandığı yerler iller bazında farklılık göstermektedir. Çorum işletmeleri %25.9, Denizli%52.5, Kayseri %30.8 oranı ile ilk sırada “bankalar” seçeneğine yer verirken, Gaziantep %41.8, K.Maraş %35.1 oranı ile ortaklar demişlerdir. Eş-dost seçeneği Çorum %25.9 ve K.Maraş’ta %18.9 yüksek değerlerde çıkmıştır.

            Asya ve Rusya krizinin makro ölçekte en fazla etkili olduğu ülkelerin finansal krizi doğuracak etkenlere sahip olan ülkeler olduğu konusunda otoriterler fikir birliğine varmışlardır. Bu nedenler arasında bozuk finansal sistem, devletlerin bozuk borçlanma yapıları, yüksek oranda kamu borçlanması, yüksek oranlara varan kamu alacakları (İSO, 1998:15) sayılabilir. Makro ölçekteki bu etkenlerin mikro ölçekteki varlığının iller bazında etkili olduğunu belirtebiliriz. Şöyle ki, tasarrufların  “gayrimenkul ve lüks yatırımlar gibi geri ödeme kapasitesi düşük sektör ve alanlara yönlendirilmesi finansal sistemlerin kontrol-denetim-gözetim sistemlerinin yetersizliği muhasebe fonksiyonunun etkin yapılandırılmaması nedeniyle üretilen malın maliyetinin altında satışların yapılması, hızlı büyümede temelin borçlanmaya dayandırılması önemli etkenlerdir. Araştırma kapsamında illerde bankalardan alınan kredilerin zamanında ödenmemesi kriz sonrası firmaları güç durumlara düşürmüştür. Denizli, Kayseri ve Çorum KOBİ’lerinin bir çoğu bu bozuk finansal sistem nedeniyle ayakta kalamamıştır.

 

Tablo 10.Kriz Döneminde Bankalarla Olan İlişkilerin Durumu

Kriz Döneminde Bankalarla İlişkiler

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Cevapsız

8

14.8

5

8.5

7

12.7

7

18.9

3

5.8

İlişkileri dondurduk

6

11.1

3

5.1

4

7.3

5

13.5

1

1.9

Geçici sıkıntılar oldu

18

33.3

21

35.6

25

45.5

16

43.2

16

30.8

Hiçbir sıkıntı olmadı

18

33.3

28

47.5

10

18.2

8

21.6

31

59.6

Diğer

4

7.4

2

3.4

9

16.4

1

2.7

1

1.9

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

            Kriz döneminde bankalarla ilişkileri açısından KOBİ’lerin verdikleri cevaplar “geçici sıkıntılar oldu” seçeneği ile “hiçbir sıkıntı olmadı” seçeneği üzerinde yoğunlaşmaktadır. Çorum işletmeleri %33.3 oranında her iki seçeneğe aynı değerde yer verirken , Denizli işletmeleri %47.5 oranı ile sıkıntısının olmadığı , %35.6 oranı ile geçici sıkıntısı olduğu, Gaziantep işletmeleri %45.5 oranı ile geçici olarak sıkıntı çektiği , %18.7 oranı ile hiçbir problemi olmadığı, K.Maraş işletmeleri %43.2 oranı ile geçici olarak olduğu , %21.6 oranı ile olmadığı, Kayseri işletmeleri ise %59.6 oranı ile hiçbir problemi olmadığı %30.8 oranı ile de geçici sıkıntıları olduğunu belirtmişlerdir.

            Kriz sürecinde enflasyon baskısı ve faiz oranlarının yükselmesi, firmaların bilançolarını kötüleştirerek aldığı kredileri yeniden ödeyebilme gücünü azaltmaktadır. Böyle bir dönemde , bankalardaki mevduatı güvence altına almaya yönelik tedbirlerin yokluğu söz konusu olduğunda durum daha da ağırlaşarak banka panikleri yaratmaktadır. Banka panikleri ise bir bankadan diğerine yayılarak sağlıklı bankaları da  tehdit etmektedir. Mevduat sahiplerinin bankaların fonlarının niteliği konusunda bilgi sahibi olmaması ve kendi mevduatlarının güvenliğinden korkmaları, mevduatlarını çekmeye onları yönlendirirken, fonların azalması sonucunda da banka iflaslarını arttırmaktadır. Asya Krizi’nin etkisiyle 1997 yılına göre 1998 yılında gelişmekte olan ülkelere sermaye akışlarının 260 milyar dolardan 152 milyar dolara gerilemesi (The Economist, 1999:114) buna dünya genelinde örnek oluştururken, Türkiye’de aynı sürecin birkaç bankada yaşanması ve güncel olarak devamlılık göstermesi konuyu önemli kılmıştır. Yerel bazda illerde örneklem dahilinde böyle bir negatif etkinin geçici olması ya da yaşanmaması finansal krizin etkisini azaltmıştır.

