DENİZLİ EKONOMİSİ VE GLOBALLEŞME
Doç.Dr.Muhammet AKDİŞ
Pamukkale Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
Öğretim Üyesi
Anadolu’da gelişmekte olan iller arasında Denizli ilk sıralarda yer almaktadır. Tarihi süreç içerisindeki gelişme performansını özellikle 1980’li yıllardan sonra zirvelere taşıyan Denizli, ülkemizin geleceği adına da umut vaat eden bir dinamizm taşımaktadır. Ancak bu dinamizm, yeni binyılın yeni gerçekleri ile uyumlu bir gelişme gösterdiği sürece başarıya ulaşabilecektir. Bu gerçek ise adına globalleşme de denilen hızlı entegrasyon sürecidir.
Denizli ekonomisi sanayileşme potansiyelini uzun yıllar boyunca diri tutmuş ve sanayi altyapısını geliştirme becerisini göstermiş ender illerimizden birisidir. Bugünkü geldiği konumda da tarihi birikiminin katkısı bulunmaktadır.
A- Tarihi Süreç İçerisinde Denizli Sanayii
Denizli sanayiinin temeli, günümüzden en az iki bin yıl kadar öncesine giden dokumacılık sanatıyla atılmıştır. Gerçekten antik dönemde Anadolu’nun önde gelen tekstil merkezlerinden birisi olan Laodikeia(Denizli), ürettiği tekstil ürünleriyle ün kazanmıştır. Tekstil dokumacılığının yanı sıra yörede, tekstil sanatının bir yan uğraşı olan boyacılık(Bapheis), keçecilik(Gnapheis) ve halı imalatçılığı(Kairodapistai) da oldukça yaygınlaşmıştır. Dokumacılık ve buna bağlı sanatlar Osmanlı döneminde de önemini kaybetmeden devam etmiş; miladi 1891 yıllarında Denizli kent merkezinde 190, Tavas’ta 185, Sarayköy’de 784, Buldan’da 640 dokuma tezgahı bulunduğu bildirilmiştir.[1] 1908 yılında sadece Babadağ nahiyesinde binden fazla tezgah olduğu ve bu tezgahlarda dokunan ürünlerin Osmanlı devletinin çeşitli bölgelerine sevk ve ihraç edildiği de bilinmektedir.[2]
Denizli’nin sanayileşmesindeki gelişmenin geçmiş dönemlerdeki hareketliliğine 1970’li yıllardan sonra kavuştuğu söylenebilir. 1973 yılında Denizli’nin kalkınmada öncelikli iller kapsamına alınması ve işçi şirketlerinin de arka arkaya kurulması bu gelişmede etkili olmuştur. Bu dönemde kooperatifler aracılığı ile belli bir sermaye birikiminin oluşması, girişimcilerin atölye tipi üretimden fabrika tipi üretime geçmesini sağlamıştır. Bununla da Denizli yöresinde yüzyıllardır varolan dokuma sanayii yapısal bir dönüşüm geçirmiş,[3] 1980’lerde sona eren kalkınmada öncelikli iller kapsamı sırasında Denizli’ye çoğunluğu dokuma alanında 60 kadar fabrika kurulmuştur.[4] Kısacası Denizli, 1980’lerde başlayan ve 1990’larda hızla süren bir bölgesel yeni yapılanma süreci içinde, geleneksel sanayi ve ticaret merkezleri dışında yıldızı parlayan, ekonomik açıdan sıçrama yapan ve “Anadolu Kaplanları” olarak adlandırılan iller içinde kendine özgü diyebileceğimiz bir süreç yaşayan başarılı illerimizden birisi olmuştur.[5]
B- Denizli Sanayiinin Günümüzdeki Durumu
Tarihten gelen sanayi alt yapısını, günümüz özellikleri ile de birleştirerek özellikle 1980’li yıllardan sonra önemli bir hamle yapan Denizli sanayii, günümüzde de ülke ekonomisi içindeki etkinliğini korumaktadır. Kalkınmada öncelikli iller arasına alındığı 1973 yılında, ekonomik ve sosyal gelişmişlik sıralamasında 63 il arasında 38. sırada yer alan Denizli, 1995’te 76 il içinde 16. sıraya girmiştir. Hatta merkez ilçeler arasında yapılan bir karşılaştırmada Denizli, gelişmişlik sıralamasında İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Adana ve Antalya’dan sonra 7. sırada yer almıştır.[6]
