KOBİLERİN
YÖNETSEL DURUMU VE YENİ SANAYİLEŞEN İLLERDE ANALİZİ
Yrd.Doç.Dr. Sabahat BAYRAK*
Doç.Dr. Muhammet AKDİŞ**
ÖZET
Bu çalışmada, Türkiye ekonomisi içinde önemli bir büyüklüğü
temsil etmekte olan KOBİ’lerin, Çorum, Denizli,
Gaziantep, K.Maraş ve Kayseri illeri bazında genel profilleri ortaya konulmaya
çalışılmıştır. İşletme sahiplerinin ve işletmelerin kurumsallaşma, yönetim ve
organizasyon yapılarının, kalite durumu ve eğitim faaliyetlerine bakış
açılarının karşılaştırmalı olarak yapılan analizinde, bu illerdeki işletmelerin
genel itibariyle birbirine yakın özellikler gösterdikleri görülmüştür. Büyük
oranda aile işletmeleri şeklinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin
büyük bir kurumsallaşma çabası içinde olduklarının tespit edilmesiyle birlikte,
aynı işletmelerin kalite geliştirme ile başa çıkmada küresel rekabet
çerçevesinde etkinlik sağlayacak şartların oldukça gerisinde kaldıkları da
dikkat çekmektedir. Çalışmanın sonuçlarından hareketle, KOBİ’lerin
yönetsel yetersizlikleri aşmaları ve mevcut eksiklikleri gidermeleri halinde
dünyadaki benzerleri gibi önemli başarılara ulaşacakları düşünülmektedir.
Anahtar Kelimeler:
KOBİ, KOBİ Tanımı, KOBİ’lerin Artan Önemi, KOBİ’lerin Kurumsallaşma, Kalite ve Eğitim Durumları
Managerial Situation of SMEs and Their
Analysis in Recently Industrilized Cities
In this study, the general profiles of SMEs, which constitute a major part of Turkish economy, are
investigated based on selected cities (Corum, Denizli,
Keywords:
Definition of SMEs, Raising importance of SMEs, Structure of management, institutionalization and
quality level of SMEs.
Sanayi Devrimi’nden 1970’li yılların
başlarına kadar devam eden süreçte yaşanan sosyal, ekonomik, siyasi ve
teknolojik değişimler, işletmeleri çeşitli yönetsel ve finansal
sorunlarla başbaşa bırakmıştır. Dünya genelinde
yaşanan bu sorunlar, işletmelerin rekabette başarı kazanmaları ve ekonominin
geleceği için işletme ölçeklerinin tekrar gözden geçirilmesini gerektirmiştir.
Özellikle, büyük ölçekli işletmelerin, iletişim ve üretim teknolojisindeki yeni
değişme ve gelişmelere uyumda zorlanmaları sonucu zarar eden bir yapıya
dönüşmeleri, bu işletmelerin “ekonomik gelişmenin motoru” olduğu düşüncesini
yavaş yavaş değiştirirken, değişimin temel dinamiğini
bünyesinde barındırması açısından “küçülme” kavramı daha ön plana çıkmıştır. Bu
noktada, KOBİ’ler, dünya ekonomisinde pazar
sıkıntısının arttığı, talebin düştüğü, enerji ve hammadde darboğazlarının
yaşandığı kriz zamanlarında gösterdikleri enerjik, esnek, çok yönlü ürün ve
hizmet yapılarıyla birer emniyet sübabı fonksiyonu
görmüş, özellikle uluslararası pazarlarda etkin rekabetin sürdürülmesi
konusunda, endüstriyel yapının vazgeçilmez bir parçası konumuna
yükselmişlerdir.
1. KOBİ TANIMI VE ÖNEMİ
1.1. Küçük ve Orta Ölçekli
İşletmelerin Tanımlanması
Küçük ve
orta ölçekli işletmelerin tanımları, ülkeden ülkeye hatta aynı ülke içerisinde
sektör ve bölgelere göre veya ilgili kurumların amaç ve gayelerine göre bir
takım farklılıklar taşımaktadır. Ayrıca, ekonomik, sosyal ve teknik
gelişmelerin paralelinde ölçütlerin de hızla değişmesi, küçük ve orta ölçekli
işletmelerin tanımlanmalarını gün geçtikçe
zorlaştırmaktadır. Araştırmalarda KOBİ tanımları için, çalışanların sayısı,
üretim hacmi, katma değer, ciro vb. yanında, bu işletmelerin daha az yabancı
sermaye kullanmaları, işletme sahip ve yöneticilerin bizzat işin içinde olup
bütün riskleri üstlenmeleri, girdi ve mal piyasalarında güçlü bir pozisyona
sahip olmaları gibi çok farklı niteliklerin dikkate alındığı görülmektedir.
Fakat birden fazla kriter kullanılarak yapılan tanımlar çok karmaşık teknik ve
idari sorunlara yol açtığından, uygulamada, tanımlamaların çoğunlukla işçi
sayısı ve sermaye temeline dayandığı görülmektedir.
Buna göre AB’de gerek topluluk,
gerek ülkeler düzeyinde KOBİ’lerin tanımlanmasında
karışıklığı önlemek amacıyla genel bir çerçeve ilan edilmiştir. Bu çerçeveye
göre; 50’den çok, 250’den az işçi çalıştıran ve yıllık toplam cirosu 40 milyon ECU’yu ya da yıllık bilanço
tutarı 27 milyon ECU’yu geçmeyen
işletmeler, “orta büyüklükte işletmeler” olarak sınıflandırılmış, küçük
işletmeler ise 50’den az işçi çalıştıran, yıllık cirosu 7 milyon ECU’yu ya da yıllık bilanço
tutarı 5 milyon ECU’yu geçmeyen
işletmeler olarak tanımlanmıştır (AB Komisyonu, 1996: 4).
Aynı şekilde Türkiye’de de farklı
tanımların varlığı dikkat çekmektedir. Örneğin, KOSGEB, 1-150 kişi arasında
işçi çalıştıran işletmeleri KOBİ olarak tanımlarken, DİE 1983 yılından itibaren
1-25 kişi arasında işçi çalıştıranları, Dış Ticaret Müsteşarlığı ise 1-200
arasında işçi çalıştıranları KOBİ tanımlamasına uygun kabul etmiştir (Şenyurt, 1995:15).
20. yüzyılın son çeyreğinde
yaşanmaya başlayan ve hızla etkisini arttıran küreselleşme ve uluslararası
rekabet, şirketlerin ve ulusal ekonomilerin rekabet üstünlüğü kaynaklarının
değiştiğini açıkça ortaya koymuştur. Başka bir deyişle, genelde teknolojideki
gelişmelere paralel olarak yaşanan küreselleşme, ekonomilerin faaliyetlerini
dünya pazarı boyutuna taşımanın ve rekabet üstünlüğü elde etmelerinin,
günümüzde farklı niteliklere sahip olmayı gerektirdiğini ortaya koymuştur.
Bu
doğrultuda, geleneksel anlamda işletmelere rekabet üstünlüğü sağlayan ölçek
ekonomisi, önemini kaybetmeye başlamıştır. Özellikle iktisatçı Schumpeter’in savunuculuğunu yaptığı bu görüş, kitle
halinde üretimde, üretimin hızlı artışında büyük ölçekli firmaların önemli rol
oynadığını, büyük kapasiteli yerlerde üretim yapılarak maliyetlerin
düşürülebileceğini, içsel ve dışsal tasarruflar yoluyla kârlılığın
arttırılacağını, dolayısıyla rekabet üstünlüğü sağlanacağını ortaya koymuştur.
Ancak 1960’lı yılların sonlarından
itibaren başlayan ekonomik verilerdeki bozulmalar, özellikle endüstrileşmiş
ülkelerde gözlemlenen enerji fiyatlarındaki artış, buna bağlı olarak üretimdeki
girdi maliyetlerinin yükselmesi ve ortaya çıkan talep hacmindeki daralma, arza
ve büyük ölçekli firmalara dayalı istikrar modelinin piyasadan silinmesine;
esneklik, çeşitlilik ve geçicilikle rekabet savaşında ayakta kalan küçük ve
orta ölçekli firmaların ise güçlenmesine ve yayılmasına neden olmuştur. Global
Paradoks’un yazarı John Naisbitt, bu süreci şöyle
özetlemektedir: “Hayatımın en önemli dönüm noktalarının birinde ölçek
ekonomisinden, ölçek ekonomisizliğine geçtik; daha büyük daha iyidirden, daha büyük; daha etkisiz, yüksek maliyetli,
gereksizce bürokrat, esneklikten uzak, hatta berbattır. Paradoks, bu durumun
küresel çerçeveye geçerken oluşmasında daha geniş bir alanda, daha küçük ve
daha hızlı oyuncular daha başarılı olacaklar” (Naisbitt,1994:8).
Uzun süre devam eden krizlerin bir
sonucu olarak çok sayıda büyük firmanın çökmesine rağmen, küçük ve orta ölçekli
işletmelerin, merkezden uzaklaşma, esneklik eğilimi, manevra ve değişme
kabiliyeti konusundaki olumlu yanları, piyasa ekonomisindeki krizlerin çözümü
noktasında, bu işletmelere ilgiyi artırmıştır. Bunun yanında KOBİ’ler, ekonomik yapıdaki temel değişmelerin veya
teknolojik yeniden yapılanmaların yarattığı etkiler sonucunda, büyük
işletmelerden daha fazla ve net yeni iş imkanları yaratarak önemlerini giderek
daha da artırmaktadırlar (Ekin,1996:70). AB ülkelerinde ve ABD’de yapılan pek
çok araştırma, KOBİ’lerin, ekonomik iyileşmeye daha
erken cevap verir nitelikte, kendilerini değişen iş şartlarına hızla uydurarak,
kapasitelerini daha etkin bir seviyede devam ettirdiklerini göstermektedir (Karataş,1991:272).
Özellikle 1970’li yılardan beri
dünyadaki rekabet gelişmeleriyle adını duyuran KOBİ’lerin
önemlerinin giderek artırma nedenleri şöyle özetlenebilir:
Bilgi
toplumuna geçiş : Herhangi bir ürünün
üretilmesinden çok, o ürünün bizzat kendisi, üretim süreci hakkındaki bilgi
veya teknoloji daha önemli hale gelmiştir. Nitekim içinde yaşadığımız
küreselleşme sürecinde KOBİ’lerin varlığı, teknolojik
gelişmeleri takip ederek ona uyum sağlayabilmeleri, üretimin tasarı ve uygulama
aşamalarında işbirliği yaratabilmeleri ve ürünün niteliği ile çeşitliliğini
hızla değiştirecek bir yapıya ve bilgi kullanma potansiyeline sahip olmaları
nedeniyle, stratejik öneme sahip oldukları şeklinde değerlendirilmektedir.
Teknolojinin
gelişmesi ve yoğunluğundaki artış : KOBİ’lerin
bir yandan ekonomik gelişmeye ve üretim artışına yaptığı katkılar, diğer yandan
ekonomide yarattığı yıllık net istihdam artışları, bu işletmelerin çağdaş
büyüme hedeflerine uygun kuruluşlar olarak değerlendirilmesine yol açmıştır. KOBİ’ler ekonomi ve istihdamda çok önemli paylara sahiptir
ve bu payların önemi giderek artmaktadır; büyük işletmelerde daralmalar daha
yaygın görülmekte, toplam istihdama olumsuz katkıları ön plana çıkmakta, buna
karşın küçük işletmelerin yeni açılma ve gelişmelerle istihdam üzerinde pozitif
etki oluşturdukları göze çarpmaktadır (Ekin,1996:79-80) .
Bağımsızlık eğilimlerindeki artış: KOBİ’ler, dünyada giderek önem kazanan girişimciliğin
gelişmesine; bağımsız olmak, kendi kararlarını kendi verebilmek, emeğini satmak
yerine girişimci olarak bizzat kendisi için kullanmak hususlarında katkılar
sağlamaktadır. Son yıllarda başkasının işinde çalışmak yerine kendi işyerlerini
kurarak bağımsız çalışma arayışının kadın cinsiyetinde de arttığı görülmekte ve
KOBİ girişimciliği, bu katılımla, artan oranda ivme kazanmaktadır (Moore, Buttner, 1997:8-9).
Ekonomik
krizden daha az etkilenme: KOBİ’lerin değişime
karşı gösterdiği reaksiyon ve esnekliğin yüksek olması, onları yeniliklere daha
yatkın kılmaktadır; konjonktürel dalgalanmalardan,
ekonomik krizlerden, siyasi dengesizliklerden büyük işletmelere göre daha az
etkilenmektedir. KOBİ’lerin büyük işletmelerin
şiddetli rekabetine rağmen varlıklarını sürdürmelerinin nedeni budur. 1985
yılında İngiliz Endüstri Konfederasyonu tarafından yapılan bir araştırma, küçük
işyerlerinin ekonomik iyileşmeye daha erken cevap vererek, değişen iş
şartlarına hızla uyum gösterdiklerini,
kapasitelerini daha etkin bir biçimde kullandıklarını göstermektedir.
Büyük
işletmeleri tamamlama özellikleri: Günümüz değerlendirmelerine göre,
küreselleşen dünyada büyük ve küçük işletmeler, birbirlerinin rakibi değil,
esas itibariyle birbirlerinin tamamlayıcısıdırlar. Eğer küçük işletme, kitlesel
piyasa potansiyeli olan bir alanda girişimde bulunacak ise büyümeye yönelmekte
çoğu zaman da büyük çaplı firmalar tarafından ele geçirilmektedir. Büyük
firmaların geniş bir pazar ağıyla destekledikleri, tüketiciye yönelik
üretimleri, işçi başına sürekli şekilde katma değerin artmasına neden
olmaktadır. Bu gelişme trendi, daha yüksek gelire, talepteki çeşitliğin
çoğalmasına yol açmakta, bu da küçük işyerlerine çok sayıda yeni girişim imkanı
vermektedir. Bazen de yeniliğin gerçekleşmesi büyük bir firmanın varlığıyla mümkün
olabilmektedir. Örneğin, fotokopi makinelerini küçük bir şirket bulmuş, buna
karşılık bu üretimi büyük bir şirket ticari hayata sokmuştur (Ekin, 1996:71).
2.
KOBİ’LERİN BEŞ İLDE KARŞILAŞTIRMALI
İNCELENMESİ
2.1 Araştırmanın Amacı
Çalışmanın amacı, son 25
yılda dünyada büyük bir gelişme gösteren KOBİ’lerin
Çorum, Denizli, Gaziantep, K.Maraş ve Kayseri illerinde nasıl bir yapılanma
gösterdiğini, yönetsel açıdan bu illerdeki KOBİ’lerin
mevcut anlayışlarının etkili düzeyde olup olmadığını araştırmak; belirtilen
konularda örneklem açısından dikkati çeken konulara
vurgu yapılarak, alınması gereken tedbirleri ortaya koymak, bu yolla Türkiye’de
KOBİ’lerin sağlıklı gelişimine katkıda bulunmaktır.
2.2. Araştırmanın Yöntemi
Araştırma,
Çorum, Denizli, Gaziantep, K.Maraş ve Kayseri’de faaliyette bulunan KOBİ’lerin tesadüfi yöntemle seçilmesi ve seçilen bu
işletmelere, konuya ilişkin hazırlanan anket formunun uygulanması yöntemiyle
gerçekleştirilmiştir.
Araştırma verilerini
değerlendirmek üzere SPSS paket programından yararlanılmıştır.
Çorum
işletmelerinde %60 (54/90), Denizli işletmelerinde %49 (59/120), Gaziantep
işletmelerinde %42 (55/130), K.Maraş işletmelerinde %49 (37/75) ve Kayseri
işletmelerinde %48 (52/120) geri dönüşüm sağlanmıştır. Toplamda geri dönüşüm
yüzdesi ise %48 (257/535)’dir.
3. ARAŞTIRMA BULGULARININ
DEĞERLENDİRİLMESİ
3.1. İşletme Sahiplerine Yönelik
Soruların Değerlendirmesi
Ankette
işletme sahiplerine yönelttiğimiz demografik özellikler içerisinde çalışmada
geniş yer tutmaması açısından yaş ve öğrenim durumlarına yer verilmiştir.
|
Yaş Grupları |
Çorum |
Denizli |
Gaziantep |
K. Maraş |
Kayseri |
|||||
|
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
|
|
18-24 |
6 |
11.1 |
- |
- |
2 |
3.6 |
1 |
2.7 |
1 |
1.9 |
|
25-34 |
18 |
33.3 |
11 |
18.6 |
12 |
21.8 |
11 |
29.7 |
7 |
13.5 |
|
35-44 |
22 |
40.7 |
31 |
52.5 |
35 |
63.7 |
19 |
51.4 |
23 |
44.2 |
|
45-54 |
8 |
14.8 |
17 |
28.8 |
6 |
10.9 |
6 |
16.2 |
21 |
40.3 |
|
Toplam |
54 |
100.0 |
59 |
100.0 |
55 |
100.0 |
37 |
100.0 |
52 |
100.0 |
İşletme
sahiplerinin yaş durumuna bakıldığında 5 il bazında yönetici yaşının 35-44 yaş
grubunda olduğunda görülmektedir. Bu yaş grubunun yönetimde nispeten yoğun
olduğu il Gaziantep iken (%63.7), en az olduğu il ise Çorum (%40.7)’dur. Genç
yöneticilerin (25-34 yaş grubu) en fazla yönetimde yer aldığı il olarak (%33.3)
Çorum görülürken, ileri yaş grubunun ağırlıklı yönetimde bulunduğu il olarak
Kayseri (%40.3) dikkat çekmektedir.
Tablo 2. İşletme Sahiplerinin
Öğrenim Durumları
|
Çorum |
Denizli |
Gaziantep |
K. Maraş |
Kayseri |
||||||
|
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
|
|
İlkokul |
6 |
11.1 |
2 |
3.4 |
1 |
1.8 |
3 |
8.1 |
3 |
5.8 |
|
Ortaokul |
4 |
7.4 |
7 |
11.9 |
3 |
7.3 |
- |
- |
5 |
9.6 |
|
Lise/Dengi
Okul |
22 |
40.7 |
17 |
28.8 |
16 |
29.1 |
12 |
32.4 |
14 |
26.9 |
|
Yükseköğrenim |
22 |
40.7 |
26 |
44.1 |
32 |
58.2 |
20 |
54.1 |
28 |
53.8 |
Yüksek Lisans
|
- |
- |
7 |
11.9 |
2 |
3.6 |
2 |
5.4 |
2 |
3.8 |
Toplam
|
54 |
100 |
59 |
100 |
55 |
100 |
37 |
100 |
52 |
100 |
İşletme sahiplerinin eğitim
durumu incelendiğinde, yüksek öğrenim yapmış yöneticilerin nispeten yönetimde
daha fazla yer aldıkları görülmektedir. İlkokul mezunu işletme sahiplerinin
diğer illere nazaran Çorum’da (%11.1) daha fazla olduğu, yüksek lisans yapan
yöneticilerin ise Denizli ilinde (%11.9) daha fazla olduğu görülmektedir.
Araştırma
sonuçları, işletme sahiplerinin orta yaş grubunda ve yüksek öğrenim mezunu
kişiler olduğunu göstermektedir. Denizli başta olmak üzere, araştırma
kapsamındaki illerde yöneticilerin öğrenim düzeyinin giderek yükseldiği görülmektedir.
Bu durum, KOBİ’lerde geleneksel bakışı temsil eden
yaşlı ve düşük eğitim düzeyine sahip yöneticilerin, yerlerini, giderek
yönetimde gençlere ve yüksek öğrenim sahibi yöneticilere bıraktığına işaret
etmektedir.
3.2.İşletme Özelliklerine Yönelik Soruların
Değerlendirilmesi
İşletme özelliklerine yönelik
soruların değerlendirilmesinde, işletmelerin sektörel
dağılımı ve yatırım büyüklüğüne yer verilmiş diğer özellikler değerlendirmeye
dahil edilmemiştir.
Tablo 1. İşletmelerin Sektörel Dağılımı
|
Çorum |
Denizli |
Gaziantep |
K. Maraş |
Kayseri |
||||||
|
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
|
|
Tekstil
ve konf. |
4 |
7.4 |
44 |
74.6 |
20 |
36.3 |
26 |
70.3 |
13 |
25.0 |
|
Gıda
sanayii |
10 |
18.5 |
2 |
3.4 |
11 |
20.0 |
2 |
5.4 |
6 |
11.5 |
|
Metal
sanayii |
20 |
37.0 |
5 |
8.5 |
5 |
9.1 |
8 |
21.6 |
16 |
30.8 |
|
Mobilya-döş. |
4 |
7.4 |
1 |
1.7 |
1 |
1.8 |
1 |
2.7 |
6 |
11.5 |
Diğer
|
16 |
29.6 |
7 |
11.9 |
18 |
32.7 |
- |
- |
11 |
21.1 |
Toplam
|
54 |
100.0 |
59 |
100.0 |
55 |
100.0 |
37 |
100.0 |
52 |
100.0 |
İşletmelerin
özelliklerine yönelik soruların ilki, işletmelerin bulunduğu sektörle
ilgilidir. İşletmelerin sektörel dağılımına
bakıldığında, tekstil, gıda, metal sanayi, mobilya ve döşemecilik ve diğer
sektörlerin araştırmaya katıldıkları görülmektedir. Katılımın sektörel dağılımına bakıldığında Çorum’da metal sanayi
sektöründe (%37), Denizli (%74.6), Gaziantep
(%70.3) ve K.Maraş’ta (%70.3) tekstil sektöründe, Kayseri’de ise metal
sanayi sektöründe(%30.8) katılımın daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca G.Antep’te gıda sektörü (%20), Kayseri’de ise mobilya
sektöründe (%11.5) bulunan KOBİ’lerin katılım
yoğunluğu, diğer illere göre dikkat çekmektedir.
Geleneksel
merkezler olarak nitelendirilebilecek İstanbul, Kocaeli, Bursa, Ankara, İzmir,
Adana vb. iller yanında, son yıllarda, araştırmanın örneklemini
oluşturan Çorum, Denizli, Gaziantep, K.Maraş ve Kayseri’nin giderek önem
kazandığı görülmektedir. Bu illerden K.Maraş, 1990’lı yılların teşvikli
yatırımlarında %6.4 pay alarak yatırımda 4. il olma başarısını gösterirken,
Gaziantep %5.8’lik payı ile 6. sırada, Kayseri ise daha düşük bir düzeyde olsa
da önemli bir sırada yer alarak ülke genelinde gelişme göstermiştir. 1990’da
Gaziantep, K.Maraş ve Kayseri, bir iplik bölgesi oluşturarak iplik yatırımları
ile yıldızlarını parlatmışlardır. 1990-1996 döneminde Çorum dışında kalan 4 il
tekstile yapılan yatırımlarla dikkat çekmiş (Forum, 1997:10-13), ancak küresel
kriz ve iç finansal kriz nedeniyle K.Maraş tekstil
sektörü bunalım yaşamış ve pek çok yatırım yarım kalmıştır. Gaziantep ise, 1997
ve 1998’de tekstil sektöründe bir yükselme trendi yakalamış, 1999’da bir
gerileme olsa da ciddi bir bunalım yaşamamıştır.
Çorum’un 1999 yılı ihracatının
önceki yıllara göre düştüğü ve işlem hacminin %21.9 oranında gerileyerek 20
milyon dolara indiği belirtilmektedir. Bu sonuçta, Uzak Doğu ve Rusya krizi
başta olmak üzere, Çorum merkezli işletmelerin önceki yıllarda yaptıkları
bağlantılar bittikten sonra yeni bağlantılar kuramamalarının etkisi olduğu
belirtilmektedir (Müjde,1999:9).
Tablo 2. İşletmenin Sabit
Sermaye Tutarı (Yatırım Büyüklüğü)
|
Yatırım Büyüklüğü (Bin Dolar) |
Çorum |
Denizli |
Gaziantep |
K. Maraş |
Kayseri |
|||||
|
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
|
|
Cevapsız |
8 |
14.8 |
- |
- |
- |
- |
4 |
10.8 |
3 |
5.8 |
|
12 |
22.2 |
- |
- |
11 |
20.0 |
4 |
10.8 |
6 |
11.5 |
|
|
100-500
Arası |
16 |
29.6 |
10 |
16.9 |
19 |
34.5 |
10 |
27.0 |
8 |
15.4 |
|
500-1
Milyon |
8 |
14.8 |
10 |
16.9 |
7 |
12.7 |
2 |
5.4 |
12 |
23.1 |
1-5 Milyon
|
10 |
18.5 |
25 |
42.4 |
8 |
14.5 |
10 |
27.0 |
16 |
30.8 |
5 Milyondan Çok
|
- |
- |
14 |
23.7 |
10 |
18.2 |
7 |
18.9 |
7 |
13.5 |
Toplam
|
54 |
100 |
59 |
100 |
55 |
100 |
37 |
100 |
52 |
100 |
Sabit
sermaye tutarı bakımından işletmeler karşılaştırıldığında Denizli’deki KOBİ’lerin %42.4’ünün 1-5 Milyon Dolar, Gaziantep KOBİ’lerinin %34.5’inin 100-500 Bin Dolar, Kayseri’de
%30.8’inin 1-5 Milyon Dolar, Çorum’da da %29.6’sının 100-500 Bin dolar,
K.Maraş’ta ise %27’sinin hem 100-500 Bin Dolar hem de 1-5 Milyon Dolar arasında
olduğu görülmektedir. İl bazında sabit sermaye yatırım büyüklüğünün Denizli’de
yoğunlaştığı görülmektedir.
3.3.
İşletmenin Kurumsallaşma, Yönetim ve Organizasyon Durumu
|
Üst Yönetim |
Çorum |
Denizli |
Gaziantep |
K. Maraş |
Kayseri |
|||||
|
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
|
|
İşletme
sahibi, eşi, çocukları ve/veya akrabaları |
40 |
74.1 |
36 |
61.0 |
40 |
72.7 |
20 |
54.1 |
32 |
61.5 |
|
Profesyonel
yöneticiler |
10 |
18.5 |
23 |
39.0 |
13 |
23.6 |
14 |
37.8 |
15 |
28.8 |
|
Kamudan
emekli bürokratlar |
4 |
7.4 |
- |
- |
- |
- |
- |
- |
1 |
1.9 |
|
Diğer |
- |
- |
- |
- |
2 |
3.6 |
3 |
8.1 |
4 |
7.7 |
Toplam
|
54 |
100 |
59 |
100 |
55 |
100 |
37 |
100 |
52 |
100 |
KOBİ’lerin
üst yönetim yapısını belirlemek için üst yönetimde kimlerin yer aldığına
ilişkin yöneltilen soruya verilen cevaplarda, ağırlıklı şekilde aile bireyleri
ve yakınların yer aldığı görülmektedir. Başta Çorum olmak üzere (%74.1),
Gaziantep (%72.7), Kayseri (%61.5), Denizli (%61) ve K.Maraş (%54.1)
işletmelerinde işletme sahipliği ve yöneticiliği, aile bireylerinde ve
akrabalarında toplanmaktadır. Profesyonel yöneticilerin yönetimde bulunma
düzeyleri K.Maraş (%37.8) ve Denizli
(%39.0) hariç diğer illerde %50 oranında dahi paylaşılmamaktadır.
İşletme
sahiplerinin yönetim kademesinde birinci planda olması, işleri çabuklaştırma ve
değişikliklere hızlı uyum sağlama yönünde olumlu değerlendirilse de, sürekli
değişen ve genişleyen pazar şartları ve teknoloji karşısında, gerekli teknik
bilgi ve profesyonel bakış açısının yetersizliği, doğru karar almada ve
stratejik davranma boyutunda bir takım zorluklar da çıkarmaktadır. Ayrıca bu
durumun, aile ve akrabaların kayrılması nedeniyle işletme içinde bütünlüğün
bozulmasına neden olduğu da araştırmanın gözlemleri arasındadır.
Tablo 2. Yönetim İşlerinin Alt Kademelere Devredilme
Durumu
|
Yetki Devri |
Çorum |
Denizli |
Gaziantep |
K. Maraş |
Kayseri |
|||||
|
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
|
|
Fikrim
yok |
10 |
18.5 |
5 |
8.5 |
8 |
14.5 |
5 |
13.5 |
3 |
5.7 |
|
Rahatlıkla
yetkilerimizi devredebiliriz |
4 |
7.4 |
20 |
33.9 |
10 |
18.2 |
6 |
16.2 |
12 |
23.1 |
|
Yetki
ve sorumluluklarımızın bir kısmını devredebiliriz |
36 |
66.7 |
32 |
54.2 |
32 |
58.2 |
23 |
62.2 |
33 |
63.5 |
|
İşletmenin
dizginlerini başkalarının eline vermekten endişe duyarız |
4 |
7.4 |
2 |
3.4 |
5 |
9.1 |
3 |
8.1 |
4 |
7.7 |
Toplam
|
54 |
100 |
59 |
100 |
55 |
100 |
37 |
100 |
52 |
100 |
KOBİ’lerin yönetimde görev alan kişilerin alt
kademelere yetki devri konusundaki tutumunun “yetki ve sorumluluklarımızın bir
kısmını devredebiliriz” seçeneği doğrultusunda olduğu görülmektedir. Çorum
(%66.7), Kayseri (63,5) K.Maraş (%62.2) birbirine yakın oranlarda, Gaziantep
%58.2 ve Denizli %54.2 oranlarında bu seçeneğe katılmışlardır. “İşletmenin
yönetimini başkalarının eline vermekten endişe duyma” seçeneğinde ise,
oranların, %10’dan daha az bir katılımla Gaziantep, K.Maraş, Kayseri, Çorum ve
Denizli şeklinde sıralandığı görülmektedir.
KOBİ’lerde, yönetimin, yetki devri konusunda Denizli ili dışında (%33.9) oldukça isteksiz olduğu, yetkilerin çok az kısmını devrettikleri ve otoriter bir yönetim tarzı sergiledikleri görülmektedir. Böyle bir durumun sakıncası, tek adamlığa dayanmak yoluyla bugün ve gelecekte işletmenin olumsuz durumlara düşmesidir. İşletme sahibinin yetkilerin çoğunu kendinde toplaması ve karar yetkilerinin çoğuna sahip olması, bir taraftan kendi bilgisinin, hızla büyüyen ve karmaşıklaşan rekabette yetersiz kalmasına, diğer taraftan da becerikli, yetenekli çalışanların potansiyellerinin atıl kalmasına yol açmakta ve çalışanların motivasyonlarını olumsuz etkilemektedir. KOBİ’lerde başarısızlık nedenlerinin çoğunun alınan kararlarının yeterince bilgilenmemeye dayandırılmasından kaynaklandığı (Burton, 1996: 32-33) dikkate alındığında, yönetimin bu uygulaması daha fazla önem kazanacaktır.
Tablo 3. Yönetim ve Organizasyon Alanındaki
Gelişmeleri Takip Etme Yöntemi
|
Yön. Ve Org. Alanındaki
Gelişmeleri Takip Yöntemi |
Çorum |
Denizli |
Gaziantep |
K. Maraş |
Kayseri |
|||||
|
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
|
|
Amerika
ve Avrupa’da iş yaptığımız şirketlerden |
2 |
3.7 |
3 |
5.1 |
4 |
7.3 |
- |
- |
2 |
3.8 |
|
Yönetim
ve danışmanlık şirketlerinden |
6 |
11.1 |
10 |
16.9 |
7 |
12.7 |
4 |
10.8 |
12 |
23.1 |
|
Bu
alandaki kitap, dergi vb. yayınlardan |
8 |
14.8 |
14 |
23.7 |
7 |
12.7 |
6 |
16.2 |
4 |
7.7 |
|
Kendi
anlayış ve gözlemlerimizden |
36 |
66.7 |
32 |
54.3 |
33 |
60.0 |
26 |
70.3 |
33 |
63.4 |
Böyle bir ihtiyaç duymuyoruz
|
2 |
3.7 |
- |
- |
4 |
7.3 |
1 |
2.7 |
1 |
1.9 |
Toplam
|
54 |
100 |
59 |
100 |
55 |
100 |
37 |
100 |
52 |
100 |
Yönetim
ve organizasyon alanında gelişmeleri takip etme yönteminde KOBİ’ler,
bütün illerde “kendi anlayış ve gözlemlerimizden yararlanıyoruz” seçeneğine
ağırlık vermişlerdir. %54-%71 arasında bir dağılımla K.Maraş, Çorum, Kayseri,
Gaziantep ve Denizli şeklinde sıralandıkları görülmektedir. İkinci sırada “bu
alandaki kitap, dergi vb. yayınlardan yararlanıyoruz” seçeneğine yer verildiği
( Kayseri ikinci sırada %23 oranında bir katılımla yönetim ve danışmanlık
firmalarından yaralandığını belirtmiştir) görülmektedir. Üçüncü sırada, yönetim
ve danışmanlık firmalarından, dördüncü sırada ise yurt dışı gezilerden
yararlanıldığı (K.Maraş hariç) belirtilmektedir.
KOBİ’lerin bu soruya verdikleri cevapların dağılımı basit
olarak şu anlama gelebilir: Küçük ve orta ölçekli işletme sahipleri, kendi
anlayış ve gözlemlerini, gelişme açısından yeterli görmektedirler. Mevcut
ihracat yönünden büyük ölçekli firmalara subcontracting
(taşeronluk) kanalı ile ihracat yapan bu firmaların müşteri yönlendirmeleri ve
denetimleri ile halihazırdaki bilgi ve
becerileri yeterli görülse de, dünya pazarlarına yönelik ihracatta “yenilikçi
firma” bağlamında pazara ürün sunan
işletme niteliğini taşımamaları, bu rollerinin abartıldığını göstermektedir.
Bilgiyi ve gelişimi yalnızca kontrol aracı olarak algılayan ve gören işletme
sahiplerinin gelecekte mevcut bilgi ve gözlemlerini yeter sayma risklerinin
boyutlarıyla dezavantajlı durumlar yaşayacağına inanmaktayız.
3.4. İşletmelerin Kalite Durumu ve
Eğitim Faaliyetlerine Bakışı
|
İşletmenin Ürün Kalitesi |
Çorum |
Denizli |
Gaziantep |
K. Maraş |
Kayseri |
|||||
|
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
|
|
Düşük
kaliteli |
4 |
7.4 |
1 |
1.7 |
- |
- |
- |
- |
1 |
1.9 |
|
Normal
kaliteli |
8 |
14.8 |
10 |
17.0 |
12 |
21.9 |
12 |
32.4 |
10 |
19.2 |
|
Yüksek
kaliteli |
18 |
33.3 |
18 |
30.5 |
7 |
12.7 |
7 |
18.9 |
13 |
25.0 |
|
Standartlara
uygun |
22 |
40.7 |
28 |
47.5 |
35 |
63.6 |
18 |
48.6 |
27 |
51.9 |
|
Diğer |
2 |
3.7 |
2 |
3.4 |
1 |
1.8 |
- |
- |
1 |
1.9 |
Toplam
|
54 |
100 |
59 |
100 |
55 |
100 |
37 |
100 |
52 |
100 |
KOBİ’lerin
üretimlerini yerli-yabancı ve büyük işletmeler karşısında değerlendirmelerinde,
kalite açısından bütün illerde “standartlara uygun” seçeneğinin öne çıktığı
görülmektedir. İlk sırada Gaziantep olmak üzere (%63.6), Kayseri (%51.9),
K.Maraş (%48.6), Denizli (%47.5) ve Çorum (%40.7) şeklinde yoğunluk sıralaması
yapılabilir. Çorum işletmeleri, yüksek kalitede %33.3, düşük kalitede ise %7.4
oranında bir katılımla dikkat çekmektedir. Kalitelerinin normal olduğunu düşünen
işletmelerin çoğunluğu ise K.Maraş’tadır (%32.4).
Dünya, bütün insanların
ihtiyaçlarını giderebileceği bir pazar haline gelirken, uluslar arası ekonomide
artan küreselleşme çabaları, uluslararası rekabette kaliteyi stratejik
paradigmalardan biri haline getirmiş ve maliyetleri düşürüp kaliteyi arttırmak,
rekabet avantajı sağlamanın temel gerekliliği haline gelmiştir. Bu durumda KOBİ’lerin standartlara uygun, normal kalite ile
(araştırmada düşük kalite bile telaffuz edilmiştir) rekabet yapması, oldukça zordur.
Ancak KOBİ’lerin örgütsel yapılanmasında, büyük
işletmelere göre gerek bölüm azlığı gerekse yönetimin bir çok işletme
sorumluluğunu kendi üzerine alması sonucunda, kalitenin bir kişi ya da bir bölüme devredilme durumunun yaygın olduğu
görülmektedir. Bu anlayıştan sıyrılarak kalitenin üretimini tüm sisteme yayma
konusundaki hızlanma ve kaliteye odaklanma tercihindeki kararlılık, gecikmiş
bir hamle olsa da kaçınılmaz görülmektedir. İllerin 1990’lı yıllardan sonra
ihracat potansiyelinin düşüş göstermesinde, alıcıya güven vermeyen kalite
düzeyinin etkili olduğu inkar edilemez bir gerçektir.
Tablo 2. İşletmenin
Standartlara Uyma Durumu
|
Standartlar |
Çorum |
Denizli |
Gaziantep |
K. Maraş |
Kayseri |
|||||
|
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
|
|
Herhangi
bir standarda uyulmuyor |
- |
- |
4 |
6.8 |
5 |
9.1 |
3 |
8.1 |
5 |
9.6 |
|
TSE
standartlarına uyuluyor |
26 |
48.1 |
10 |
16.9 |
16 |
29.1 |
10 |
27.0 |
21 |
40.4 |
|
DIN
standartlarına uyuluyor |
8 |
14.8 |
4 |
6.8 |
2 |
3.6 |
- |
- |
4 |
7.7 |
|
Amerikan
standartlarına uyuluyor |
- |
- |
5 |
8.5 |
- |
- |
- |
- |
- |
- |
|
Piyasada
kabul görmüş ölçülere uyuluyor |
10 |
18.5 |
16 |
27.1 |
17 |
30.9 |
13 |
35.1 |
10 |
19.2 |
|
Alıcının
isteklerine uyuluyor |
8 |
14.8 |
14 |
23.7 |
12 |
21.8 |
9 |
24.3 |
6 |
11.5 |
Diğer
|
2 |
3.7 |
6 |
10.2 |
3 |
5.5 |
2 |
5.4 |
6 |
11.5 |
Toplam
|
54 |
100 |
59 |
100 |
55 |
100 |
37 |
100 |
52 |
100 |
İşletmelerin “standartlara uyma” ile ilgili soruya Çorum’daki KOBİ’lerin TSE standartlarına uyduğu (48.1), Denizli’de piyasada kabul görmüş ölçülere uyulduğu (%27.1), Gaziantep’te çok yakın oranlarla TSE (%29.1) ile piyasa standartlarına uyulduğu (%35.1) Kayseri’de ise TSE standartlarına uyulduğu (%40.4) belirtilmektedir. KOBİ’lerin DIN (Alman Standartlar Enstitüsü) standartlarına, Amerikan standartlarına veya diğer uluslararası standartlara uyumlarının hiç olmaması ya da çok az düzeyde olması, küresel ekonomide işletmelerin birbirine uyguladığı kalite denetimlerinde işletmelerimizin çok gerilerde kaldığını göstermektedir.
Özellikle küresel rekabette
uluslararası standartlarda bir üretim yapıldığının belgelenmesinin taşıdığı
önem sonucunda ISO-9000 standartlarına sahip olmak, bir referans niteliği
kazanmıştır. Ülkemizde ISO-9000 standartlarının,
diğer gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, yeni tarife dışı
engeller olarak değerlendirilip karşı çıkılmasında, iç piyasada kalite
düşüklüğü handikapının etkisi olduğuna inanıyoruz.
Dünyada ISO-9000 başvuru ve onay sayılarındaki artış dikkate alındığında,
Anadolu’nun parlayan yıldızlarının, aynı zamanda belgelendirme şartlarını da
yerine getirmeleri, işletme performanslarının artmasında yararlı olacaktır
|
Mesleki ve Teknik Eğitim |
Çorum |
Denizli |
Gaziantep |
K. Maraş |
Kayseri |
|||||
|
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
F |
% |
|
|
İhtiyaç
vardır |
26 |
48.1 |
38 |
64.4 |
26 |
47.3 |
13 |
35.1 |
29 |
55.8 |
|
İhtiyaç
yoktur |
6 |
11.1 |
8 |
13.6 |
11 |
20.0 |
11 |
29.7 |
8 |
15.4 |
|
İhtiyaç
var ancak eğitime vakit yok |
14 |
25.9 |
11 |
18.6 |
11 |
20.0 |
11 |
29.7 |
13 |
25.0 |
|
Diğer |
8 |
14.8 |
2 |
3.4 |
7 |
12.7 |
2 |
5.4 |
2 |
3.8 |
Toplam
|
54 |
100 |
59 |
100 |
55 |
100 |
37 |
100 |
52 |
100 |
KOBİ’lerin,
“mesleki ve teknik konularda eğitime ihtiyaç olup olmadığı” konusundaki soruya
verdikleri cevapların, “ihtiyaç vardır” yönünde yoğunlaştığı görülmektedir.
Denizli (%64.4) ilk sırada olmak üzere, Kayseri (%55.8), Çorum (%48.1),
Gaziantep (% 47.3) ve K.Maraş (%35.1), bu seçeneğe ağırlık vermişlerdir. Ancak
eğitime ihtiyaç olmadığını belirten KOBİ’lerin
arasında K.Maraş (%29.79) ve Gaziantep (%20) ilk sırada dikkat çekerken,
“eğitime ihtiyaç var ancak eğitime ayıracak vakit
yok” diyen KOBİ’lerde ise K.Maraş (%29.7), Çorum
(%25.9) ve Kayseri (%25) aynı şekilde dikkat çekmektedir.
Ülkemizde verilen eğitimin piyasa
eğitimine yönelik olmaması, iş hayatına giren pek çok kişinin eğitim
ihtiyacının artarak devam etmesine en büyük nedendir. Ancak KOBİ’lerin,
eğitim kurumlarının vermiş olduğu eğitimin uygulanmaya dönük olmaması yüzünden,
bu konuya olumsuz yaklaştıkları gözlenmektedir. Tüm illerde kamu kuruluşlarının
ya da meslek kuruluşlarının, teknik yardım,
danışmanlık ve eğitim konularında KOBİ’lere
verdikleri yardım yetersizdir. Ayrıca ülkemizde, küçük sanayiciye,
müteşebbislere, işletmecilik ve teknik eğitim alanında hiçbir eğitim
verilmediği (Bağrıaçık, 1988:143) bir gerçektir.
Fakat var olan bu sınırlı imkanlardan yararlanma konusunda KOBİ’lerin
isteksizliği ve bilgisizliği de diğer bir çarpıcı husustur. 21. yüzyılda
devletleri bile yükselten ve düşüren değer olarak nitelenen (Naisbitt, 1994:177) eğitim, kamu ve özel sektörün
karşılıklı işbirliğine dayanması yoluyla mevcut kaynakların en iyi şekilde
değerlendirilmesi ve kaliteli bir üretim için süreçteki rolü açısından, hayati
önem taşımaktadır.
SONUÇ
VE DEĞERLENDİRME
Bütün dünyada teknolojik ve bilimsel gelişme dinamiklerinin yarattığı köklü değişiklikler, kurumsal yapıları yeniden değişikliğe zorlamaktadır. Dünyadaki temel değişikliklerden birinin ölçek ekonomilerinden, çeşit ekonomilerine geçiş olduğu açıktır. 1970’li yıllardan sonra yaşanan krizler ve bu dönemin sonrası, KOBİ’ler için pozitif bir dönemin başlangıcını ifade etmektedir. Esnek yapıları ile talep ve teknolojideki hızlı değişimlere uyum sağlayan KOBİ’ler, özellikle AB ve Uzak Doğu ülkelerinde yüksek bir değere ulaşmış ve ciddi politikalarla desteklenmişlerdir. Ekonomiye kazandırdığı dinamizm ile, o ekonominin canlılığının barometresi olan KOBİ’lerin günümüzün değişen şartlarında başarılı olmaları sadece kendilerinin değil, bir bütün olarak ülkenin ekonomik kalkınması açısından önemli bir değere sahiptir. Bu nedenle, KOBİ’lere ve KOBİ’lerin sorunlarına eğilmek, ekonomik gelişmenin bir gereğidir.
Bu
doğrultuda Çorum, Denizli, G.Antep, K.Maraş ve
Kayseri illerinde KOBİ’lerin durumları
karşılaştırmalı şekilde değerlendirilerek, mevcut yapı ve sorunların yerel ve
ulusal bağlamdaki izdüşümleri gözlenmeye çalışılmıştır. Araştırmadan elde
edilen bulgular çerçevesinde dikkat çeken hususlar, kısaca aşağıdaki şekilde
özetlenebilir:
-
KOBİ'lerde yöneticinin aynı zamanda girişimci olduğu
görülmektedir. Araştırmada işletme sahibi ve ailesinin yönetim görevini yerine
getirdiği %54-%74 arasındaki bir katılım oranıyla belirtilmiştir. Merkezi yapı
ve otoriter anlayışla yönetimi üstlenen sahiplerin, sınırlı zaman içerisinde
planlama, örgütleme, yürütme, koordinasyon ve kontrol gibi yönetim
fonksiyonlarını tek başına götürmeye çalışması, işletmeleri başarısızlıkla
karşı karşıya bırakmaktadır. Özellikle hızla değişen ekonomi ve pazar yapısı,
yönetimin profesyonel yöneticilerle sorumluluğu daha fazla paylaşmasını, yetki
devrinin yapılmasını, yönetim ve organizasyon alanında gelişmelerin sağlıklı
olarak takip edilmesini gerektirmektedir. Böylece KOBİ'lerin
üretim, yönetim, pazarlama vb. konularındaki faaliyetlerinin sınırlı kapasite
ile yürütülmesi, girişimcilerin bilgi, beceri, eğitim ve kişisel yetenekleri
oranında önlenecek, böylece iç ve dış pazarda rekabet şansının artırılması
mümkün olacaktır.
-
KOBİ’lerin kaliteli mal ve hizmet
üretimlerinde, piyasada kabul gören standartlara veya TSE gibi ulusal standartlara
uygun üretim yapmaları; yüksek kaliteli üretimi gerçekleştirmek yerine yerel
piyasa standartlarını dikkate almaları; özellikle ISO-9000 vb. standartlara
sahip olmamaları ve bu konuda isteksizliğin hakim olması; eğitim ve geliştirme
çabalarına “vakit yok” ya da “eğitime ihtiyaç yok”
şeklinde cevap vermeleri, oldukça düşündürücüdür. KOBİ’lerin
rekabette üstünlük sağlayacak şekilde uluslararası standartları
gerçekleştirmesi, çalışanlarına gerekli mesleki ve teknik eğitimi kazandırarak
kaliteyi yükseltmeye çalışması, yenilikçi pazar anlayışı için kaçınılmaz
görülmektedir. Bu durumda başta yöneticilerimizin bilgi ve beceri düzeyini
arttırmak yoluyla uzun vadeli yaklaşımlara, vizyoner
bakış açılarına sahip olmalarına zemin hazırlamak ve bir ileri adımda bunun tüm
kadrolara yayılımını sağlamak, sağlıklı bir temel oluşturmak için gerekli
görülmektedir.
Sonuç olarak, dünya ekonomisinde yaşanan değişim ve küresel rekabetin getirdiği ivme, ekonomik faaliyetlerin küreselleşmesi sürecinde Türkiye’deki firmaların da yerellikten kurtulup uluslararası boyutlara ulaşmasını ve bir dünya şirketi olmalarını gerektirmektedir. Bu tespit çerçevesinde, KOBİ’ler, uluslararası değişikliklere paralel olarak, rekabet üstünlüğü yaratacak şekilde yönetim anlayışlarını, kalite arayışlarını iyileştirip güçlendirmelidir. Türkiye’de ihracat sektörünün gerçek sürükleyici ve dinamik gücünün küçük ve orta ölçekli imalatçı ve ihracatçılar olduğu dikkate alınırsa, dünya ekonomik konjonktüründe önemini giderek artıran Japon, Amerikan ve AB KOBİ’leri gibi, Türk KOBİ’leri de, tüm alanlarda, sürükleyici ve dinamik bir güç konumunu geliştirme hedefli, bütünlük içerisinde gerçekleştirilecek ciddi işbirliklerine ihtiyaç duymaktadır. İşbirliği ve yardımların popüler siyasi ve sosyal yakınlaşmalardan uzak, ekonomik gelişme ve çıkar odaklı olması, bu alanda atılacak adımların başarı şansını artıracaktır.
AB Komisyonu (1996), Avrupa’da KOBİ’ler
İçin Ortak Bir Tanım, Güncel Avrupa
Dergisi, Sayı:2-3.
BAĞRIAÇIK, A.
(1998), Dışa Açılma Sürecinde Küçük ve Orta Boy İşletmeler, Ankara Dünya Yayınları, Ankara
BURTON, J.
(1996), Küçük ve Orta Boy İşletmelerin
AT ve Türkiye’de Teşviki, Ankara
DOĞUKANLI, H.
(1994), KOBİ’lerde Finansal
Seçenekler, Finans Dünyası, Ağustos,
s. 81-83
EKİN, N. (1996),
Küreselleşme ve Gümrük Birliği, İstanbul Ticaret Odası Yayın No:32, İstanbul
EKONOMİK FORUM, (1997), “Yıldızı Parlayan
Kentler”, s. 8-22
KARATAŞ, S. (1991), Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Veli Yayınları, İstanbul
KARGÜL, İ. D.
(1997), Türkiye’de Küçük ve Orta Ölçekli
İşletmelerin Yönetim Sorunları ve Çözümleri, İstanbul Ticaret Odası Yayın
No:1997-47, İstanbul
MÜFTÜOĞLU, T.
(1989), Türkiye’de Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler:Sorunlar, Öneriler,
Konrad Adenuer
Vakfı, Ankara
----------------- (1993), Türkiye’de
Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi İşletmeleri Sorunlar ve Öneriler, Ankara.
MÜJDE, R. A. (1996),
Çorum 1999 Yılı Faaliyet Raporu, T. C. Başbakanlık Orta Anadolu İhracatçıları
Birlikleri Genel Sekreterliği,
Çorum, s. 1-9
NAISBITT, Y. (1994). Global Paradoks, Çev, Sinem Gül, Sabah
Kitapları İstanbul