VAKIFLARIN VE İKTİSADİ İŞLETMELERİN VERGİ KANUNLARI KARŞISINDAKİ DURUMLARI

Vakıfların ve İktisadi İşletmelerin Vergi Kanunları Karşısındaki Durumları

Muhammet AKDİŞ

Vergi Kontrol Memuru

I — GİRİŞ :

2762 sayılı Vakıflar Kanunu'nun l. maddesine göre Vakıflar Mazbut ve Mülhak Vakıflar olmak üzere ikiye ayrılırlar.

Mazbut Vakıflar, idaresi Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından yapılan ve bir bütün halinde Tüzel Kişiliğe sahip olan vakıflardır. Mülhak Vakıflar ise, idaresi mütevellileri tarafından yapılan vakıflar olup, her birisinin ayrı tüzel kişiliği vardır.

Medeni Kanunumuz 73. maddeleri arasında düzenlediği bu hükmi şahsı tesis olarak isimlendirmişti. Ancak 903 sayılı kanun sözü geçen hükümlerde birçok değişiklikler yaptığı gibi, bu hükmi şahsın adını da «Vakıf» olarak değiştirmiştir. Mamafih «Vakıf» terimi bizim için pek de yabancı bir terim değildir. Zira eski hukukumuzda bunlara zaten «Vakıf» denilmekteydi. (1)

Aslında Medeni Kanunumuza bu hüküm, İsviçre Medeni Kanunu'nda 80. madde ile düzenlenen hükümden geçirilmiştir. (2)

insani duygularla ve sosyal gayelerle «bir malın belli bir gayeye tahsisi» ile vücut bulan ve Avrupa'daki benzerlerinden farklılıklar gösteren vakıfların, devletin görevlerine katkı, sosyal yardımlaşma ve dayanışmayı sağlama gibi önemli görevler yaptıkları bir gerçektir.

Ecdadımızın bu maksatla kurdukları vakıf kervansaraylar, imarethaneler, şifa haneler ve vatanlarına dönememiş göçmen kuşların korunmasını sağlamaya kadar her alanda varlık gösteren vakıflar, gözlerimizin önündeki canlı ve duygulandırıcı örneklerdir.

İşte vâkıfların bu özellikleri ile birlikte kar veya menfaat duygusunun olmadığı ve tarihteki önemli fonksiyonları bilindiği için «Vakıf» müessese olarak, Vergi Kanunları karşısında mükellefiyet kapsamı dışında bırakılmıştır. Yani vakfın kendisi G^ır ve Kurumlar vergisinden muaftır.

Fakat serbest pazar ekonomisi içerisinde rekabet eşitliğini bozmamak için bazı vakıflara bazı alanlarda mükellefiyetler de yüklenmiştir. Bunların Vergi Kanununla ile ilgili olanlarını aşağıdaki bölümlerde görebiliriz.

II — KURUMLAR VERGİSİ KARŞISINDA VAKIFLAR :

A) VAKIFLARIN İKTİSADİ İŞLETMELERİN MÜKELLEFİYETİ

Kurumlar Vergisi Kanunu'nun mükellefleri sayan birinci maddesinde vakıf sayılmamıştır. «D» bendinde ise Dernek ve Vakıflara ait iktisadi işletmelerin kazançlarının kurumlar vergisine tabi olduğu belirtilmiştir.

Vakıflara ait iktisadi işletmeler, vakıfa alt veya tabi olup faaliyetleri devamlı olan, sermaye şirketi veya kooperatif niteliğinde olmayan ticari, sınai ve zirai kuruluşlardır. Bu kuruluş veya işletmelerin kazanç gayesi gütmemeleri, tüzel kişiliklerinin olmaması, müstakil muhasebeleri ve kendilerine tahsis edilmiş sermayelerinin veya işyerlerinin bulunmaması mükellefiyetlerine tesir etmez. (K.V.K. Md. 5)

Vakıf kendisi kurumlar vergisinden muaf; ticari, sınai ve zirai nitelikteki bağlı veya ait kuruluşlar kurumlar vergisine tabidir. Bu nedenle, ticari, zirai, sınai nitelikte olmayan, mesela gayrimenkul sermaye iradı elde etmesi dolayısı ile vakıf, kurumlar vergisine tabi tutulmayacaktır. (3)