Günümüzde Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşu içerisinde Denizli 13 sanayi kuruluşu ile temsil edilmekte, 1990’lı yıllarda yapılan yatırımlardaki %2.4’lük payla Türkiye genelinde il olarak 10. sırada yer almaktadır.[7] 3000 Dolara yakın kişi başına gelir düzeyi ile Türkiye ortalamasına yakın bir gelir düzeyine sahip olan il[8], motorlu taşıt sayısından, hasta yatak sayısına; bitkisel üretim miktarından, banka şube sayısına kadar 21 değişkenin kullanıldığı bir istatistiki analizde de, ekonomik ve sosyal gelişmişlik açısından Türkiye illeri içinde 18. sıraya girmiştir.[9] Devlete ödediği vergilerde 1998 yılı itibariyle Türkiye genelinde yaklaşık %9’luk bir paya sahip olan Denizli, tekstil ve konfeksiyon ihracatında da ülke yıllık ihracatının %35’e yakınını karşılar durumda bulunmaktadır.[10]
III-
GLOBALLEŞME
ve DENİZLİ EKONOMİSİNİ BEKLEYEN SORUNLAR
Çokça ifade edildiği gibi dünyamız 20.yy’ın sonlarına doğru yeni bir oluşumun gelişmesine şahit olmuştur. Adına globalleşme, küreselleşme de denilen ve bütün dünyanın ekonomik, sosyal ve kültürel olarak yakınlaşmasını ifade eden bu gelişmeler herkesi ve herkesimi doğal etki alanında bulundurmaktadır. Türkiye’nin sanayi gelişmesinde önemli bir yeri olan Denizli ekonomisi de bu gelişmelerin gerisinde kalmamak ve hatta globalleşmeyi bir motor gibi algılayarak sanayi yapılandırmasını buna göre dizayn etmek durumundadır.
A- Anlam ve Kavram Olarak Globalleşme
Globalleşme, pazar ekonomisinin dünya çapında egemenliği temelinde üretim, ticaret ve sermaye hareketlerinin önündeki engellerin kalması olarak tanımlanabilmektedir.[11] Bu gelişmeye 1980’li yıllardan itibaren insanlığın tarihinin kritik dönemlerinden birisini yaşamaya başlamasıyla adım atılmıştır. Bu yeni dönemi ise iki önemli olay karakterize etmektedir. Bunlardan birisi 1900’lü yılların bitmesi ile 2000 yılına yaklaşmamız; ikincisi soğuk savaşın sona ermesi ile iki kutuplu dünyamızın ABD’nin başını çektiği tek kutuplu dünya haline gelmesidir.
Hemen hemen herkes 2000’li yıllarla başlamış tarihi dönemin yeni bir dönem olacağı ve bu dönemin insanlığın toplumlar içi ve milletlerarası ilişkilerini köklü bir şekilde değiştireceği inancını paylaşmaktadır. Bu dönem farklı düşünürlerce, yeni dünya düzeni, büyük dönüm noktası, tarihin sonu, bilgi çağı, globalleşme gibi kavramlarla isimlendirilmektedir[12]. Dünyanın yeni girdiği dönemi tanımlayan globalleşmeden kaçınmanın mümkün olamayacağı anlaşılmakta, bu süreç piyasaların güçlü eğilimleri ile oluşan mantıki ve kaçınılmaz bir sonuç olarak görülmektedir. Bu sürecin zorlayıcısı konumundaki ekonomik güçlerin hakimiyetinin ise hem gerekli hem de yararlı olduğu belirtilmektedir[13].
Globalleşme bir anlamda, milli ekonomik, politik, kültürel yapının bir dizi ulusötesi gelişme ile koalisyonudur ve bir ideloloji olarak da her ülkenin bir diğerini etkilemesini sağlamaktadır[14]. Bu etkileşimin farklı boyutları şüphesiz söz konusudur. Ancak en önemli etkileşim, değişmenin kaçınılmazlığı noktasında düğümlenmektedir.
B- Globalleşme ve Değişim
İçinde bulunduğumuz dönem bütün organizasyonları değişime zorlamaktadır. Bugün gelişmiş ülkelerde başta özel sektör olmak üzere tüm organizasyonlar mevcut örgüt yapılarını, sistemlerini, süreçlerini yeniden inşa etmektedirler. Organizasyonları değişime zorlayan başlıca unsurları şu şekilde sıralamak mümkündür:[15]
1- Globalleşme ve Rekabet
Günümüzde rekabet artık yurt içindeki rekabetin ötesinde “global rekabet” özelliğini kazanmıştır. Dünya pazarlarında rekabet hergeçen gün daha da sertleşmekte, uluslararası pazarlarda “mega rekabet” yada “hiper rekabet” sözkonusu olmaktadır.
