Rasyonel Beklentiler Okulu’nun

RASYONEL BEKLENTİLER OKULU’NUN ENFLASYON  YAKLAŞIMI VE

TÜRKİYE’DEKİ FAİZ ORANLARI

 

Dr. Muhammet Akdiş

 

 

I-GİRİŞ

 

Tüm gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de en  önemli ekonomik sorun  kronik hale  gelmiş bulunan enflasyondur. Enflasyonu önlemek amacıyla uygulanan politikalar bu sorunun gündemden kalkmasını sağlayamamıştır. Enflasyon sorunu ile başedebilmek için geliştirilmiş bulunan teorik yaklaşımlardan birisi olan *Rasyonel Beklentiler Okulu* (Rational Expectations School), enflasyonu önleyici politikaların başarılı olamaması konusundaki  açıklamaları ile son yıllarda büyük ilgi toplamış bulunmaktadır.

Rasyonel beklentiler teorisinin özünü oluşturan ve fertlerin politika beklentilerinin  tersine bir davranış içinde bulunabildiğini savunan düşünceler, yüksek faiz oranlarının talebi kısarak enflasyonu frenleyebilmesi politikalarını da başlangıçta başarısız kılmaktadır. Bu durumda, özellikle ülkemizde 1980’den beri uygulanmakta olan ve günümüzde de başvurulan talep kısıcı yüksek faiz oranlarının, enflasyonu önlemedeki başarısızlığı, fertlerin rasyonel beklentiler içinde olmaları ile açıklanabilmektedir.

 

II-Rasyonel Beklentiler Teorisi’nin Temel Açıklamaları

 

1961 yılının başlarında John F. Muth, bekleyişlerin varsayılmasından yola çıkarak ve uyarlanmış bekleyiş teorilerine bir alternatif olarak rasyonel beklentiler teorisini sunmuştur. Rasyonel beklentiler, gelecek olayların önceden bilinebilmesini sağladığından, uygun ekonomik teorinin bulunabilmesinde de aynı etkiye sahip olmaktadır.   

Muth’un  çalışmasından  12 yıl sonra Thomas J. Sargent,  O’nun cümlelerini yeniden tekrarlamıştır. *Rasyonel beklentiler, halkın beklentilerinin, ekonomi teorisinin yapılmasını istediklerine uygun olarak gerçekleşmesidir* (Frisch, s.27). Fertler, ekonomi politikalarının  hedefine ulaşmasını güçleştirmektedirler.

Rasyonel beklentiler teorisi, monetaristlerden  bir  adım  daha ileri giderek fertlerin uyumcu değil, rasyonel beklentiler içinde olduğunu ve bu nedenle iktisat politikaları karşısında hemen aktif bir tavır takınıp iktisat politikasını tamamen etkisiz hale getirebildiğini ileri sürmektedir (Savaş,s.226). Çünkü;

·        Bütün ekonomik birimler doğru modeli ve onun parametrelerini bilirler.

·        Fertler politika yapımcılarının bütün reaksiyonlarını hesaba katarlar.

·        Bir tahmine varabilmek için de ekonomik model çerçevesi içindeki bütün bilgileri elde eder ve kullanırlar. (Frisch, s. 28).

Bu özelliklere ve bilgilenmeye sahip olan fertler, politika tedbirlerinin etkilerini önceden kestirecekler ve ona göre davranışlarını şekillendirerek politika uygulamalarını boşa çıkarabileceklerdir. Bu durumda da, para arzı ve maliye politikası değişkenleri ile üretim hacmi üzerinde bir etkide bulunabilmek, para arzı ile faiz oranını değiştirebilmek, faiz oranını belli bir seviyede tutmak için sistematik politikalar tatbik etmek, teoriye göre mümkün bulunmamaktadır. Böyle bir politika enflasyonist veya deflasyonist olabileceği gibi, fiyatlar genel seviyesi dengesinin oluşmasını da engelleyebilecektir.(Sargent, s. 188).

 

III-Rasyonel Beklentiler Teorisi’nin Enflasyon Konusundaki Açıklamaları

   

Fertlerin tüm bilgilenmeye önceden sahip oldukları ve sistematik hata yapmadıkları, hata yapsalar bile bunu tekrarlamadıkları ve rasyonel davrandıkları varsayımlarını kabul eden rasyonel beklentiler teorisinde enflasyon oluşturan mekanizma aşağıda görüldüğü şekilde açıklanmaktadır.(Frisch, s. 23).