 

Tablo 11. Krizden Çıkış İçin Şirket Birleşmelerini Düşündüğünüz Takdirde  İzleyeceğiniz Yöntem

Şirket Birleşmesi Modelleri

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Cevapsız

20

37.0

15

25.4

23

41.8

20

54.1

19

36.5

Benzer ürün üreten şirketlerle birleşmek

4

7.4

7

11.9

10

18.2

5

13.5

7

13.5

Tamamlayıcı mal üreten şirketlerle birleşmek

 

2

 

3.7

 

5

 

8.5

 

2

 

3.6

 

2

 

5.4

 

3

 

5.8

Hammadde ve girdi üreten şirketlerle birleşmek

 

6

 

 

11.1

 

6

 

10.2

 

6

 

10.9

 

2

 

5.4

 

2

 

3.8

Ürünün satış ve pazarlamasını sağlayacak şirketlerle birleşmek

 

8

 

14.8

 

5

 

8.5

 

6

 

10.9

 

5

 

13.5

 

7

 

13.5

Farklı ürün üreten şirketlerle birleşmek

-

-

3

5.1

1

1.8

2

5.4

2

3.8

Teknoloji transferi ve yeni pazar imkanı sağlayacak yabancı şirketlerle birleşmek

 

14

 

25.9

 

18

 

30.5

 

7

 

12.7

 

1

 

2.7

 

12

 

23.1

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

            KOBİ’lerin krizden çıkış için şirket birleşmelerini düşündükleri taktirde izleyecekleri yöntem konusunda farklılaştıkları görülmektedir. Şirket birleşmelerinde “teknoloji transferi ve yeni pazar imkanını sağlayan şirketleri” tercih edeceğini belirten iller sıralamasında Denizli %30.5 oranı ile ilk sırayı alırken, Çorum %25.9 ile ikinci Kayseri ise %23.1ile üçüncü sırada yer almaktadır. “Ürünün satış ve pazarlamasını sağlayacak şirketlerle” birleşmeyi tercih eden iller sıralamasında Çorum %14.8 oranı ile ilk sırada yer alırken, onu %13.5 oranıyla K.Maraş ve Kayseri izlemekte, bu illeri ise %10.9 ile Gaziantep takip etmektedir. “Benzer ürün üreten şirketlerle” birleşmek isteyen işletmelerde ise Gaziantep %18.2 oranı ile ilk sırada yer alırken onu %13.5 ile K.Maraş ve Kayseri izlemekte, Denizli ise %11.9 oranı ile üçüncü sırada gelmektedir.

            İşletmeler büyüdükçe ve rekabet arttıkça, özellikle katma değeri, teknolojik payı yüksek ürünlerde, maliyetlerde yükselmekte ve eski rantabilite kalmamakta, pazar çok sayıda işletmeye dar gelmektedir. Küreselleşmenin yaygınlaşması, dış rekabetin keskinleşmesi ve dış pazarlarda rekabetin öncelik kazanması küresel bir yeniden yapılanma yaratarak yeni bir dönemin açılmasına neden oldu. Bu da birleşmeler dönemi oldu. Dünyanın en büyük şirketleri finans sektörü, petrol endüstrisi, otomotiv ve kimya sektöründe şok biçimdeki birleşmelerle (Daimler Benz, Chryler’ı aldı, Total Petrofinayı aldı, AOL, Netscape ve Sun Microsytems’la birleşiyor, IBM ve Lotus, Chase ve Chemical banka birleşmeleri vb.) rekabetten güçlenerek çıkma yolları aramış ve pek çoğu büyük başarılar yakalamışlardır.

            Ortaya çıkan bu oluşumda rol alan faktörler arasında, hammaddeyi daha ucuza satın almak, bir dağıtım hattıyla daha çok ürün piyasaya sürmek maliyetleri düşürerek ya da daha fazla pazar payı kaparak kâr satışı sağlamak vb. yer almaktadır (Beamish, Killing ve Diğ., 1991:72). Bu tür birleşmelerdeki başarı şartları olarak da bütünleştirici ve tamamlayıcı teknik beceri ve kaynaklar, işbirliği kültürü, uyumlu amaçlar ve risk paylaşımı  üzerinde durulmaktadır.