2- Uluslararası ve Bölgesel Entegrasyonların Önem Kazanması
Bir taraftan Dünya Ticaret Örgütü(WTO) ile uluslararası ekonomik entegrasyon yönünde adımlar atılırken, diğer tarafta AB, NAFTA, LAFTA, APEC ve benzeri ekonomik entegrasyon hareketleri önem kazanmaktadır. Bu entegrasyonlar uluslararası özelliklerin ve gelişmelerin adaptasyonunu da gündeme getirmektedir.
3- Bilgi Teknolojilerindeki Gelişmeler
Bilgisayar kullanımının yaygınlaşması, üretim sürecinde robotlardan yararlanılması, internet sistemindeki yenileşme ve gelişmeler tüm organizasyonları bu yöne doğru kaydırmaktadır. İçinde bulunduğumuz zamanda bilgi ve düşünce globalleşirken üretim, dağıtım ve tüketim kalıpları bireyselleşmektedir. Dolayısı ile böyle bir yapının hakim olduğu sistemde, internet gibi araçlar, kitlesel özelliğini yitirmiş pazarlama sürecine bireysel boyut getirebilecek kitle iletişim aracı olmaktadır.[16] Elektronik ticaret hacminin yılda %69 oranında büyüdüğü ve 1999 yılında İnternet üzerinden sadece Avrupa piyasasında 7.15 milyar dolarlık ticaretin bu kanalla yapıldığı düşünüldüğünde konunun önemi anlaşılmaktadır.
4- Malzeme Teknolojisindeki Gelişmeler
Organizasyonları değişime zorlayan faktörlerden birisi de malzeme teknolojilerindeki yeniliklerdir. Daha düşük maliyetli ürün sunabilmek için şirketler ve firmalar ellerindeki eski teknolojilerden kurtulmak ve yenilerini satın almak zorundadırlar. Aksi halde pazardaki payları kaybolabilecektir.
5- Yeni Teknolojik Buluşlar
Bu gelişme özellikle Ar-Ge alanındaki organizasyonların politikalarını yeniden belirlemelerine neden olmaktadır. İlaçta ve tıpta, havacılık ve uzay sanayiinde, elektronikte, biyolojide, otomobil sanayiinde ve diğer bir çok sektörde global rekabette mesafe almak isteyen dünya devleri Ar-Ge’ye milyonlarca dolar harcamaktadırlar. Patent ve lisans hakları konusundaki global düzenlemeler de taklit etmeyi zorlaştırmakta, bu hakların satın alınması veya kiralanması ise büyük maliyetler taşımaktadır. Bu durum her işletmeyi kendine ait değişiklikler yapmaya zorlamaktadır.
6- Yeni Oluşan Pazarlardan Pay Kapma Yarışı
Eski Sovyetler Birliği’nden ayrılarak bağımsızlığını ilan eden ve piyasa ekonomisine geçiş yapan ülkelerdeki yeni oluşan pazarlar yabancı sermayenin bu ülkelere yaptıkları yatırımları arttırmıştır. Ayrıca sosyalist ekonomiden hızla piyasa ekonomisine geçiş yapan Çin, önümüzdeki yüzyıl içerisinde dünyanın en büyük pazarlarından birisi olmaya adaydır. Yeni pazarlardan pay alabilme yarışı rekabeti de yoğun hale getirmektedir. Yoğun rekabeti klasik anlayış ve organizasyonlarla karşılamak mümkün olmayacaktır.
7- Ekonomik Kalkınmanın İtici Gücünün İnsan Kaynağı Olduğunun Anlaşılması
İnsan kaynağının giderek önem kazanması ve şirketlerin “insan sermayesine” daha fazla yatırım yapmaları da değişimi gerekli kılmaktadır. Çünkü teknoloji, maliyet düşürme teknikleri, modern pazarlama teknikleri v.b., rakipler tarafından kolay taklit edilebilen unsurlardır. Ancak gücünü çalışanlarının sadakatinden ve yeteneklerinden alan, böylece kendine özgü bir kültür meydana getiren şirketlerin başarısını aynen taklit etmek mümkün değildir. Bu da insana ve çalışana yatırım yapmayı gerekli kılmaktadır.[17]
8- Müşterilerin Bilinçlenmesi ve Müşteri Beklentilerinin Değişmesi
Müşterilerin bilinçlenmesi ve ihtiyaçlarını daha iyi karşılayacak mal ve hizmetlere yönelmesi, üreticilerin müşteri istek ve beklentilerini dikkate almalarını zorunlu hale getirmiştir. Günümüzde kalite, servis, ucuzluk, ürün estetiği, ürün güvenliği gibi faktörler daha fazla önem kazanmıştır. Bu da işletmecilik mantığında yeni dönüşümler yaşanmasını gerektirmektedir.