B) KURUMLAR VERGİSİNDEN MUAF VAKIFLAR VE İKTİSADİ İŞLETMELERİ

1 — Kurulduktan sonra Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan vakıflar, Kurumlar Vergisinden muaftır. (K.V.K. 7/15) Bakanlar Kurulu'nca hangi vakıflara nasıl ve ne şartlarda muafiyet verileceği 903 sayılı kanunun 4. maddesi ve 21.8.1970 gün ve 13586 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan «Vakıflar Hakkındaki Tüzüğün 3/4475 sayılı Bakanlar Kurulu» kararıyla değiştirilen 37. maddesinde belirtilmiştir.

Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan vakıfların ise iktisadi işletmeleri de kurumlar vergisinden muaftır. Buna göre, Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan bir vakıf hangi nitelik ve çapta bir iktisadi işletme işletirse işletsin mükellefiyet sözkonusu olmayacaktır. (4)

2 — Vakıflara ait olup, ilim, fen ve güzel sanatlar ile tarım ve hayvancılığı öğretmek, yaymak, ıslah ve teşvik etmek maksadıyla işletilen müesseseler (okullar, okul atölyeleri, genel kütüphaneler, kitap, gazete ve mecmua yayınevleri, müzeler vb.); genel insan ve hayvan sağlığını korumak ve tedavi maksadıyla işletilen müesseseler (hastane, nekahethane, klinik vb.); içtimai maksatlarla işletilen müesseseler (şefkat, rehin ve yardım sandıkları, fukara aşhaneleri vb.); Hükümetin veya yetkili idare mercilerinin müsaadesi ile açılan mahalli, milli veya milletlerarası mahiyetteki sergiler, fuarlar, panayırlar; eğer bu gayelerle işletildikleri ilgili Bakanlığın mütalaası alınmak suretiyle Maliye Bakanlığı'nca kabul edilirler ise, Kurumlar Vergisinden muaf olacaklardır. (K.V.K. Mad. 7/7).

Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 7/3, 4, 5, 6. bentlerinde yazılı olup, buraya özetlenerek alınan müesseselerden vakıflara ait olanlar, Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan vakıflardan olunmasa bile, maksatlarının bu bentlerde yazılı maksatlarla aynı olduğunun Maliye Bakanlığı'nca kabul edilmesiyle kurumlar vergisinden muaf hale gelebileceklerdir.

3 — 3239 sayılı kanunun 74. maddesiyle Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 8. maddesine eklenen 15 numaralı bent, okul, kreş ve spor tesisleri ile 50 yatak kapasitesinden az olmamak üzere yurt ve sağlık tesislerinin işletilmesinden elde edilen kazançların ilgili Bakanlığın görüşü alınmak suretiyle Maliye ve Gümrük Bakanlığı'nın belirleyeceği usul ve esaslar dahilinde kalkınmada öncelikli yörelerde 10 yıl, diğer yerlerde 5 yıl süreyle Kurumlar Vergisinden istisna edileceği hükmünü getirmiş bulunmaktadır.

Bu hüküm Gelir Vergisi istisnalarında da aynen yer almıştır. (G.V.K. Mük. Md. 20)

Vakfa ait veya tabi iktisadi işletmelerin Kurumlar Vergisine tabi olduğu gözönünde tutulursa bu maddede belirtilen işletmelerden elde edilen kazançların Kurumlar Vergisinden istisna edilebilmesi mümkündür. Ancak bu istisnadan faydalanabilmek için Maliye ve Gümrük Bakanlığı'nın belirleyeceği usul ve esaslara uygunluk gerekmektedir.