            Araştırmada ortaya çıktığı şekliyle birleşmelerde teknoloji transferi ve pazar sorunun çözümü öncelik kazanmaktadır. Ülkemizde de yabancı işletmelerle birleşmelerde teknoloji üretimi ve geliştirmenin ağırlık kazanması (Oktay, 1997:125) ulusal bir önceliğin paralelliği olarak değerlendirilebilir.  

 

            SONUÇ:

Son zamanlarda hızlı bir büyüme gösteren uluslararası sermaye hareketleri gelişmekte olan ülkeler için yapısal reformların desteklenmesi,büyümenin hızlandırılması ve kalkınmanın desteklenmesi gibi makro ölçüde birçok avantaj sağlamıştır. Ancak bu avantajların yanısıra, uluslararası sermaye, bozuk finansal sistem, devletlerin kötü borçlanma politikaları, yüksek oranda kamu borçlanması, aynı şekilde yüksek oranlara varan kamu açıkları nedeniyle bazı ülkelerde ciddi sorunlara yol açmakta, avantajların tersine dönerek büyük krizlere neden olabilmektedir. Bu gelişmeler yaşanırken, “küresel ekonomi” çerçevesinde dünya ekonomilerinin birbirlerine giderek entegre olması ve bağlanması sonucunda uluslararası sermaye hareketlerinin yerel ya da bölgesel dalgalanmalardan çok dünya ekonomileri üzerinde etkili olabileceğini göstermiştir.

            Ancak 1995’deki Meksika kriziyle ilk sinyallerini verip 1997’de Tayland ekonomisindeki yavaşlama politik istikrarsızlıkla patlama yapıp oradan Malezya, Endonezya, Tayvan, Filipinler, Singapur ve G.Kore’ye 1998’de ise Rusya’ya sıçrama yapıp pek çok ülkeyi etkisi altına almaya başaran küresel kriz, pek çok ülkenin rekabet gücünü olumsuz etkilemiştir. Bu krizin olumsuz etkileri bu tarihten itibaren ülkemizde de yaşanmıştır. Gerçekte krizin etkili oluşunda tutarsız makro ekonomi ve döviz politikaları, kısa vadeli borçlardaki artışlar, finans kesimindeki yapısal zayıflıkların ve yabancı sermaye yatırımlarının cezbedilememesi vb. faktörlerin etkili olduğu kabul edilmektedir. Ekonomik ve siyasal alandaki istikrarsızlık nedeniyle krizi kısa sürede atlatması beklenilen Türkiye de ne yazıkki krizin olumsuz etkisi altında kalmıştır.

            Dış ticaretimizi hatta ekonomimizi önemli ölçüde etkileyen G.Doğu Asya Krizi’nin Anadolu’daki yayılması, bu ülkelerde uygulanan % 40’lar civarındaki devalüasyonlar sonucunda ülkelerin ihracatta saldırgan bir tutum içine girmesi ve sürekli fiyat kırarak başta tekstil sektörü olmak üzere demir-çelik, elektrik ve elektronik, otomotiv sektöründe rekabetin giderek sertleşmesine bağlanabilir. Özellikle krizdeki ülkelerle olan ticaretinde açık vermeye başlayan Türkiye’nin, bu ülkelerin krizi atlatmak için aldıkları ithalatı kısma kararı sonrasında bu ülkelere yaptığı ihracat giderek zorlaşmış ve daha olumsuz sonuçlara ortam hazırlanmıştır. Sonuçta bu olumsuzluklar ülkeye yayılarak etkisini sürdürmüştür. Başka bir deyişle mikro alanda  İller bazında krizin etkisi devam ederek ekonomik tablo daha da ağırlaşmıştır.