9- Uluslararası Ticarette Standardizasyona Gidilmesi
Şirketlerin günümüzde kolay ihracat yapmaları mümkün değildir. ISO-9000 ve devamı standardizasyon uygulamaları giderek yaygınlaşmakta, bu standardı taşımayan ürünlerin rekabet imkanı kalmamaktadır. AB ülkeleri için geçerli CE işareti de, Avrupa’ya uygunluk taşımayan ürünlere ihraç imkanı tanımamaktadır. Dolayısı ile sadece üretmek yeterli olmamakta, belirli standartları yakalamak gerekmektedir.
C- Globalleşme Karşısında Denizli Sanayii ve Yapılması Gerekenler
Globalleşme bir dizi sebeple değişimi ve dönüşümü zorlamaktadır. Bu da Denizli sanayiini kuruluş ve gelişme aşamalarında yaşadığı sorunlardan farklı sorunlarla karşı karşıya bırakmaktadır. Bu sorunların başında gelen Denizli’de en önemli yaklaşık 300 firmasının aileden kalma geleneksel yönetim tarzıyla idare edilmesidir. Firmalar küçükken çok başarılı görülen aile bireyleri, firmalar büyüdükçe daha az başarılı duruma doğru kaymakta, bunu çözecek profesyonelliği sağlayamamaktadırlar.[18] Ayrıca, çağa uygun ve globalleşmeye hazırlık için gereken hazırlıkları da yapmakta zorlanmaktadırlar. Bu ve benzeri durumları gözönünde bulundurduğumuzda yapılması veya dikkate alınması gerekenlerden önemli gördüklerimizi ana başlıkları ile şöylece sıralamak mümkündür:
· Dünyadaki mevcut şirketlerin %90’ının aile şirketi olduğu belirtilmektedir. 1997 yılı sonu itibariyle kamu ortaklığı ve KİT dışında borsaya açık olan şirketlerden yalnızca üç tanesi aile şirketi değildir. Yine araştırmalar aile şirketlerinin ömürlerinin 25 yıl olduğunu göstermektedir. Bu nedenle daha uzun süreli yaşamak için kurumsallaşmak kaçınılmazdır.
· Tekstil ve hazır giyim sektörlerinin artık moda ve marka olduğu, sanayicilik olmadığı bir yüzyıla girilmiştir. Bu nedenle değişimi bu yöne kaydırmak gerekmektedir.
· Tekstil sektörü Türkiye GSMH’sında %11.4 oranında paya sahiptir. Bu oran AB’de %1.4’tür. Büyüyen Türkiye’de tekstilin potansiyeli artmalı ancak ekonomideki ağırlığı azaltılmalıdır. Denizli İtalya benzeri bir dönüşümle markalı giyim sanayiine yönelişi başlatmalıdır.
· 2000’li yıllarda dünyada hakim olacak 5 farklı teknolojinin, bilgi teknolojileri, malzeme teknolojileri, genetik teknolojisi, çevre teknolojisi ve enerji teknolojileri olduğu gerçeğini görerek yeni yatırım stratejileri belirlenmelidir..
· Globalleşme birleşmeleri getiriyor. Yumurtaları ayrı sepetlere koyma dönemi sona ermiştir. Dünya genelinde her gün 200 firma birleşerek yeni hedeflere yönelmektedir. Gittikçe artan rekabet ortamına ancak sermaye yapısı güçlenen, verimlilik ve kalite arttırıcı uygulamalarla pazarda kendine yer edinenler dayanabilecektir. Bu nedenle güçlerin birleştirilmesi gerekmektedir.
· İnternet artık sadece bir reklam panosu değildir. Aynı zamanda fiziksel bir dünyaya sığmayacak kadar büyük bir alışveriş merkezidir. Haftanın yedi günü 24 saat çalışan ve 100 milyondan fazla ziyaretçisi olan bir pazaryeri. Bu pazarın 2000 yılında 250 milyondan fazla müşterisinin olması beklendiğini dikkate alınmalıdır.