4 — Safi kurum kazancından, gelirlerinin tamamını Türk Silahlı Kuvvetleri'ni güçlendirmeye tahsis eden vakıflardan Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınanlara sermaye iştirak nispetinde ödenecek miktarlar kurumlar vergisinden müstesna tutulmuştur. (K.V.K. 8/11) Daha önce bu hüküm Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan ve gelirlerinin tamamını amaçlarına tahsis eden tüm vakıfları kapsıyordu. Fakat daha sonra 2773 sayılı kanunla yukarıdaki şekilde değiştirilmiştir. Bu değişiklikle; Türk Silahlı Kuvvetleri'ni güçlendirme vakıflarından Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınanlar, başka bir kurumun sermaye payına sahip olduklarında, hisselerine düşecek kazancın bu kurum bünyesinde de vergilendirilmemesi sağlanmış olmaktadır. (5)

III — VAKIFLARIN GELİR VERGİSİ KARŞISINDAKİ DURUMLARI:

Vakıflara tabi veya ait iktisadi işletmelerin II. bölümde belirtilenleri Kurumlar Vergisine tabidir. Dolayısı ile Gelir Vergisi mükellefiyetleri yoktur. Yalnız vakıfların ve iktisadi işletmelerinin Gelir Vergisi Kanunu'nda düzenlenen bazı hükümlerle ilgileri vardır. Bunlardan en önemlisinin stopaj konusu olduğunu söyleyebiliriz.

STOPAJ KONUSU VE VAKIFLAR

Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesi ile vakıflara ve vakıflara tabi veya ait olan iktisadi işletmelere, bu bentte sayılan ödemeleri nakden veya hesaben yaptıkları sırada istihkak sahiplerinin Gelir Vergisine mahsuben tevkifat yapma mecburiyeti getirilmiştir. Hangi ödemelerden ne oranda kesinti yapılacağı aynı Kanunun 94 ve 105. maddelerinde belirtilmiştir.

Ayrıca Gelir Vergisi Kanunu'nda 3239 sayılı kanunla değiştirilen 94/6 maddesine eklenen «b» bendi ile Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınanların dışındaki vakıflara ait gayrimenkullerin kiralanması karşılığında, bunlara yapılan kira ödemelerinden de vergi stopajı yapılması esası getirilmiştir. Böylece bundan önce vakıfların ve iktisadi işletmelerinin Gelir Vergisi mükellefiyetleri olmadığı nedeniyle elde ettikleri kiralardan Gelir Vergisi stopajı yapılmayacağı şeklindeki görüş (16.10.1981 ve Gel: K.V.K./22104-273/75665) terkedilmiş olmaktadır.

1.1.1986 tarihinden itibaren, Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınmayan vakıflara ait binaların kira ödemelerinden de 94. maddede belirtilen kiralayanlarca %20 nispetinde stopaj yapılacaktır.

IV — VAKIFLARIN VERGİ USUL KANUNU KARŞISINDAKİ DURUMLARI :

A) MÜKELLEFİN ÖDEVLERİ

Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan vakıflar dışındaki vakıfların iktisadi işletmeleri Kurumlar Vergisi mükellefi olduklarına göre V.U.K.'nun «İKİNCİ KİTAP» bölümünde, 153-258. maddeler arasında belirtilen «mükellefin ödevlerini» yerine getirmeleri gerekmektedir. Bunlar; Bildirimler, Defter Tutma, Vesikalar ana başlıkları altında toplanabilir.

Görüldüğü gibi mükellefiyetle ilgili ödevleri yerine getirme sorumluluğu sadece Bakanlar Kurulunun vergi muafiyeti tanımadığı vakıfların iktisadi işletmelerine aittir. Bu şekildeki vakıfların iktisadi işletmeleri mükellefiyet ödevlerini yerine getirmek zorundadırlar. Yalnız vakıfların ve tabi veya ait işletmelerinin mükellefiyetle ilgili bazı özel durumları vardır. Bu konulara da aşağıda yer verilmiştir.

B) DEFTER TUTMA SORUMLULUĞU KARŞISINDA VAKIFLAR

1 — Defter Tutma Mecburiyeti:

V.U.K.'nun 172/4. maddesine göre vakıflara ait iktisadi işletmeler defter tutmaya mecburdurlar.