             Bu olumsuz sonuçlar önemli gelişmeler kaydeden illerde de yaşanmıştır. 1990-1996 yıları arasındaki ekonomik performanslarıyla Türkiye genelinde dikkat çeken K.Maraş, Gaziantep, Denizli, Kayseri ve Çorum “yıldızı parlayan kentler” olarak gündeme gelmiş olmakla beraber krizden olumsuz etkilenmekten uzak kalamamışlardır. Gerçekten gelişme döneminde K.Maraş 1990’lı yılların teşvikli yatırımlarında %6,4 pay alarak yatırımda dördüncü il olma başarısını göstermiş Gaziantep %5,8’lik “bir iplik bölgesi” olmuştur. Türkiye’nin iplik üreten 103 firmasından 77’si bu bölgede kurulu hale geldi(Forum,1997:8-14). Denizli ise tekstile yapılan yatırımların etkisiyle 1990’lı yılların yatırımlardan %2.4’lük pay alarak en çok yatırım yapılan 10. il olmuştur. Benzer şekilde Kayseri  tekstil ile ev tekstili ve makine sanayiindeki yatırımlarla 11. il olmuştur. Ancak yaşanan kriz bu illeri etkisi altına alarak gelişme potansiyellerini olumsuz etkilemiş ihracat gerilemeye başlamıştır. İllerin kriz ortamındaki durumunu güçlendirmeye yönelik olan, yani işletmelerin üretim kapasitesini ihracata ilişkin pazar kapasitesi ve payını arttırmaya yönelik olarak uygulanan teşviklerin yönlendirilmesinde 1999 yılında öncelikli olan illerde Gaziantep ve K.Maraş’ın varlığı (Teletar, 2000:103) dikkat çekerken Çorum, Denizli ve Kayseri yer almıştır.

            Araştırma bulguları dikkate alındığında, KOBİ’lerin mevcut durum ve özellikleri ile dünya ile entegrasyon sürecine girişi ifade eden küreselleşme sürecinde, sürecin dayandığı sistem ve anlayışlarda rekabet gücü kazanacak şekilde bir stratejik yapılanma gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Çünkü iç pazarın ötesinde uluslararası piyasalardaki gelişmeleri analiz etmek, ülkelerin oluşturdukları grupların entegrasyon hareketlerini ve sermayenin hareketliliğini yakından incelemek, iş potansiyelini, işletme kapasitesini, kurumsal kültürü buna göre dönüştürmek kaçınılmaz görünmektedir. Ülkemiz ve illerimizin rekabet koşullarında proaktif yaklaşımları ve etkileşim modeli temelli stratejik kararları verecek değişiklikleri gerçekleştirmesi kaçınılmaz görünmektedir. Bu çerçevede KOBİ’lerin:

            . Yeni üretim ve yönetim tekniklerine teknolojik gelişmelere hızla uyum gösterme yönünde önemli hareket kabiliyeti kazanması gerekmektedir. Özellikle KOBİ’lerin mevcut yapılarında gördüğümüz(aile ortaklığı, profesyonellerden yeteri kadar yaralanmama, dar bakış açısı vb.) geleneksel kalıpların dışına çıkarak küreselleşen dünyaya uyum sağlayacak şekilde yeni yönetim ve üretim tekniklerini kullanmaya , bilgiye ve bilgi teknolojilerine etkin ve başarılı bir ihracat yapılanması için yer vermeye çalışmaları hayati önem taşımaktadır. Böylece geri teknoloji kullanımı, kalite bilinci yetersizliği, alıcı ve satıcı piyasalarına yönelik geleneksel yaklaşım, aşırı ve dengesiz büyüme eğilimi taşımı vb. sorunlarla uğraşmak yerine dünya KOBİ’leriyle yenilik ve yaratıcı bir temelde ihracat payını arttırmaya çalışacaktır.

            . Sermaye ve bilgi yetersizliği nedeniyle yurtdışı pazarlara açılmada güçlük çeken KOBİ’lerin ihracata yönelik yeniden yapılandırılmasında, ihracat pazarları hakkında bilgi ve danışmanlık desteği verecek, firma veya sektörler adına pazar araştırması yapacak, KOBİ’lerin pazarlama ve ihracat işlemlerini yapacak şirketlerin ve konsorsiyumların kurulması ayrıca daha hızlı büyüme ve daha etkin kaynak kullanımının sağlanacağı şekilde stratejik işbirlikleri oluşturarak rekabet gücünün geliştirilmesi gerekmektedir.

            . Rekabet gücünü artırmada devletin de istikrarlı bir ekonomi sağlama görevi vardır. Devletin kamu sektörünü küçülterek, kamu harcamalarını azaltması, hızlı bir özelleştirmeyi gerçekleştirmesi, özelleştirme içerisine yabancı sermayeyi çekecek şekilde yeni düzenlemeler yapması, döviz kurlarını dengeli tutması, faiz oranları ve enflasyonu düşürmesi, para ve fiyat istikrarını sağlaması gerekmektedir. Bu makro ekonomik koşullar düzelmedikçe tasarruf ve yatırımların teşvik edilmesi, ihracatın artması, işbirliği yapacak şekilde ülkeye uluslararası sermayenin çekilmesi mümkün görünmemektedir.