Uzun bir tarihi geçmişe sahip olan Denizli sanayiinin gelişmesi, 1970’li yıllardan sonra yeni bir hız kazanmış, 1980’li yıllardan sonra ise atağa geçmiştir. Bugün itibariyle de Türkiye ekonomisinde önemli bir yeri olan Denizli, ekonomik ve sosyal gelişmişlik düzeyi ile de Türkiye’nin öncü illeri arasında sayılmaktadır. Bu öncülük onu global değişimi kavrama konusunda da farklı bir konumda tutmaktadır.
Denizli, sanayileşme konusunda belli bir mesafe almış, sanayici kültürü oluşturmuş, dinamik bir müteşebbis nüfusa sahiptir. Ancak yeni bin yılın ihtiyaç ve gerekleri eskilerinden çok farklı gelişmektedir. Bu da sanayicilik ve işletmecilikte geleneksel tarz ve telakkilerin değiştirilmesini gerekli kılmaktadır. Bu yöndeki değişimlere de açık olan Denizli sanayii, globalleşmenin zorladığı atılımları yaptığı ölçüde “Anadolu Kaplanları”nın da öncüsü olmayı sürdürecek, Türkiye’nin kalkınmasına yaptığı katkıyı da arttıracaktır.
YARARLANILAN KAYNAKLAR
1. Aktan, Coşkun Can, 2000’li Yıllarda Yeni Yönetim Teknikleri
1-Değişim Mühendisliği, İstanbul, Türkiye Genç İşadamları Derneği, 1999,
s.1-2.
2. Buran, Gülçin, “Denizli İli
Sanayisinin Sektörel Dağılımına Göre Ekonomik Durumu”, Denizli’de Sanayileşme ve Kentleşme Sempozyumu, 15/17 Ekim 1999,
Bildiriler Kitabı, s.61-68.
3. Cox, Robert W., “A
Perspective on Globalization”, Globalization:
Critical Reflections, İçinde, Ed: By James H. Mittelman, London, Lynne
Reienner Pubhishers, 1997, s.21-30.
4. Ekonomik Yönü İle Denizli 1999, Denizli Ticaret Odası Yayınları:26, s.1.
5. Göçer, Abdullah - Şahin
Çiğdem, “İnternette Pazarlamanın Büyüyen Rolü ve World Wide Web”, Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari
Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt:XV, Sayı:1-2, 1999, s.265-292.
6. Gül, Ahmet ve Diğerleri,
“Denizli İlinin Bölge İçinde ve Türkiye Genelinde Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik
Göstergesi, Denizli’de Sanayileşme ve
Kentleşme Sempozyumu(15717 Ekim 1999), Bildiriler Kitabı, s.69-77.
7. Haytaoğlu, Ercan, “XIX ve
XX. Aydın Vilayet Salnamelerine Göre Denizli Sancağı, Saray Kazasına Bağlı Kadı
Nahiyesi”, I. Babadağ Sempozyumu,
Bildiriler Kitabı, Aralık-1999, s.430-448.
8. Kaya, Ayten Ayşen,
“Küreselleşme ve Gelişmekte Olan Ülkeler”, Anadolu
Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt:XV, Sayı:1-2,
1999, s.403-410.
9. Kazdağlı, Hasan, “Yeni
Bölgesel Gelişme Yaklaşımları Doğrultusunda Denizli Ekonomisi”, Anadolu’da Hızla Sanayileşen Kentler:Denizli
Örneği, Ankara, Türkiye Ekonomi Kurumu, 1998, s.83-93.
10. Mittelman, James H., “The
Dynamics of Globalization”, Globalization:Critical
Reflections, İçinde, Ed:James H. Mittelman, London, Lynne Rienner
Publishers, 1997, s.1-19.
11. Mutluer, Mustafa, Denizli Sanayii(Gelişimi, Yapısı ve
Sorunlarıyla), Denizli Sanayi Odası Yayınları, 1995, s.10-13.
12. Pfeffer, Jeffrey, Dünya Gazetesi, 4.12.1998, s.16.
13. Sinkil, Ahmet, Başkafa Alper
T., Yeni Sanayi Odakları ve Girişimcilik
Alt Komisyonuna Görüş ve Öneriler, Denizli,
Denizli Küçük İşletmeler Geliştirme Merkez Müdürlüğü, 2000, s.2.
14. Sönmez, Mustafa, “Yıldızı
Parlayan Kentler”, Forum Dergisi,
Yıl:4, Sayı:7, (15 Temmuz 1997), s.8-13.