Yani, fertler mevcut bilgileri ile uygulanan politika sonuçlarını değerlendirecekler, beklentilerini de katarak kesin bir şekilde formüle ettikleri davranışlarını ileriye dönük uygulamalarına yansıtacaklardır. Bu durumda, önceden enflasyona yol açmış bulunan tüm uygulamalar ile, iktisadi olarak bu gelişmeye yol açması beklenen tüm politika tedbirleri, aksi amaçlarla yürürlüğe konulsa bile, enflasyonist sonuçlar doğuracaklardır.

Hükümetin herhangi bir nedenle emisyonu artırıcı bir uygulamaya girmesi durumunda; örneğin, kaynağı belirlenmemiş ücret artışları, transfer ödemeleri, sosyal yatırımlar v.b.; eğer herkes daha hızlı parasal büyümenin daha yüksek enflasyona sebep olacağına inanırsa şu gelişmeler birbirini takip edecektir: Merkez bankası parasal büyümeyi hızlandırınca, tasarrufçular hemen daha yüksek faiz oranları talep edecek ve borçlular onu vermek zorunda kalacaktır; çünkü, onlar reel anlamda parasal genişlemeden önceki faiz oranlarına göre ödeme yapmak durumundadırlar. Döviz piyasası, ülkenin parasının değerini düşürücü bir şekilde döviz kurunu değiştirecektir. İşçiler daha fazla ücret talep edecekler ve işverenler onlara bu ödemeyi yapacaktır; çünkü, onlar da aynı anda kendi ürünlerinin fiyatlarını yükseltmektedirler. Böylece bütün gruplar hep birlikte bekledikleri daha hızlı enflasyonu getirmek için hareket edeceklerdir.(İyıbozkurt.s. 191). Yani, fertler, hükümetin enflasyona yol açabilecek uygulamalarına hemen tepki göstererek enflasyonist gelişmeyi beklenenden daha erken bir şekilde başlatacaklardır.

 

                                  Elde Edilebilir

                              (Mevcut Bilgiler)

                                         

 

Fertler Tarafından Bilgilerin  Değiştirilmesi ve Değerlendirilmesi

 

                                         

                                      Beklentiler

   

 

İleriye Dönük Planlar                                        Önceden Haber Alma

                                                  

                                Kesin Formülasyon

 

 

IV-Türkiye’de Uygulanan Faiz Oranları ve Enflasyon
 

  Ülkemizde, özellikle 1980 yılından sonra, serbest faiz rejimi uygulanmaya çalışılmıştır. Bu da temelde talep baskısından kaynaklanan enflasyonu önleme amacını taşımaktadır. Ancak, yüksek faiz oranları yüksek enflasyonla birlikte varlığını sürdürmüş, bugüne kadar yüksek faiz oranlarının enflasyonu önleyici etkilerine rastlanılamamıştır.

Türkiye’de  1980-1990 döneminde uygulanan faiz oranları ile bu dönemde gerçekleşen enflasyonist gelişme aşağıdaki tabloda görülmektedir. 

                  

TABLO 1

            Türkiye’de Uygulanan Faiz Oranları ve Enflasyon(1980-1990)

Yıllar              Kredi Faiz Oranı (%)         Vadeli Tas. Mev.            T.E.F.

                                                                   Faiz Oranı (%)         Artış Oranı(%)

                                    (1)                                    (2)                           (3)

______           ___________________     ______________   ______________

1980                            32                                      33                            90.3

1981                                                          38                                     50                            34

1982                                                          38                                     60                            27

1983                                                          54                                     45                            28

1984                                                          79                                     45                            46

1985                                                          77                                     55                            41

1986                                                          63                                     48                            27

1987                                                          63                                     58                            39

1988                                                          90                                     84                            60

1989                                                          84                                     58                            65

1990                                                          80                                     59                            49                                                                                     

         __________________________________________

    Kaynak: (1) Kredi faiz oranaları, orta vadeli genel kredi faiz oranları olup, bize bilgi veren Akbank, Yapı Kredi, İş Bankası ve Vakıflar Bankası uygulamalarının ortalaması alınarak tarafımızdan hesaplanmıştır. (2) Vadeli tasarruf mevduat faiz oranları, bir yıl vadeli vadeli mevduat faiz oranı olup TC Merkez Bankası Üç Aylık Bülten 1991-I, s. 65’den alınmıştır. (3) TEF artış oranları İTO’nun 1968=100 bazlı endeksi esas alınarak tarafımızdan hesaplanmıştır.

 

Tablo.1’ den de görüldüğü gibi, 1980 yılında düşük gerçekleşen kredi ve vadeli tasarruf mevduatı faiz oranları 1984 ve 1987 yıllarında düşme göstermekle birlikte sürekli bir yükselme grafiği çizmiştir, T.E.F. ise % 27  ile  %  65 arasında gerçekleşerek güncelliğini ve önemini sürekli olarak korumuştur. Dolayısı ile, bu dönemde fertler, yüksek faiz oranlarının cazibesine kapılarak taleplerinde bir kısıntıya gitmemiş ve talepten kaynaklandığı belirtilen enflasyon, yüksek faiz oranları kanalıyla azaltılamamıştır. Aksine, yüksek faiz oranları, zaten yetersiz bir durumda bulunan üretim ve yatırım üzerinde caydırıcı etkiler yaparak, talep açığının kronikleşmesine sebep olmuştur.      

 

V-Türkiye’deki Faiz – Enflasyon İlişkilerinin Değerlendirilmesi
 
Rasyonel beklentiler teorisinin enflasyon mekanizmasını faiz oranları ile ilgilendirerek açıklamak da mümkün bulunmaktadır. Geçmişle ilgili tüm bilgileri kullanan ve ilerideki gelişmeleri görebilen fertler, faiz oranlarının yükselmesi ile yatırımların ve üretimin duracağını veya pahalanacağını tahmin edeceklerdir. Üretici ve satıcılar, kar oranlarını faiz oranları ile kıyaslayacaklar; sermayelerinin alternatif getiri imkanlarını düşünerek  mal fiyatlarını faiz oranları düzeyine yükselteceklerdir. Tasarrufçular, diğer şekillerde tuttukları varlıklarını paraya çevirerek faiz gelirine yatıracaklar ve faiz gelirlerinin artacağını düşünerek bu fiyat yükselmelerine tepki göstermeyeceklerdir. Hatta, yüksek gelir düşüncesiyle tüketim harcamalarını arttırıp toplam talep düzeyini şişireceklerdir. 
Piyasanın tüm fiyatlarını faiz oranı düzeyinde belirlemesi, işçilerin daha yüksek ücret taleplerine yol açacaktır. Sendikalar, ürün fiyatlarındaki yükselmeleri göstererek ücret artışlarında ısrar edeceklerdir. İşverenler, maliyetlerinden kaynaklanan fiyat yükselmelerinin  karşısında işçilerini mağdur etmemek için ücret artışlarını kabul edecekler, ama bunu da fiyatlarına yansıtacaklardır. Tüm tasarrufunu faize yatırmış bulunan ve faiz geliri elde eden rantiye sınıf ile ücretlerinde nominal artışlar sağlanmış bulunan ücretli kesimin harcamalarını arttırmış olmaları nedeniyle, fiyat yükselmelerini frenleyici  bir talep baskısı da oluşmayacaktır. Böylece, yüksek faiz oranları, enflasyonun başlamasına ve devamına sebep olacaktır.
Ülkemizde 1980 sonrası görülen gelişmeler rasyonel beklentiler teorisinin açıklamalarını doğrular özellikler göstermiştir. Gerçekten de, fertler, yüksek faiz oranlarını gelir getirici bir unsur olarak görmüşler ve yatırım  tasarrufundan çok tüketim tasarrufuna yönelmişlerdir.(Aydın, s. 21). Faiz gelirlerinin en az  % 50’lik bölümü tüketim harcamalarına intikal ederek (Ataç, s. 73-87), talebi şişirici bir unsur olmuştur. Tasarruflar, faiz cazibesi ile artmamış, geçici ve gelir amacı taşıyan tasarruflar, belirli bir dönem sonunda harcamaya dönüşmüştür.(Öztekin, s. 11). Yatırım harcamaları, yüksek faiz oranlarından olumsuz bir şekilde etkilenmiş (Türkan, s. 57-59)  ve yeni yatırım yapılamaması, arz ile talep arasındaki açığın büyümesine ve enflasyonun hızlanmasına hizmet etmiştir. Firma giderleri içinde maaş ve ücretleri de geride bırakan yüksek faiz ödeme payları, üreticilerin ürün maliyetlerini  yüksek belirlemesine yol açarak enflasyonu beslemiştir. Faiz giderlerinin firmalarca masraf yazılması ve bunun sonucunda devlet gelirlerinin yetersizliğinin zorunlu hale getirdiği iç borçlanma senetlerinin vergiden muaf tutulması da büyük karlar sağlayan bankaların vergiden kaçınmasını kolaylaştırarak (İç borç...s.28), vergi yetersizliği kısır döngüsüne yol açmış ve devleti emisyona gitme mecburiyetinde bırakmakla  enflasyonun hızlanmasında büyük rol oynamıştır.
Görüldüğü gibi talebi kısarak enflasyonu dizginlemek amacıyla uygulanmakta olan serbest ve yüksek faiz politikası, fertlerin beklentilerini olumsuz yönde ve istenmeyen davranışlara yönelterek enflasyonun devamını sağlamıştır. Rasyonel beklentiler teorisinin savunduğu ve fertlerin doğabilecek gelişmeleri önceden bildiği ve rasyonel hareket ettiği düşüncelerinin kabulü halinde, yüksek faiz oranları politikası ile enflasyonu dizginlemek mümkün olmamaktadır. Çünkü, fertler, yüksek faiz oranlarının talep baskısını kırmasına imkan tanımayarak , davranışlarını enflasyonu hızlandıracak şekilde değiştirmektedirler.

       

               VI-SONUÇ

                      

Görüldüğü gibi, rasyonel beklentiler teorisi, fertlerin tüm bilgi ve değerlendirme imkan ve özelliklerine sahip bulunduğu varsayımı altında ekonomik sorunları açıklamaktadır. Bu açıklama tarzı içerisinde, faiz oranlarındaki yükselmelerin fertlerin davranışlarını, ekonomi teorisinde açıklanan konular ile önceden edindikleri tecrübeler istikametinde yönlendirerek, enflasyonist gelişmeyi hızlandırdığı söylenebilmektedir.
Ülkemizde uygulanan ve talebi kısacağı beklenen yüksek faiz oranlarının, fertlerin rasyonel beklentiler içinde bulunmaları nedeniyle istenilen  sonuçları vermediği de savunulabilmektedir.  Rasyonel beklentiler teorisinin açıklamalarına  göre, fertlerin fiyat yükselmesi beklentisi içine girmeyecekleri düşük faiz oranları  uygulama imkanlarını zorlamak, enflasyonun tedavisinde önemli mesafeler alınmasını sağlayacaktır. Özellikle, ülkemiz gibi çeşitli politika tedbirlerine rağmen önlenemeyen enflasyon sorunu ile karşı karşıya bulunan ülkelerde, halkın karamsarlaşmış beklentilerini olumluya çevirebilmenin yolu da, enflasyonist etki doğurmayacağı kabul edilen bu tarz tedbirlerden geçmektedir.

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

 

·                    “1990 Yılında 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Üzerine İ.S.O. Araştırma Dairesi’nin Değerlendirilmesi”, İ.S.O. Dergisi,Yıl:26, Sayı:306,(22.8.1991),s. 34-65.

·                    Erdal TÜRKKAN:&Faiz Politikası Görüş ve Değerlendirmeler&(Tebliğ ve Müzarekeler)İçinde ,Ankara.  T.O.B.B. Yayınları No:21,1987, s.56-61.

·                    Erol İYİBOZKURT:&İktisada Giriş&Bursa,Uludağ Üni.Güç.Vakfı Yayınları No:30,1989.

·                    Helmat FRISCH :&Theories Of İnflation&Cambridge,Cambridge University Pres.1984.

·                    &İç Borç Durum  ve Sorunlar&İstanbul,TÜSİAD Yayınları.

·                    İzzet AYDIN:&Enflasyonla Mücadele Modelleri&İst.Üni.İk.Fak.Yayınları. No:445.1979

·                    Kuter ATAÇ:Para ve Sermaye Piyasası Dergisi.Temmuz 1985. s.5’den naklen .&Türkiye Para Politikası:1975-1984&Hac.Üni.İ.İ.B.F. Dergisi,Cilt:3.Sayı:1-2,1985,s.73-87

·                    Meral ÖZTEKİN:Söyleşi,&Dayanıklı Tüketim Mallarındaki Durgunluk Endişe Veriyor& I.S.O. Dergisi,Yıl :24, Sayı:277(15 mart 1989) s.11

·                    Thomas J. SARGENT:&Rational Expectations.The Rate Of İnterest And The Natural Rate Of Unemployment&Rational Expectations And Econometrıc Practice ,Ed Robert E. LUCAS,Jr. And Thomas J. SARGENT,Minneapolis,The Uni.Of Minnesota Prs

·                    T.C. Merkez Bankası ,Üç Aylık Bülten 1991-1

·                    Vural SAVAŞ:&Politik İktisat&İstanbul,Beta Basım Yayım Dağıtım A.Ş.Yayın No:90.1986   

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

                      

.