Aynı Kanunun 173/3-b maddesine göre ise Kurumlar Vergisinden muaf olan vakıflara ait iktisadi işletmelere defter tutma mecburiyeti uygulanmayacağı hükmü getirilmiştir. Kurumlar Vergisinden muaf olan vakıfların hangileri olduğu ise yazımızın başında belirtilmiştir.

2 — Tutulacak Defterler:

a) Vakıflara ait iktisadi işletmelerin tutacakları defterler : Vakıflara ait iktisadi işletmeler defter tutma bakımından tüccarların tabi oldukları hükümlere tabidirler. (V.U.K. 172 son fıkra)

Kurumlar Vergisine tabi olan vakıfların iktisadi işletmeleri birinci sınıf tüccar olarak kabul edilir (V.U.K. 177/5). Birinci sınıf tüccarlar bilanço esasına göre defter tutarlar (V.U.K. 176). Bilanço esasında ise aşağıdaki defterler tutulur (V.U.K. 182).

1 — Yevmiye Defteri

2 — Defteri Kebir

3 — Envanter Defteri

4 — Günlük Kasa Defteri.

Bu şekildeki vakıfların iktisadi işletmelerinden işlerinin icabı bilanço esasına göre defter tutmalarına imkan veya lüzum görülmeyenlerin işletme hesabına göre defter tutmalarına Maliye Bakanlığı'nca müsaade edilir (V.U.K. 177/5).

b) Vakıfların tutacakları defterler: Vakıfların kendilerinin hangi defterleri tutacakları 903 sayılı kanun hükümlerine göre kurulan vakıflar hakkındaki tüzükte değişiklik yapan Tüzüğün 29. maddesinde belirtilmiştir (19.3.1982 tarih ve 3/4475 sayılı Bakanlar Kurulu kararı). Buna göre; «Maliye Bakanlığı'nca işletme hesabı esasına göre defter tutmalarına müsaade edilenler dışında kalan vakıflar, bilanço esasına göre defter tutarlar. Ancak yapılarının gereği bilanço esasına göre defter tutmalarına imkan veya gerek görülmeyenlerin işletme hesabı esasına göre defter tutmalarına Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce izin verilebilir. Yeni kurulan vakıflar ise Vakıflar Genel Müdürlüğü'nce yapılacak teftişe kadar en geç bir yıl süreli olarak işletme hesabı esasına göre defter tutabilirler. Bakanlar Kurulu'nca vergi muaflığı tanınan vakıflar ise yalnız bilanço esasına göre defter tutarlar.»

Yukarıda da görüldüğü gibi vakıfların Bilanço Esasına göre defter tutmaları esastır ve Maliye Bakanlığı dışında Vakıflar Genel Müdürlüğü de bazı vakıflara işletme hesabı esasına göre defter tutma müsaadesi verebilmektedir.

C) VERGİ LEVHASI ASMA MECBURİYETİ VE VAKIFLAR

V.U.K.'nun 5. maddesinin 3. fıkrasında yapılan değişiklikle Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerine Vergi Levhası asma mecburiyeti getirilmişti. Bu konuyu açıklayan 147 numaralı V.U.K. Tebliğinde Vergi Levhası asmak mecburiyetinde olanlar belirtilmiştir. Vergi levhası asmak mecburiyetinde olan Kurumlar Vergisi mükellefleri arasında, Vakıflara tabi veya ait iktisadi işletmeler sayılmamaktadır (V.U.K. G.T. 147,. 1/b).

Bu nedenle vakıflar veya iktisadi işletmeleri vergi levhası asmak mecburiyetinde değillerdir.

D) BEYANNAME VERME SORUMLULUĞU VE VAKIFLAR

Kurumlar Vergisi Kanunu'na göre vakıflara ait iktisadi işletmelerden her biri için bunların bağlı oldukları vakıflar tarafından ayrı ayrı beyanname verilebilir (K.V.K. Mad. 20 son fıkra).