            . İhracatta iller düzeyinde ve ülke genelindeki uyuşukluğu çözecek şekilde para ve sermaye piyasalarının düzenlenmesi bankacılık sisteminin ise ciddi şekilde tamir edilmesi gerekmektedir. Özellikle hukuki alt yapıya dayalı bir sistem kurmak ve girişimciyi teşvik edecek şekilde finans piyasalarını liberalleştirme gerekmektedir. Aksi taktirde girişimciler sürekli erteleme yapacak ve ülke dünyada kaynaklar yeniden dağılırken yarattığı belirsizlik ve güvensizlik nedeniyle uluslararası alanda kabul görmeyecek ve güç kaybedecektir.

            Sonuç olarak küreselleşmenin giderek pekiştiği bir ortamda küreselleşmeyi anlama ve o yönde ekonomik avantaj sağlayacak şekilde KOBİ’lerin ihracata yönlendirme çabası önemlidir. “Akıllı bir kaptan gemisinin burnunu dalgaya vermez çünkü batar” sözü KOBİ’lerin dalgalandırma yaratan özelliklerden hızla arınarak, iç pazar, sosyal yapı ve stratejik potansiyelimizi riskleri azaltacak büyümeye yönelik pozisyon almaya odaklamaları gerekliliğini ortaya koymaktadır. Bunlar yapıldığı taktirde, küresel hayatın dinamiği olmaya devam edecek krizlerin aslında çok kötü olmadığı gerçeği anlaşılacak ve kıyasıya bir yarışta hırpalanmadan ayakta kalmak mümkün olacaktır.                      

 

KAYNAKLAR

 

AKMAN, V.(1999), Gelecek Yüzyılın Gündemi, Rota Yayınları, İstanbul.

BEAMISH, W. KILLING J,P VE  DİĞ. (1995), “Strategic Alliance : Choose Your Partners”, Lorg Range Planning, v.28, S.3

CROCKETT, A. (1997), Why Is Financial Stability A Goal of Public Policy, Maintaning Financial Stabilitiy In A Global Economy, The Fedaral Reserve Bank of Kansas City. 

DİE, (1999), İstatistik Yıllığı

DTO, (1999), Ekonomik Yönü İle Denizli, Denizli Ticaret Odası Yayınları:26,Denizli

EKONOMİK FORUM (1997), Yıldızı Parlayan Kentler

FORUM, (1997), Yıldızı Parlayan Kentler

FORUM, (1998), “KOBİ Teşvikleri Firmaların Yüzde 5’ine”         Yıl:5, sayı:11

FORUM,(1999), “Türkiye’nin Parlayan Yıldızı Denizli Krizle Boğuşuyor” Yıl:1, sayı:8

GTO (1999), Gaziantep 1999 Ekonomik Faaliyet Raporu, Gaziantep Ticaret Odası, Gaziantep.

GÜVENEN, O. (1998), “Asya Krizine Önlem: Ekonomide Küçülme, Forum Dergisi, Yıl:5, sayı:3

İSO (1998), Asya Krizi ve Körfez Krizinin Türk Ekonomisine Etkisi, s:384.

İSTANBUL SANAYİ ODASI. (1998) Şirketler İçin Sinerjık Bir İşbirliği Yolu: Ortak Girişimler, İSO, İstanbul.

MISHKIN, F.S. (1992), The Economics of Money Banking and Finans Markets, Harper Collins Publishers

MÜJDE, R.A. (1999), Çorum 1999 Yılı Faaliyet Raporu, T.C. Başbakanlık Orta Anadolu İhracatçıları Birlikleri Genel Sekreterliği, Çorum.

OKTAY, M. (1997), Şirketler İçin Stratejik İşbirliği Yolu: Ortak Girişimler, İstanbul Sanayi Odası Gümrük Birliği Danışma Ofisi Yayın No: 6, İstanbul

T.C Başbakanlık Orta Anadolu İhracatçıları Birlikleri 1999 Faaliyet Raporu, Çorum.

TELATAR, E. (2000), Ekonomik Gelişme ve Teşvikler ve Sivas, Türkiye Ekonomi Kurumu, Ankara.

THE ECONOMİST. (1997), “75 Yabancı Şirket Türk Ortak Arıyor” S.16-21



* Pamukkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi

** Pamukkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi