m

KOBİLERİN YÖNETSEL DURUMU VE YENİ SANAYİLEŞEN İLLERDE ANALİZİ

 

       Yrd.Doç.Dr.  Sabahat BAYRAK*

Doç.Dr. Muhammet AKDİŞ**

 

ÖZET

Bu çalışmada, Türkiye ekonomisi içinde önemli bir büyüklüğü temsil etmekte olan KOBİ’lerin, Çorum, Denizli, Gaziantep, K.Maraş ve Kayseri illeri bazında genel profilleri ortaya konulmaya çalışılmıştır. İşletme sahiplerinin ve işletmelerin kurumsallaşma, yönetim ve organizasyon yapılarının, kalite durumu ve eğitim faaliyetlerine bakış açılarının karşılaştırmalı olarak yapılan analizinde, bu illerdeki işletmelerin genel itibariyle birbirine yakın özellikler gösterdikleri görülmüştür. Büyük oranda aile işletmeleri şeklinde faaliyet gösteren KOBİ’lerin büyük bir kurumsallaşma çabası içinde olduklarının tespit edilmesiyle birlikte, aynı işletmelerin kalite geliştirme ile başa çıkmada küresel rekabet çerçevesinde etkinlik sağlayacak şartların oldukça gerisinde kaldıkları da dikkat çekmektedir. Çalışmanın sonuçlarından hareketle, KOBİ’lerin yönetsel yetersizlikleri aşmaları ve mevcut eksiklikleri gidermeleri halinde dünyadaki benzerleri gibi önemli başarılara ulaşacakları düşünülmektedir.

Anahtar Kelimeler: KOBİ, KOBİ Tanımı, KOBİ’lerin Artan Önemi, KOBİ’lerin Kurumsallaşma, Kalite ve Eğitim Durumları

 

Managerial Situation of SMEs and Their Analysis in Recently Industrilized Cities

 

ABSTRACT

In this study, the general profiles of SMEs, which constitute a major part of Turkish economy, are investigated based on selected cities (Corum,  Denizli,  Gaziantep,    K. Maras and  Kayseri). As a result of the comparative analysis of SMEs with respect to their owners, structures of organization, administration and institutionalization, quality level, views regarding education activities, it was seen that enterprises in these cities have similar characteristics in general. It was also found out that although SMEs, majority of them act as family enterprises, are in institutionalization effort, they are behind in terms of conditions which are of vital importance for enterprises in improving quality  in the competitive global environment. It is thought that SMEs will gain considerable successes as similar enterprises in the world under the conditions of coping with present deficiencies and dealing with insufficiencies.

                Keywords: Definition of SMEs, Raising importance of SMEs, Structure of management, institutionalization and quality level of SMEs. 

 

GİRİŞ

 

            Sanayi Devrimi’nden 1970’li yılların başlarına kadar devam eden süreçte yaşanan sosyal, ekonomik, siyasi ve teknolojik değişimler, işletmeleri çeşitli yönetsel ve finansal sorunlarla başbaşa bırakmıştır. Dünya genelinde yaşanan bu sorunlar, işletmelerin rekabette başarı kazanmaları ve ekonominin geleceği için işletme ölçeklerinin tekrar gözden geçirilmesini gerektirmiştir. Özellikle, büyük ölçekli işletmelerin, iletişim ve üretim teknolojisindeki yeni değişme ve gelişmelere uyumda zorlanmaları sonucu zarar eden bir yapıya dönüşmeleri, bu işletmelerin “ekonomik gelişmenin motoru” olduğu düşüncesini yavaş yavaş değiştirirken, değişimin temel dinamiğini bünyesinde barındırması açısından “küçülme” kavramı daha ön plana çıkmıştır. Bu noktada, KOBİ’ler, dünya ekonomisinde pazar sıkıntısının arttığı, talebin düştüğü, enerji ve hammadde darboğazlarının yaşandığı kriz zamanlarında gösterdikleri enerjik, esnek, çok yönlü ürün ve hizmet yapılarıyla birer emniyet sübabı fonksiyonu görmüş, özellikle uluslararası pazarlarda etkin rekabetin sürdürülmesi konusunda, endüstriyel yapının vazgeçilmez bir parçası konumuna yükselmişlerdir.

 

 

 

 

1.      KOBİ TANIMI VE ÖNEMİ     

1.1. Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Tanımlanması

            Küçük ve orta ölçekli işletmelerin tanımları, ülkeden ülkeye hatta aynı ülke içerisinde sektör ve bölgelere göre veya ilgili kurumların amaç ve gayelerine göre bir takım farklılıklar taşımaktadır. Ayrıca, ekonomik, sosyal ve teknik gelişmelerin paralelinde ölçütlerin de hızla değişmesi, küçük ve orta ölçekli işletmelerin tanımlanmalarını gün geçtikçe zorlaştırmaktadır. Araştırmalarda KOBİ tanımları için, çalışanların sayısı, üretim hacmi, katma değer, ciro vb. yanında, bu işletmelerin daha az yabancı sermaye kullanmaları, işletme sahip ve yöneticilerin bizzat işin içinde olup bütün riskleri üstlenmeleri, girdi ve mal piyasalarında güçlü bir pozisyona sahip olmaları gibi çok farklı niteliklerin dikkate alındığı görülmektedir. Fakat birden fazla kriter kullanılarak yapılan tanımlar çok karmaşık teknik ve idari sorunlara yol açtığından, uygulamada, tanımlamaların çoğunlukla işçi sayısı ve sermaye temeline dayandığı görülmektedir.

            Buna göre AB’de gerek topluluk, gerek ülkeler düzeyinde KOBİ’lerin tanımlanmasında karışıklığı önlemek amacıyla genel bir çerçeve ilan edilmiştir. Bu çerçeveye göre; 50’den çok, 250’den az işçi çalıştıran ve yıllık toplam cirosu 40 milyon ECU’yu ya da yıllık bilanço tutarı 27 milyon ECU’yu geçmeyen işletmeler, “orta büyüklükte işletmeler” olarak sınıflandırılmış, küçük işletmeler ise 50’den az işçi çalıştıran, yıllık cirosu 7 milyon ECU’yu ya da yıllık bilanço tutarı 5 milyon ECU’yu geçmeyen işletmeler olarak tanımlanmıştır (AB Komisyonu, 1996: 4).

            Aynı şekilde Türkiye’de de farklı tanımların varlığı dikkat çekmektedir. Örneğin, KOSGEB, 1-150 kişi arasında işçi çalıştıran işletmeleri KOBİ olarak tanımlarken, DİE 1983 yılından itibaren 1-25 kişi arasında işçi çalıştıranları, Dış Ticaret Müsteşarlığı ise 1-200 arasında işçi çalıştıranları KOBİ tanımlamasına uygun kabul etmiştir (Şenyurt, 1995:15). 

 

1.2. KOBİ’lerin Artan Önemi

            20. yüzyılın son çeyreğinde yaşanmaya başlayan ve hızla etkisini arttıran küreselleşme ve uluslararası rekabet, şirketlerin ve ulusal ekonomilerin rekabet üstünlüğü kaynaklarının değiştiğini açıkça ortaya koymuştur. Başka bir deyişle, genelde teknolojideki gelişmelere paralel olarak yaşanan küreselleşme, ekonomilerin faaliyetlerini dünya pazarı boyutuna taşımanın ve rekabet üstünlüğü elde etmelerinin, günümüzde farklı niteliklere sahip olmayı gerektirdiğini ortaya koymuştur.

            Bu doğrultuda, geleneksel anlamda işletmelere rekabet üstünlüğü sağlayan ölçek ekonomisi, önemini kaybetmeye başlamıştır. Özellikle iktisatçı Schumpeter’in savunuculuğunu yaptığı bu görüş, kitle halinde üretimde, üretimin hızlı artışında büyük ölçekli firmaların önemli rol oynadığını, büyük kapasiteli yerlerde üretim yapılarak maliyetlerin düşürülebileceğini, içsel ve dışsal tasarruflar yoluyla kârlılığın arttırılacağını, dolayısıyla rekabet üstünlüğü sağlanacağını ortaya koymuştur.

            Ancak 1960’lı yılların sonlarından itibaren başlayan ekonomik verilerdeki bozulmalar, özellikle endüstrileşmiş ülkelerde gözlemlenen enerji fiyatlarındaki artış, buna bağlı olarak üretimdeki girdi maliyetlerinin yükselmesi ve ortaya çıkan talep hacmindeki daralma, arza ve büyük ölçekli firmalara dayalı istikrar modelinin piyasadan silinmesine; esneklik, çeşitlilik ve geçicilikle rekabet savaşında ayakta kalan küçük ve orta ölçekli firmaların ise güçlenmesine ve yayılmasına neden olmuştur. Global Paradoks’un yazarı John Naisbitt, bu süreci şöyle özetlemektedir: “Hayatımın en önemli dönüm noktalarının birinde ölçek ekonomisinden, ölçek ekonomisizliğine geçtik; daha büyük daha iyidirden, daha büyük; daha etkisiz, yüksek maliyetli, gereksizce bürokrat, esneklikten uzak, hatta berbattır. Paradoks, bu durumun küresel çerçeveye geçerken oluşmasında daha geniş bir alanda, daha küçük ve daha hızlı oyuncular daha başarılı olacaklar” (Naisbitt,1994:8).

            Uzun süre devam eden krizlerin bir sonucu olarak çok sayıda büyük firmanın çökmesine rağmen, küçük ve orta ölçekli işletmelerin, merkezden uzaklaşma, esneklik eğilimi, manevra ve değişme kabiliyeti konusundaki olumlu yanları, piyasa ekonomisindeki krizlerin çözümü noktasında, bu işletmelere ilgiyi artırmıştır. Bunun yanında KOBİ’ler, ekonomik yapıdaki temel değişmelerin veya teknolojik yeniden yapılanmaların yarattığı etkiler sonucunda, büyük işletmelerden daha fazla ve net yeni iş imkanları yaratarak önemlerini giderek daha da artırmaktadırlar (Ekin,1996:70). AB ülkelerinde ve ABD’de yapılan pek çok araştırma, KOBİ’lerin, ekonomik iyileşmeye daha erken cevap verir nitelikte, kendilerini değişen iş şartlarına hızla uydurarak, kapasitelerini daha etkin bir seviyede devam ettirdiklerini göstermektedir (Karataş,1991:272).

            Özellikle 1970’li yılardan beri dünyadaki rekabet gelişmeleriyle adını duyuran KOBİ’lerin önemlerinin giderek artırma nedenleri şöyle özetlenebilir:

            Bilgi toplumuna geçiş : Herhangi bir ürünün üretilmesinden çok, o ürünün bizzat kendisi, üretim süreci hakkındaki bilgi veya teknoloji daha önemli hale gelmiştir. Nitekim içinde yaşadığımız küreselleşme sürecinde KOBİ’lerin varlığı, teknolojik gelişmeleri takip ederek ona uyum sağlayabilmeleri, üretimin tasarı ve uygulama aşamalarında işbirliği yaratabilmeleri ve ürünün niteliği ile çeşitliliğini hızla değiştirecek bir yapıya ve bilgi kullanma potansiyeline sahip olmaları nedeniyle, stratejik öneme sahip oldukları şeklinde değerlendirilmektedir.

            Teknolojinin gelişmesi ve yoğunluğundaki artış : KOBİ’lerin bir yandan ekonomik gelişmeye ve üretim artışına yaptığı katkılar, diğer yandan ekonomide yarattığı yıllık net istihdam artışları, bu işletmelerin çağdaş büyüme hedeflerine uygun kuruluşlar olarak değerlendirilmesine yol açmıştır. KOBİ’ler ekonomi ve istihdamda çok önemli paylara sahiptir ve bu payların önemi giderek artmaktadır; büyük işletmelerde daralmalar daha yaygın görülmekte, toplam istihdama olumsuz katkıları ön plana çıkmakta, buna karşın küçük işletmelerin yeni açılma ve gelişmelerle istihdam üzerinde pozitif etki oluşturdukları göze çarpmaktadır (Ekin,1996:79-80) .

            Bağımsızlık eğilimlerindeki artış: KOBİ’ler, dünyada giderek önem kazanan girişimciliğin gelişmesine; bağımsız olmak, kendi kararlarını kendi verebilmek, emeğini satmak yerine girişimci olarak bizzat kendisi için kullanmak hususlarında katkılar sağlamaktadır. Son yıllarda başkasının işinde çalışmak yerine kendi işyerlerini kurarak bağımsız çalışma arayışının kadın cinsiyetinde de arttığı görülmekte ve KOBİ girişimciliği, bu katılımla, artan oranda ivme kazanmaktadır (Moore, Buttner, 1997:8-9).

            Ekonomik krizden daha az etkilenme: KOBİ’lerin değişime karşı gösterdiği reaksiyon ve esnekliğin yüksek olması, onları yeniliklere daha yatkın kılmaktadır; konjonktürel dalgalanmalardan, ekonomik krizlerden, siyasi dengesizliklerden büyük işletmelere göre daha az etkilenmektedir. KOBİ’lerin büyük işletmelerin şiddetli rekabetine rağmen varlıklarını sürdürmelerinin nedeni budur. 1985 yılında İngiliz Endüstri Konfederasyonu tarafından yapılan bir araştırma, küçük işyerlerinin ekonomik iyileşmeye daha erken cevap vererek, değişen iş şartlarına hızla uyum gösterdiklerini,  kapasitelerini daha etkin bir biçimde kullandıklarını göstermektedir.

            Büyük işletmeleri tamamlama özellikleri: Günümüz değerlendirmelerine göre, küreselleşen dünyada büyük ve küçük işletmeler, birbirlerinin rakibi değil, esas itibariyle birbirlerinin tamamlayıcısıdırlar. Eğer küçük işletme, kitlesel piyasa potansiyeli olan bir alanda girişimde bulunacak ise büyümeye yönelmekte çoğu zaman da büyük çaplı firmalar tarafından ele geçirilmektedir. Büyük firmaların geniş bir pazar ağıyla destekledikleri, tüketiciye yönelik üretimleri, işçi başına sürekli şekilde katma değerin artmasına neden olmaktadır. Bu gelişme trendi, daha yüksek gelire, talepteki çeşitliğin çoğalmasına yol açmakta, bu da küçük işyerlerine çok sayıda yeni girişim imkanı vermektedir. Bazen de yeniliğin gerçekleşmesi büyük bir firmanın varlığıyla mümkün olabilmektedir. Örneğin, fotokopi makinelerini küçük bir şirket bulmuş, buna karşılık bu üretimi büyük bir şirket ticari hayata sokmuştur (Ekin, 1996:71).

 

2. KOBİ’LERİN BEŞ İLDE KARŞILAŞTIRMALI     İNCELENMESİ

 

   2.1 Araştırmanın Amacı

Çalışmanın amacı, son 25 yılda dünyada büyük bir gelişme gösteren KOBİ’lerin Çorum, Denizli, Gaziantep, K.Maraş ve Kayseri illerinde nasıl bir yapılanma gösterdiğini, yönetsel açıdan bu illerdeki KOBİ’lerin mevcut anlayışlarının etkili düzeyde olup olmadığını araştırmak; belirtilen konularda örneklem açısından dikkati çeken konulara vurgu yapılarak, alınması gereken tedbirleri ortaya koymak, bu yolla Türkiye’de KOBİ’lerin sağlıklı gelişimine katkıda bulunmaktır.

2.2. Araştırmanın Yöntemi

Araştırma, Çorum, Denizli, Gaziantep, K.Maraş ve Kayseri’de faaliyette bulunan KOBİ’lerin tesadüfi yöntemle seçilmesi ve seçilen bu işletmelere, konuya ilişkin hazırlanan anket formunun uygulanması yöntemiyle gerçekleştirilmiştir.

Araştırma verilerini değerlendirmek üzere SPSS paket programından yararlanılmıştır.

Çorum işletmelerinde %60 (54/90), Denizli işletmelerinde %49 (59/120), Gaziantep işletmelerinde %42 (55/130), K.Maraş işletmelerinde %49 (37/75) ve Kayseri işletmelerinde %48 (52/120) geri dönüşüm sağlanmıştır. Toplamda geri dönüşüm yüzdesi ise %48 (257/535)’dir.

 

3. ARAŞTIRMA BULGULARININ DEĞERLENDİRİLMESİ

 

3.1. İşletme Sahiplerine Yönelik Soruların Değerlendirmesi

Ankette işletme sahiplerine yönelttiğimiz demografik özellikler içerisinde çalışmada geniş yer tutmaması açısından yaş ve öğrenim durumlarına yer verilmiştir.

Tablo 1. İşletme Sahiplerinin Yaş Durumu

Yaş Grupları

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

18-24

6

11.1

-

-

2

3.6

1

2.7

1

1.9

25-34

18

33.3

11

18.6

12

21.8

11

29.7

7

13.5

35-44

22

40.7

31

52.5

35

63.7

19

51.4

23

44.2

45-54

8

14.8

17

28.8

6

10.9

6

16.2

21

40.3

Toplam

54

100.0

59

100.0

55

100.0

37

100.0

52

100.0

 

İşletme sahiplerinin yaş durumuna bakıldığında 5 il bazında yönetici yaşının 35-44 yaş grubunda olduğunda görülmektedir. Bu yaş grubunun yönetimde nispeten yoğun olduğu il Gaziantep iken (%63.7), en az olduğu il ise Çorum (%40.7)’dur. Genç yöneticilerin (25-34 yaş grubu) en fazla yönetimde yer aldığı il olarak (%33.3) Çorum görülürken, ileri yaş grubunun ağırlıklı yönetimde bulunduğu il olarak Kayseri (%40.3) dikkat çekmektedir.

 

Tablo 2. İşletme Sahiplerinin Öğrenim Durumları

Öğr. Durumu

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

İlkokul

6

11.1

2

3.4

1

1.8

3

8.1

3

5.8

Ortaokul

4

7.4

7

11.9

3

7.3

-

-

5

9.6

Lise/Dengi Okul

22

40.7

17

28.8

16

29.1

12

32.4

14

26.9

Yükseköğrenim

22

40.7

26

44.1

32

58.2

20

54.1

28

53.8

Yüksek Lisans

-

-

7

11.9

2

3.6

2

5.4

2

3.8

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

İşletme sahiplerinin eğitim durumu incelendiğinde, yüksek öğrenim yapmış yöneticilerin nispeten yönetimde daha fazla yer aldıkları görülmektedir. İlkokul mezunu işletme sahiplerinin diğer illere nazaran Çorum’da (%11.1) daha fazla olduğu, yüksek lisans yapan yöneticilerin ise Denizli ilinde (%11.9) daha fazla olduğu görülmektedir.

            Araştırma sonuçları, işletme sahiplerinin orta yaş grubunda ve yüksek öğrenim mezunu kişiler olduğunu göstermektedir. Denizli başta olmak üzere, araştırma kapsamındaki illerde yöneticilerin öğrenim düzeyinin giderek yükseldiği görülmektedir. Bu durum, KOBİ’lerde geleneksel bakışı temsil eden yaşlı ve düşük eğitim düzeyine sahip yöneticilerin, yerlerini, giderek yönetimde gençlere ve yüksek öğrenim sahibi yöneticilere bıraktığına işaret etmektedir.

 

3.2.İşletme Özelliklerine Yönelik Soruların Değerlendirilmesi

İşletme özelliklerine yönelik soruların değerlendirilmesinde, işletmelerin sektörel dağılımı ve yatırım büyüklüğüne yer verilmiş diğer özellikler değerlendirmeye dahil edilmemiştir.

Tablo 1. İşletmelerin Sektörel Dağılımı

Sektörler

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Tekstil ve konf.

4

7.4

44

74.6

20

36.3

26

70.3

13

25.0

Gıda sanayii

10

18.5

2

3.4

11

20.0

2

5.4

6

11.5

Metal sanayii

20

37.0

5

8.5

5

9.1

8

21.6

16

30.8

Mobilya-döş.

4

7.4

1

1.7

1

1.8

1

2.7

6

11.5

Diğer

16

29.6

7

11.9

18

32.7

-

-

11

21.1

Toplam

54

100.0

59

100.0

55

100.0

37

100.0

52

100.0

 

İşletmelerin özelliklerine yönelik soruların ilki, işletmelerin bulunduğu sektörle ilgilidir. İşletmelerin sektörel dağılımına bakıldığında, tekstil, gıda, metal sanayi, mobilya ve döşemecilik ve diğer sektörlerin araştırmaya katıldıkları görülmektedir. Katılımın sektörel dağılımına bakıldığında Çorum’da metal sanayi sektöründe (%37), Denizli (%74.6), Gaziantep  (%70.3) ve K.Maraş’ta (%70.3) tekstil sektöründe, Kayseri’de ise metal sanayi sektöründe(%30.8) katılımın daha yüksek olduğu görülmektedir. Ayrıca G.Antep’te gıda sektörü (%20), Kayseri’de ise mobilya sektöründe (%11.5) bulunan KOBİ’lerin katılım yoğunluğu, diğer illere göre dikkat çekmektedir.

            Geleneksel merkezler olarak nitelendirilebilecek İstanbul, Kocaeli, Bursa, Ankara, İzmir, Adana vb. iller yanında, son yıllarda, araştırmanın örneklemini oluşturan Çorum, Denizli, Gaziantep, K.Maraş ve Kayseri’nin giderek önem kazandığı görülmektedir. Bu illerden K.Maraş, 1990’lı yılların teşvikli yatırımlarında %6.4 pay alarak yatırımda 4. il olma başarısını gösterirken, Gaziantep %5.8’lik payı ile 6. sırada, Kayseri ise daha düşük bir düzeyde olsa da önemli bir sırada yer alarak ülke genelinde gelişme göstermiştir. 1990’da Gaziantep, K.Maraş ve Kayseri, bir iplik bölgesi oluşturarak iplik yatırımları ile yıldızlarını parlatmışlardır. 1990-1996 döneminde Çorum dışında kalan 4 il tekstile yapılan yatırımlarla dikkat çekmiş (Forum, 1997:10-13), ancak küresel kriz ve iç finansal kriz nedeniyle K.Maraş tekstil sektörü bunalım yaşamış ve pek çok yatırım yarım kalmıştır. Gaziantep ise, 1997 ve 1998’de tekstil sektöründe bir yükselme trendi yakalamış, 1999’da bir gerileme olsa da ciddi bir bunalım yaşamamıştır.

            Çorum’un 1999 yılı ihracatının önceki yıllara göre düştüğü ve işlem hacminin %21.9 oranında gerileyerek 20 milyon dolara indiği belirtilmektedir. Bu sonuçta, Uzak Doğu ve Rusya krizi başta olmak üzere, Çorum merkezli işletmelerin önceki yıllarda yaptıkları bağlantılar bittikten sonra yeni bağlantılar kuramamalarının etkisi olduğu belirtilmektedir (Müjde,1999:9).

 

 

 

 

 

 

 

 

Tablo 2. İşletmenin Sabit Sermaye Tutarı (Yatırım Büyüklüğü)

Yatırım Büyüklüğü

(Bin Dolar)

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Cevapsız

8

14.8

-

-

-

-

4

10.8

3

5.8

100 Binden Çok

12

22.2

-

-

11

20.0

4

10.8

6

11.5

100-500 Arası

16

29.6

10

16.9

19

34.5

10

27.0

8

15.4

500-1 Milyon

8

14.8

10

16.9

7

12.7

2

5.4

12

23.1

1-5 Milyon

10

18.5

25

42.4

8

14.5

10

27.0

16

30.8

5 Milyondan Çok

-

-

14

23.7

10

18.2

7

18.9

7

13.5

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

Sabit sermaye tutarı bakımından işletmeler karşılaştırıldığında Denizli’deki KOBİ’lerin %42.4’ünün 1-5 Milyon Dolar, Gaziantep KOBİ’lerinin %34.5’inin 100-500 Bin Dolar, Kayseri’de %30.8’inin 1-5 Milyon Dolar, Çorum’da da %29.6’sının 100-500 Bin dolar, K.Maraş’ta ise %27’sinin hem 100-500 Bin Dolar hem de 1-5 Milyon Dolar arasında olduğu görülmektedir. İl bazında sabit sermaye yatırım büyüklüğünün Denizli’de yoğunlaştığı görülmektedir.

 

3.3. İşletmenin Kurumsallaşma, Yönetim ve Organizasyon Durumu

Tablo 1. İşletmede Üst Yönetim Yapısı

Üst Yönetim

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

İşletme sahibi, eşi, çocukları ve/veya akrabaları

40

74.1

36

61.0

40

72.7

20

54.1

32

61.5

Profesyonel yöneticiler

10

18.5

23

39.0

13

23.6

14

37.8

15

28.8

Kamudan emekli bürokratlar

4

7.4

-

-

-

-

-

-

1

1.9

Diğer

-

-

-

-

2

3.6

3

8.1

4

7.7

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

            KOBİ’lerin üst yönetim yapısını belirlemek için üst yönetimde kimlerin yer aldığına ilişkin yöneltilen soruya verilen cevaplarda, ağırlıklı şekilde aile bireyleri ve yakınların yer aldığı görülmektedir. Başta Çorum olmak üzere (%74.1), Gaziantep (%72.7), Kayseri (%61.5), Denizli (%61) ve K.Maraş (%54.1) işletmelerinde işletme sahipliği ve yöneticiliği, aile bireylerinde ve akrabalarında toplanmaktadır. Profesyonel yöneticilerin yönetimde bulunma düzeyleri K.Maraş (%37.8)  ve Denizli (%39.0) hariç diğer illerde %50 oranında dahi paylaşılmamaktadır.

            İşletme sahiplerinin yönetim kademesinde birinci planda olması, işleri çabuklaştırma ve değişikliklere hızlı uyum sağlama yönünde olumlu değerlendirilse de, sürekli değişen ve genişleyen pazar şartları ve teknoloji karşısında, gerekli teknik bilgi ve profesyonel bakış açısının yetersizliği, doğru karar almada ve stratejik davranma boyutunda bir takım zorluklar da çıkarmaktadır. Ayrıca bu durumun, aile ve akrabaların kayrılması nedeniyle işletme içinde bütünlüğün bozulmasına neden olduğu da araştırmanın gözlemleri arasındadır.

 

Tablo 2. Yönetim İşlerinin Alt Kademelere Devredilme Durumu

 

 

Yetki Devri

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Fikrim yok

10

18.5

5

8.5

8

14.5

5

13.5

3

5.7

Rahatlıkla yetkilerimizi devredebiliriz

4

7.4

20

33.9

10

18.2

6

16.2

12

23.1

Yetki ve sorumluluklarımızın bir kısmını devredebiliriz

36

66.7

32

54.2

32

58.2

23

62.2

33

63.5

İşletmenin dizginlerini başkalarının eline vermekten endişe duyarız

4

7.4

2

3.4

5

9.1

3

  8.1

4

7.7

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

KOBİ’lerin yönetimde görev alan kişilerin alt kademelere yetki devri konusundaki tutumunun “yetki ve sorumluluklarımızın bir kısmını devredebiliriz” seçeneği doğrultusunda olduğu görülmektedir. Çorum (%66.7), Kayseri (63,5) K.Maraş (%62.2) birbirine yakın oranlarda, Gaziantep %58.2 ve Denizli %54.2 oranlarında bu seçeneğe katılmışlardır. “İşletmenin yönetimini başkalarının eline vermekten endişe duyma” seçeneğinde ise, oranların, %10’dan daha az bir katılımla Gaziantep, K.Maraş, Kayseri, Çorum ve Denizli şeklinde sıralandığı görülmektedir.

            KOBİ’lerde, yönetimin, yetki devri konusunda Denizli ili dışında (%33.9) oldukça isteksiz olduğu, yetkilerin çok az kısmını devrettikleri ve otoriter bir yönetim tarzı sergiledikleri görülmektedir. Böyle bir durumun sakıncası, tek adamlığa dayanmak yoluyla bugün ve gelecekte işletmenin olumsuz durumlara düşmesidir. İşletme sahibinin yetkilerin çoğunu kendinde toplaması ve karar yetkilerinin çoğuna sahip olması, bir taraftan kendi bilgisinin, hızla büyüyen ve karmaşıklaşan rekabette yetersiz kalmasına, diğer taraftan da becerikli, yetenekli çalışanların potansiyellerinin atıl kalmasına yol açmakta ve çalışanların motivasyonlarını olumsuz etkilemektedir. KOBİ’lerde başarısızlık nedenlerinin çoğunun alınan kararlarının  yeterince bilgilenmemeye dayandırılmasından kaynaklandığı (Burton, 1996: 32-33) dikkate alındığında, yönetimin bu uygulaması daha fazla önem kazanacaktır.

 

Tablo 3. Yönetim ve Organizasyon Alanındaki Gelişmeleri Takip Etme Yöntemi

Yön. Ve Org. Alanındaki Gelişmeleri Takip Yöntemi

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Amerika ve Avrupa’da iş yaptığımız şirketlerden

2

3.7

3

5.1

4

7.3

-

-

2

3.8

Yönetim ve danışmanlık şirketlerinden

6

11.1

10

16.9

7

12.7

4

10.8

12

23.1

Bu alandaki kitap, dergi vb. yayınlardan

8

14.8

14

23.7

7

12.7

6

16.2

4

7.7

Kendi anlayış ve gözlemlerimizden

36

66.7

32

54.3

33

60.0

26

70.3

33

63.4

Böyle bir ihtiyaç duymuyoruz

2

3.7

-

-

4

7.3

1

2.7

1

1.9

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

Yönetim ve organizasyon alanında gelişmeleri takip etme yönteminde KOBİ’ler, bütün illerde “kendi anlayış ve gözlemlerimizden yararlanıyoruz” seçeneğine ağırlık vermişlerdir. %54-%71 arasında bir dağılımla K.Maraş, Çorum, Kayseri, Gaziantep ve Denizli şeklinde sıralandıkları görülmektedir. İkinci sırada “bu alandaki kitap, dergi vb. yayınlardan yararlanıyoruz” seçeneğine yer verildiği ( Kayseri ikinci sırada %23 oranında bir katılımla yönetim ve danışmanlık firmalarından yaralandığını belirtmiştir) görülmektedir. Üçüncü sırada, yönetim ve danışmanlık firmalarından, dördüncü sırada ise yurt dışı gezilerden yararlanıldığı (K.Maraş hariç) belirtilmektedir.

            KOBİ’lerin bu soruya verdikleri cevapların dağılımı basit olarak şu anlama gelebilir: Küçük ve orta ölçekli işletme sahipleri, kendi anlayış ve gözlemlerini, gelişme açısından yeterli görmektedirler. Mevcut ihracat yönünden büyük ölçekli firmalara subcontracting (taşeronluk) kanalı ile ihracat yapan bu firmaların müşteri yönlendirmeleri ve denetimleri ile   halihazırdaki bilgi ve becerileri yeterli görülse de, dünya pazarlarına yönelik ihracatta “yenilikçi firma” bağlamında  pazara ürün sunan işletme niteliğini taşımamaları, bu rollerinin abartıldığını göstermektedir. Bilgiyi ve gelişimi yalnızca kontrol aracı olarak algılayan ve gören işletme sahiplerinin gelecekte mevcut bilgi ve gözlemlerini yeter sayma risklerinin boyutlarıyla dezavantajlı durumlar yaşayacağına inanmaktayız.

 

3.4. İşletmelerin Kalite Durumu ve Eğitim Faaliyetlerine Bakışı

 

Tablo 1. Üretiminizin Yerli-Yabancı ve Büyük İşletmeler Karşısındaki Durumu

İşletmenin Ürün Kalitesi

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Düşük kaliteli

4

7.4

1

1.7

-

-

-

-

1

1.9

Normal kaliteli

8

14.8

10

17.0

12

21.9

12

32.4

10

19.2

Yüksek kaliteli

18

33.3

18

30.5

7

12.7

7

18.9

13

25.0

Standartlara uygun

22

40.7

28

47.5

35

63.6

18

48.6

27

51.9

Diğer

2

3.7

2

3.4

1

1.8

-

-

1

1.9

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

            KOBİ’lerin üretimlerini yerli-yabancı ve büyük işletmeler karşısında değerlendirmelerinde, kalite açısından bütün illerde “standartlara uygun” seçeneğinin öne çıktığı görülmektedir. İlk sırada Gaziantep olmak üzere (%63.6), Kayseri (%51.9), K.Maraş (%48.6), Denizli (%47.5) ve Çorum (%40.7) şeklinde yoğunluk sıralaması yapılabilir. Çorum işletmeleri, yüksek kalitede %33.3, düşük kalitede ise %7.4 oranında bir katılımla dikkat çekmektedir. Kalitelerinin normal olduğunu düşünen işletmelerin çoğunluğu ise K.Maraş’tadır (%32.4).

            Dünya, bütün insanların ihtiyaçlarını giderebileceği bir pazar haline gelirken, uluslar arası ekonomide artan küreselleşme çabaları, uluslararası rekabette kaliteyi stratejik paradigmalardan biri haline getirmiş ve maliyetleri düşürüp kaliteyi arttırmak, rekabet avantajı sağlamanın temel gerekliliği haline gelmiştir. Bu durumda KOBİ’lerin standartlara uygun, normal kalite ile (araştırmada düşük kalite bile telaffuz edilmiştir) rekabet yapması, oldukça zordur. Ancak KOBİ’lerin örgütsel yapılanmasında, büyük işletmelere göre gerek bölüm azlığı gerekse yönetimin bir çok işletme sorumluluğunu kendi üzerine alması sonucunda, kalitenin bir kişi ya da bir bölüme devredilme durumunun yaygın olduğu görülmektedir. Bu anlayıştan sıyrılarak kalitenin üretimini tüm sisteme yayma konusundaki hızlanma ve kaliteye odaklanma tercihindeki kararlılık, gecikmiş bir hamle olsa da kaçınılmaz görülmektedir. İllerin 1990’lı yıllardan sonra ihracat potansiyelinin düşüş göstermesinde, alıcıya güven vermeyen kalite düzeyinin etkili olduğu inkar edilemez bir gerçektir.

 

Tablo 2. İşletmenin Standartlara Uyma Durumu

 

 

 

Standartlar

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

Herhangi bir standarda uyulmuyor

-

-

4

6.8

5

9.1

3

8.1

5

9.6

TSE standartlarına uyuluyor

26

48.1

10

16.9

16

29.1

10

27.0

21

40.4

DIN standartlarına uyuluyor

8

14.8

4

6.8

2

3.6

-

-

4

7.7

Amerikan standartlarına uyuluyor

-

-

5

8.5

-

-

-

-

-

-

Piyasada kabul görmüş ölçülere uyuluyor

10

18.5

16

27.1

17

30.9

13

35.1

10

19.2

Alıcının isteklerine uyuluyor

8

14.8

14

23.7

12

21.8

9

24.3

6

11.5

Diğer

2

3.7

6

10.2

3

5.5

2

5.4

6

11.5

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

            İşletmelerin “standartlara uyma” ile ilgili soruya Çorum’daki KOBİ’lerin TSE standartlarına uyduğu (48.1), Denizli’de piyasada kabul görmüş ölçülere uyulduğu (%27.1), Gaziantep’te çok yakın oranlarla TSE (%29.1) ile piyasa standartlarına uyulduğu (%35.1) Kayseri’de ise TSE standartlarına uyulduğu (%40.4) belirtilmektedir. KOBİ’lerin DIN (Alman Standartlar Enstitüsü) standartlarına, Amerikan standartlarına veya diğer uluslararası standartlara uyumlarının hiç olmaması ya da çok az düzeyde olması, küresel ekonomide işletmelerin birbirine uyguladığı kalite denetimlerinde işletmelerimizin çok gerilerde kaldığını göstermektedir.

            Özellikle küresel rekabette uluslararası standartlarda bir üretim yapıldığının belgelenmesinin taşıdığı önem sonucunda ISO-9000 standartlarına sahip olmak, bir referans niteliği kazanmıştır. Ülkemizde  ISO-9000 standartlarının, diğer gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde olduğu gibi, yeni tarife dışı engeller olarak değerlendirilip karşı çıkılmasında, iç piyasada kalite düşüklüğü handikapının etkisi olduğuna inanıyoruz. Dünyada ISO-9000 başvuru ve onay sayılarındaki artış dikkate alındığında, Anadolu’nun parlayan yıldızlarının, aynı zamanda belgelendirme şartlarını da yerine getirmeleri, işletme performanslarının artmasında yararlı olacaktır

 
Tablo 3. İşlemenin Mesleki ve Teknik Konularda Eğitim İhtiyacı

Mesleki ve Teknik Eğitim

Çorum

Denizli

Gaziantep

K. Maraş

Kayseri

F

%

F

%

F

%

F

%

F

%

İhtiyaç vardır

26

48.1

38

64.4

26

47.3

13

35.1

29

55.8

İhtiyaç yoktur

6

11.1

8

13.6

11

20.0

11

29.7

8

15.4

İhtiyaç var ancak eğitime vakit yok

14

25.9

11

18.6

11

20.0

11

29.7

13

25.0

Diğer

8

14.8

2

3.4

7

12.7

2

5.4

2

3.8

Toplam

54

100

59

100

55

100

37

100

52

100

 

            KOBİ’lerin, “mesleki ve teknik konularda eğitime ihtiyaç olup olmadığı” konusundaki soruya verdikleri cevapların, “ihtiyaç vardır” yönünde yoğunlaştığı görülmektedir. Denizli (%64.4) ilk sırada olmak üzere, Kayseri (%55.8), Çorum (%48.1), Gaziantep (% 47.3) ve K.Maraş (%35.1), bu seçeneğe ağırlık vermişlerdir. Ancak eğitime ihtiyaç olmadığını belirten KOBİ’lerin arasında K.Maraş (%29.79) ve Gaziantep (%20) ilk sırada dikkat çekerken, “eğitime ihtiyaç var ancak eğitime ayıracak vakit yok” diyen KOBİ’lerde ise K.Maraş (%29.7), Çorum (%25.9) ve Kayseri (%25) aynı şekilde dikkat çekmektedir.

            Ülkemizde verilen eğitimin piyasa eğitimine yönelik olmaması, iş hayatına giren pek çok kişinin eğitim ihtiyacının artarak devam etmesine en büyük nedendir. Ancak KOBİ’lerin, eğitim kurumlarının vermiş olduğu eğitimin uygulanmaya dönük olmaması yüzünden, bu konuya olumsuz yaklaştıkları gözlenmektedir. Tüm illerde kamu kuruluşlarının ya da meslek kuruluşlarının, teknik yardım, danışmanlık ve eğitim konularında KOBİ’lere verdikleri yardım yetersizdir. Ayrıca ülkemizde, küçük sanayiciye, müteşebbislere, işletmecilik ve teknik eğitim alanında hiçbir eğitim verilmediği (Bağrıaçık, 1988:143) bir gerçektir. Fakat var olan bu sınırlı imkanlardan yararlanma konusunda KOBİ’lerin isteksizliği ve bilgisizliği de diğer bir çarpıcı husustur. 21. yüzyılda devletleri bile yükselten ve düşüren değer olarak nitelenen (Naisbitt, 1994:177) eğitim, kamu ve özel sektörün karşılıklı işbirliğine dayanması yoluyla mevcut kaynakların en iyi şekilde değerlendirilmesi ve kaliteli bir üretim için süreçteki rolü açısından, hayati önem taşımaktadır.   

 

            SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

 

            Bütün dünyada teknolojik ve bilimsel gelişme dinamiklerinin yarattığı köklü değişiklikler, kurumsal yapıları yeniden değişikliğe zorlamaktadır. Dünyadaki temel değişikliklerden birinin ölçek ekonomilerinden, çeşit ekonomilerine geçiş olduğu açıktır. 1970’li yıllardan sonra yaşanan krizler ve bu dönemin sonrası, KOBİ’ler için pozitif bir dönemin başlangıcını ifade etmektedir. Esnek yapıları ile talep ve teknolojideki hızlı değişimlere uyum sağlayan KOBİ’ler, özellikle AB ve Uzak Doğu ülkelerinde yüksek bir değere ulaşmış ve ciddi politikalarla desteklenmişlerdir. Ekonomiye kazandırdığı dinamizm ile, o ekonominin canlılığının barometresi olan KOBİ’lerin günümüzün değişen şartlarında başarılı olmaları sadece kendilerinin değil, bir bütün olarak ülkenin ekonomik kalkınması açısından önemli bir değere sahiptir. Bu nedenle, KOBİ’lere ve KOBİ’lerin sorunlarına eğilmek, ekonomik gelişmenin bir gereğidir.

Bu doğrultuda Çorum, Denizli, G.Antep, K.Maraş ve Kayseri illerinde KOBİ’lerin durumları karşılaştırmalı şekilde değerlendirilerek, mevcut yapı ve sorunların yerel ve ulusal bağlamdaki izdüşümleri gözlenmeye çalışılmıştır. Araştırmadan elde edilen bulgular çerçevesinde dikkat çeken hususlar, kısaca aşağıdaki şekilde özetlenebilir:

- KOBİ'lerde yöneticinin aynı zamanda girişimci olduğu görülmektedir. Araştırmada işletme sahibi ve ailesinin yönetim görevini yerine getirdiği %54-%74 arasındaki bir katılım oranıyla belirtilmiştir. Merkezi yapı ve otoriter anlayışla yönetimi üstlenen sahiplerin, sınırlı zaman içerisinde planlama, örgütleme, yürütme, koordinasyon ve kontrol gibi yönetim fonksiyonlarını tek başına götürmeye çalışması, işletmeleri başarısızlıkla karşı karşıya bırakmaktadır. Özellikle hızla değişen ekonomi ve pazar yapısı, yönetimin profesyonel yöneticilerle sorumluluğu daha fazla paylaşmasını, yetki devrinin yapılmasını, yönetim ve organizasyon alanında gelişmelerin sağlıklı olarak takip edilmesini gerektirmektedir. Böylece KOBİ'lerin üretim, yönetim, pazarlama vb. konularındaki faaliyetlerinin sınırlı kapasite ile yürütülmesi, girişimcilerin bilgi, beceri, eğitim ve kişisel yetenekleri oranında önlenecek, böylece iç ve dış pazarda rekabet şansının artırılması mümkün olacaktır.

        -  KOBİ’lerin kaliteli mal ve hizmet üretimlerinde, piyasada kabul gören standartlara veya TSE gibi ulusal standartlara uygun üretim yapmaları; yüksek kaliteli üretimi gerçekleştirmek yerine yerel piyasa standartlarını dikkate almaları; özellikle ISO-9000 vb. standartlara sahip olmamaları ve bu konuda isteksizliğin hakim olması; eğitim ve geliştirme çabalarına “vakit yok” ya da “eğitime ihtiyaç yok” şeklinde cevap vermeleri, oldukça düşündürücüdür. KOBİ’lerin rekabette üstünlük sağlayacak şekilde uluslararası standartları gerçekleştirmesi, çalışanlarına gerekli mesleki ve teknik eğitimi kazandırarak kaliteyi yükseltmeye çalışması, yenilikçi pazar anlayışı için kaçınılmaz görülmektedir. Bu durumda başta yöneticilerimizin bilgi ve beceri düzeyini arttırmak yoluyla uzun vadeli yaklaşımlara, vizyoner bakış açılarına sahip olmalarına zemin hazırlamak ve bir ileri adımda bunun tüm kadrolara yayılımını sağlamak, sağlıklı bir temel oluşturmak için gerekli görülmektedir.

Sonuç olarak, dünya ekonomisinde yaşanan değişim ve küresel rekabetin getirdiği ivme, ekonomik faaliyetlerin küreselleşmesi sürecinde Türkiye’deki firmaların da yerellikten kurtulup uluslararası boyutlara ulaşmasını ve bir dünya şirketi olmalarını gerektirmektedir. Bu tespit çerçevesinde, KOBİ’ler, uluslararası değişikliklere paralel olarak, rekabet üstünlüğü yaratacak şekilde yönetim anlayışlarını, kalite arayışlarını iyileştirip güçlendirmelidir. Türkiye’de ihracat sektörünün gerçek sürükleyici ve dinamik gücünün küçük ve orta ölçekli imalatçı ve ihracatçılar olduğu dikkate alınırsa, dünya ekonomik konjonktüründe önemini giderek artıran Japon, Amerikan ve AB KOBİ’leri gibi, Türk KOBİ’leri de, tüm alanlarda, sürükleyici ve dinamik bir güç konumunu geliştirme hedefli, bütünlük içerisinde gerçekleştirilecek ciddi işbirliklerine ihtiyaç duymaktadır. İşbirliği ve yardımların popüler siyasi ve sosyal yakınlaşmalardan uzak, ekonomik gelişme ve çıkar odaklı olması, bu alanda atılacak adımların başarı şansını artıracaktır.

 

KAYNAKLAR

AB Komisyonu (1996), Avrupa’da KOBİ’ler İçin Ortak Bir Tanım, Güncel Avrupa Dergisi, Sayı:2-3.

BAĞRIAÇIK,  A. (1998),  Dışa Açılma Sürecinde Küçük ve Orta Boy İşletmeler,  Ankara Dünya Yayınları,  Ankara

BURTON,  J. (1996), Küçük ve Orta Boy İşletmelerin AT ve Türkiye’de Teşviki,  Ankara

DOĞUKANLI,  H. (1994), KOBİ’lerde Finansal Seçenekler, Finans Dünyası,  Ağustos, s. 81-83

EKİN, N.  (1996), Küreselleşme ve Gümrük Birliği,  İstanbul Ticaret Odası Yayın No:32,  İstanbul

EKONOMİK FORUM, (1997), “Yıldızı Parlayan Kentler”,  s. 8-22

KARATAŞ, S. (1991), Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler, Veli Yayınları, İstanbul

KARGÜL,  İ. D. (1997), Türkiye’de Küçük ve Orta Ölçekli İşletmelerin Yönetim Sorunları ve Çözümleri, İstanbul Ticaret Odası Yayın No:1997-47,  İstanbul

MÜFTÜOĞLU,  T. (1989),  Türkiye’de Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeler:Sorunlar,  Öneriler,  Konrad Adenuer Vakfı,  Ankara

----------------- (1993),  Türkiye’de Küçük ve Orta Ölçekli Sanayi İşletmeleri Sorunlar ve Öneriler,  Ankara.

MÜJDE, R. A. (1996),  Çorum 1999 Yılı Faaliyet Raporu,  T. C. Başbakanlık Orta Anadolu İhracatçıları Birlikleri Genel Sekreterliği,  Çorum,  s. 1-9

NAISBITT, Y. (1994). Global Paradoks, Çev, Sinem Gül, Sabah Kitapları İstanbul