«Verilebilir» hükmü bir tercihi belirtmektedir. Yani vakıflar isterlerse kendilerine ait veya tabi iktisadi işletmeler için ayrı ayrı beyanname verebilecekleri gibi, tümü için tek beyanname de verebilirler. Toplam veya ayrı beyanname verilmesi bakımından iktisadi işletmelerin ayrı ayrı veya aynı vergi dairesi mıntıkasında bulunması sonucu etkilemez. Örneğin merkezi Ankara'da bulunan bir vakfın, İstanbul’da perakende emtia satışı yapan bir işletmesi, İzmir’de ulaşım işleri ile uğraşan başka bir işletmesi varsa her iki işletmeyle ilgili kazanç, vakfın Ankara'daki merkezinin 'bağlı olduğu vergi dairesine ayrı ayrı verilecek beyannamelerle veya tek bir beyannamede birleştirilmek suretiyle bildirilir. (6)

Yalnız bu hüküm yıllık Kurumlar Vergisi beyannameleri içindir. Muhtasar beyannamelerin ödemenin veya tahakkukun yapıldığı yerin bağlı olduğu vergi dairesine bildirilmesi mecburiyeti vardır (G.V.K. 98).

V VAKIFLARA YAPILAN BAĞIŞ VE YARDIMLARIN DURUMU :

A) GELİR VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN

Gelir Vergisi Kanunu'nun 89/2. maddesine göre Türk Kanunu Maddesi gereğince kurulan vakıflara makbuz karşılığında yapılan yardımlar, mükelleflerin o yıla ait beyan ettikleri gelirlerinin %5'ini aşmamak kaydıyla, o yıl ki gelirlerinden indirilebilir. Beyan edilen gelirin %5'ini aşan bağış ve yardım ise gelirden indirilemez.

3239 sayılı Kanunla yapılan değişiklikte belirtilen okul, cami, spor tesisi, yurt vs. bağışlarının genel bütçeye dahil dairelere, katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyeler ve köylere yapılanlarının tamamı indirime konu olmakta, bu değişiklik vakıfları kapsamamaktadır.

B) KURUMLAR VERGİSİ KANUNU AÇISINDAN

Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 14/6. maddesiyle vakıflara makbuz karşılığında yapılan bağış ve yardımlar konusu düzenlenmiştir. Ancak bu maddede Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan vakıflarla, diğerleri ayrı ayrı değerlendirilmiştir.

1 — Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan vakıflara makbuz karşılığı yapılan bağış ve yardımların  o yıl beyan edilen kurum kazancının %5’ini geçmemek şartıyla  tamamı hasılattan indirilebilir (K.V.K. 14/6  3. paragraf).

2 — Diğer vakıflara makbuz karşılığı yapılan bağış ve yardımlar, o yıla ait kurum kazancının %2'sini ve 20.000.— TL. geçmemek şartıyla, kurumun hasılatından indirilir. Kurum kazancının %2'sini ve 20.000.— TL. aşan kısım hasılattan indirilemez (K.V.K. 14/6 2. paragraf).

3239 sayılı kanunla yapılan değişiklikle Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 14/6. maddesine eklenen hükümlerde vakıflara yapılan bağışlardan bahsedilmemiştir. Burada da okul, spor tesisi, kreş, yurt gibi tesislerin Genel Bütçeye dahil dairelere, katma bütçeli idarelere, il özel idarelerine, belediyelere veya köylere bağışlanması halinde bunların inşası veya faaliyetlerini sürdürebilmesi gibi bağış ve yardımların kurum hasılatından indirilebileceği esası getirilmiştir.

Yalnız bilimsel araştırma ve geliştirme faaliyetlerinde bulunan kurum ve kuruluşlara yapılan her türlü bağış ve yardımların kurum hasılatından indirilebileceği kabul edilmiş, fakat bu konuda bağışın miktarı, yapılacağı yer ve tahsis edileceği kuruluşlar, dolayısı ile vakıflara ait veya tabi böyle müesseseler varsa bunların durumları daha sonra Bakanlar Kurulu'nca çıkarılacak bir yönetmeliğe bırakılmıştır (K.V.K. 14/6 1. paragraf). Onun için şimdiden bu konuda bir şey söylemek mümkün değildir. Bu açıklama aynı hükmün Gelir Vergisi Kanunu'nun 3239 sayılı kanunla değiştirilen 89/2. bendinde yer alması nedeniyle Gelirden indirilebilecek, böyle kurum ve kuruluşlara yapılacak bağış ve yardımlar için de geçerlidir. Bunların durumları da aynı şekilde Bakanlar Kurulu'nca çıkarılacak bir yönetmelikle belirlenecektir.

 VI — KATMA DEĞER VERGİSİ KANUNU KARŞISINDA VAKIFLAR:

Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 1/3-9 maddesinde belirtildiği üzere «...vakıflara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından işletilen müesseselerin ...ticari, sınai, zirai ve mesleki nitelikteki teslim ve hizmetleri Katma Değer Vergisine tabidir.»

Yalnız Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan vakıfların Kültür ve Eğitim amacım ve Sosyal amaç taşıyan teslim ve hizmetleri ile bu kuruluşların bu maksatla işlettikleri kurum ve kuruluşlara bedelsiz olarak yapılan teslimler ve ifa edilen hizmetler K.D.V.’sinden istisna edilmiştir (K.D.V.K. Md. 17/1 ve 2.).

Bunların dışındaki II. bölümde açıklanan ve K.V.K.'nun 7/7. maddesine göre muafiyet almış vakıfların iktisadi işletmelerinin teslim ve hizmetleri K.D.V.’ne tabi olacaktır. Çünkü müessesseler K.D.V. Kanunu'nda sayılmamıştır ve «Diğer Kanunlardaki vergi muaflık ve istisna hükümleri bu vergi bakımından geçersizdir (K.D.V.K. 19/1.)».

VII — ÖDEME KAYDEDİCİ CİHAZ KULLANMA MECBURİYETİ VE VAKIFLAR :

Katma Değer Vergisi mükelleflerinin ödeme kaydedici cihazları kullanmaları mecburiyeti hakkında Kanunun birinci maddesinin 4. bendi ile vakıflara ait veya tabi olan veyahut bunlar tarafından kurulan veya işletilen müesseselere ödeme kaydedici cihazlar kullanma mecburiyeti getirmeye Maliye ve Gümrük Bakanlığı yetkili kılınmıştır.

Her ne kadar Bakanlık bugüne kadar (ilk 6 tebliğ) bu konuda bir açıklama yapmış olmamakla birlikte aynı kanunun 1/1. maddesiyle satışı yapılan malları aynen veya işletildikten sonra satışını yapanlar dışındaki kimselere satan veya aynı kimselere hizmet veren birinci ve ikinci sınıf tüccarlar, bu kanuna göre ödeme kaydedici cihaz kullanmak mecburiyetinde tutulmuştur.

V.U.K.'nun 177/5. maddesi Kurumlar Vergisine tabi olan diğer tüzel kişileri Birinci Sınıf Tüccarlar arasında saymıştır. Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınmış vakıflar dışındaki vakıfların iktisadi işletmelerinin Kurumlar Vergisine tabi olduğu daha önce belirtilmişti. Bu nedenle Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınmamış vakıfların iktisadi işletmeleri birinci sınıf tüccar olup, K.D.V.'ne tabi diğer mükellefler gibi 3100 Sayılı Kanun çerçevesinde ödeme kaydedici cihaz kullanmak mecburiyetindedirler. İstisna edilen teslim ve hizmetleri ilgili hükümler bu kanunlarla ilgili tebliğlerde belirtilmiştir. Vakfın iktisadi isletmesi ödeme kaydedici cihaz kullanmaktan istisna edilmiş bir mal ve hizmet tesliminde bulunuyorsa doğal olarak diğer mükellefler gibi ödeme kaydedici cihaz kullanmayacaktır.

VIII — EMLAK VERGİSİ KANUNU VE VAKIFLAR :

A) BİNA VERGİSİ

Emlak Vergisi Kanunu'nun 4/m. maddesine göre, Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan vakıflara ait binalar, vakıf senedindeki cihete tahsis edilmek ve kiraya verilmemek şartıyla Emlak Vergisinden (Bina) muaftırlar. Görüldüğü gibi burada vakıf senedindeki cihete tahsis ve kiraya vermeme gibi birtakım şartlarla muafiyet sözkonusudur.

Halbuki mazbut vakıflara ait binalarla, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni güçlendirmek amacıyla kurulan vakıflara ait binalar kiraya verilseler bile Emlak Vergisinden (Bina) daimi olarak muaftırlar (E.V.K. 4/a ve s).

Emlak Vergisi Kanunu'nda bunlar dışındaki vakıf binaları ile ilgili bir muafiyet hükmü bulunmamaktadır. Dolayısı ile diğer vakıflara ait binalar kiraya verilse de, verilmese de Emlak Vergisi (Bina) mükellefidirler.

B) ARAZI VERGİSİ

Emlak Vergisi Kanunumuzun 14. maddesine göre Arazi ve Arsa vergisinden sadece Türk Silahlı Kuvvetleri'ni güçlendirmek amacıyla kurulmuş vakıflara ait arazi ve arsalar daimi olarak muaf tutulmuştur (E.V.K. 14/f).

Bunun dışındaki Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınmış olsun olmasın tüm vakıflara ait arazi ve arsalar arazi vergisine tabidirler. Çünkü Emlak Vergisi Kanunu'nda (Arazi), bu tür vakıflarla ilgili bir muafiyet hükmü bulunmamaktadır.

IX — VERASET VE İNTİKAL VERGİSİ KANUNU VE VAKIFLAR :

Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan vakıflara, kuruluşu veya kurulduktan sonra tahsis olunan mallar Veraset ve intikal Vergisinden istisna edilmiştir (V.İ.V.K. 4/K). Bu vakıflara tahsis olunan mallar her durumda Veraset ve intikal Vergisinden müstesnadır.

Veraset ve intikal Vergisi Kanunu'nun muaflıkları sayan 3/b maddesi, Amme idaresi, emekli ve yardım sandıkları, sosyal sigorta kurumları, umumi menfaate hadim cemiyetler vs. dışındaki kalan tüzel kişilere ait olup da, umumun istifadesi için ilim, araştırma, kültür, sanat, sıhhat, eğitim, din, hayır, imar, spor gibi maksatlarla kurulan teşekkülleri de muafiyet kapsamına almıştır.

Muaflıklarla ilgili maddeyi açıklayan 1 seri no.lu Veraset ve intikal Vergisi Kanunu tebliği ise bu konuda geniş bir çerçeve çizmiştir. Tebliğdeki açıklamaya göre, «Bu fıkra ile muafiyetten istifade ettirilen teşekküller kanunla sayılanlar gibi menafiyi umumiyyeye hadim olmamakla beraber, umumun menfaatine hizmet maksadıyla kurulmuş olanlardır. Bu maksatla kurulmamış olan teşekküller bu hükümden istifade edemezler. Fıkrada «gibi» edatıyla bu sayılanların dışında kalan bunlara benzer teşekküllerin de fıkranın şümulüne girecekleri ifade edilmiş bulunduğu cihetle mümasil teşekküllerin bu fıkra mucibince muafiyetten istifade edecekleri tabidir» denilmektedir.

Veraset ve intikal Vergisi Kanunu'nun ve ilgili tebliğin açıklamaları ile, umumun istifadesi için ilim, araştırma, kültür, sanat, sıhhat, eğitim, din, hayır, imar, spor veya bu sayılanlar dışında bunlara mümasil teşekküller Veraset ve intikal Vergisinden muaf sayıldığına göre, bu veya bunlara benzer teşekküllerin vakıflara ait olmasıyla da durum değişmeyecek ve böyle kuruluşlara yapılan veraset tarikiyle veya her ne suretle olursa olsun ivazsız intikaller vergilendirilmeyecektir.

X — DAMGA VERGİSİ KANUNU VE VAKIFLAR :

Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan vakıfların kuruluş işlemlerinde düzenlenen her türlü kağıtlarla, Türk Silahlı Kuvvetleri'ni güçlendirmek amacıyla kurulmuş vakıfların her türlü işlemlerinde düzenlenen kağıtlar Damga Vergisinden istisna edilmiştir (D.V.K. II sayılı tablo V/19).

XI — HARÇLAR, KANUNU TAPU VE NOTER HARÇLARI VE VAKIFLAR :

A) TAPU HARÇLARI

Harçlar Kanunu'nun Tapu ve Kadastro harçları ile ilgili kısmında Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan vakıflarla ilgili bir istisna hükmü bulunmaktadır. Buna göre, «Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan vakıfların iktisap edecekleri gayrimenkullerin ve sair ayni hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleriyle, bu vakıflara ait tesislerin sonradan iktisap edecekleri gayrimenkullerin ve sair ayni hakların tescilleri, şerhi gerektiren işlemleri ve terkinleri» Tapu ve Kadastro harcından müstesnadır (H.K. 59/b).

Bu hükümle sadece Bakanlar Kurulu'nca vergiden muaf tutulmuş vakıfların Tapu ve Kadastro harcından istisna edilmesi sağlanmış olmaktadır.

B) NOTER HARÇLARI

Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan vakıfların kuruluş muameleleriyle bu vakıflara yapılacak bağışlar Noter harçlarına tabi değildir. (H.K. Mad. 38 son fıkra).

XII — VAKIFLARIN DİĞER SORUMLULUKLARI :

A) BİLANÇO DÜZENLEME VE İLAN ZORUNLULUĞU

Vakfın idarecileri, her takvim yılı başındaki mali durumunun bir bilançosunu yaparak uygun mahalli vasıtalarla ilan etmek veya neşretmek zorundadırlar. Bilançonun bir örneği de merkezi sicile kaydedilmek üzere Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne gönderilir ve özeti sicildeki özet hanesine kaydedilir. (Bak. Kuru. 25.7.1970 gün ve 7/1066 sayılı kararıyla yürürlüğe konulan Vakıflar Hakkındaki Tüzük).

B) BÜTÇENİN TASDİK ZORUNLULUĞU

Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 28 numaralı Genel Tebliği ve Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan vakıfların bütçelerinin uygulanmadan önce Maliye Bakanlığı'nın tasdik ve tasvibine sunulmasının gerektiği belirtilmektedir.

Bu tebliğde vergi muafiyeti almış bulunan vakıfların faaliyetlerinin Maliye ve Gümrük Bakanlığı'nca etkin bir şekilde denetleneceği, yıllık bütçe tatbikatının dikkatle izleneceği ifade edilmektedir.

Özetle, bundan böyle Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınmış olan vakıfların hazırlayacakları yıllık bütçelerini uygulanmadan önce Maliye ve Gümrük Bakanlığı'nın tasdik ve tasvibine sunmaları gerekmektedir.

XIII — SONUÇ :

Görüldüğü gibi, Vakıflar vergi kanunları karşısında, gelirlerinin tamamını Türk Silahlı Kuvvetleri'ni güçlendirmeye tahsis eden, Bakanlar Kurulu'nca vergi muafiyeti tanınan ve diğer vakıflar olmak üzere üç grupta mütalaa edilmektedir. Vakıflara ait iktisadi işletmelerin mükellefiyet ve muafiyetlerinde de bu ayırım yapılmıştır.

Vakfın veya tabi veya ait iktisadi işletmelerinin çeşitli vergi kanunları karşısındaki muafiyet, istisna veya mükellefiyetlerinin tespitinde yukarıdaki ayırımın gözönünde tutulması gerekmektedir. Çalışmamızda da görüldüğü gibi, değişik kanunlar karşısında bu durumlarda da değişiklikler olabilmektedir.

(1) Turgut Akıntürk, Bankacılar için Medeni Huk. Bilgisi, 1980, s. 227.

(2) A. Zevkliler, A. N. Ortan, Içt. not sözlüklü Türk Med. Kan. 1980, s. 44.

(3) Mehmet Gür, Kur. Ver. Kan. Yor. ve Açıkl., 1982, s. 37.

(4) Yılmaz Özbalcı, Kur. Ver. Kan. Yor. ve Açıkl., 1982, s. 87.

(5) Yılmaz Özbalcı, Kur. Ver. Kan. Yor. ve Açıkl., 1982, s. 140.

(6) Yılmaz Özbalcı, Kurumlar Ver., a.g.e., s. 332.