15. Sözkesen, Nuri, “İhracata
Dayalı Kalkınma Modeli ve Denizli”, Anadolu’da
Hızla Sanayileşen Kentler:Denizli Örneği, Ankara, Türkiye Ekonomi Kurumu,
1998, s.97-100.
16. Şengün, İsmail, “Denizli
Ekonomisine Tarihsel Bir Bakış”, Anadolu’da
Hızla Sanayileşen Kentler:Denizli Örneği”, Ankara, Türkiye Ekonomi Kurumu,
1998, s.94-96.
17. Turan, Kamil, “Küreselleşen
Çağımız ve Çalışma Hayatı”, Kamu-İş
Dergisi, Cilt:3, Sayı:3, (Ocak-1994), s.1.
[1] Mustafa Mutluer, Denizli Sanayii(Gelişimi, Yapısı ve Sorunlarıyla), Denizli Sanayi Odası Yayınları, 1995, s.10-13.
[2] Ercan Haytaoğlu, “XIX ve XX. Aydın Vilayet Salnamelerine Göre Denizli Sancağı, Saray Kazasına Bağlı Kadı Nahiyesi”, I. Babadağ Sempozyumu, Bildiriler Kitabı, Aralık-1999, s.444.
[3] Gülçin Buran, “Denizli İli Sanayisinin Sektörel Dağılımına Göre Ekonomik Durumu”, Denizli’de Sanayileşme ve Kentleşme Sempozyumu, 15/17 Ekim 1999, Bildiriler Kitabı, s.62.
[4] İsmail Şengün, “Denizli Ekonomisine Tarihsel Bir Bakış”, Anadolu’da Hızla Sanayileşen Kentler:Denizli Örneği”, Ankara, Türkiye Ekonomi Kurumu, 1998, s.95.
[5] Hasan Kazdağlı, “Yeni Bölgesel Gelişme Yaklaşımları Doğrultusunda Denizli Ekonomisi”, Anadolu’da Hızla Sanayileşen Kentler:Denizli Örneği, Ankara, Türkiye Ekonomi Kurumu, 1998, s.90.
[6] Şengün, a.g.t., s.95.
[7] Mustafa Sönmez, “Yıldızı Parlayan Kentler”, Forum Dergisi, Yıl:4, Sayı:7, (15 Temmuz 1997), s.10.
[8] Ekonomik Yönü İle Denizli 1999, Denizli Ticaret Odası Yayınları:26, s.1.
[9] Ahmet Gül ve Diğerleri, “Denizli İlinin Bölge İçinde ve Türkiye Genelinde Sosyo-Ekonomik Gelişmişlik Göstergesi, Denizli’de Sanayileşme ve Kentleşme Sempozyumu(15717 Ekim 1999), Bildiriler Kitabı, s.70-73.
[10] Ahmet Sinkil, Alper T. Başkafa, Yeni Sanayi Odakları ve Girişimcilik Alt Komisyonuna Görüş ve Öneriler, Denizli, Denizli Küçük İşletmeler Geliştirme Merkez Müdürlüğü, 2000, s.2.
[11] Ayten Ayşen Kaya, “Küreselleşme ve Gelişmekte Olan Ülkeler”, Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt:XV, Sayı:1-2, 1999, s.403.
[12] Kamil Turan, “Küreselleşen Çağımız ve Çalışma Hayatı”, Kamu-İş Dergisi, Cilt:3, Sayı:3, (Ocak-1994), s.1.
[13] Robert W. Cox, “A Perspective on Globalization”, Globalization: Critical Reflections, İçinde, Ed: By James H. Mittelman, London, Lynne Reienner Pubhishers, 1997, s.23.
[14] James H. Mittelman, “The Dynamics of Globalization”, Globalization:Critical Reflections, İçinde, Ed:James H. Mittelman, London, Lynne Rienner Publishers, 1997, s.3.
[15] Coşkun Can Aktan, 2000’li Yıllarda Yeni Yönetim Teknikleri 1-Değişim Mühendisliği, İstanbul, Türkiye Genç İşadamları Derneği, 1999, s.1-2.
[16] Abdullah Göçer-Çiğdem Şahin, “İnternette Pazarlamanın Büyüyen Rolü ve World Wide Web”, Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt:XV, Sayı:1-2, 1999, s.268.
[17] Jeffrey Pfeffer, Dünya Gazetesi, 4.12.1998, s.16.
[18] Nuri Sözkesen, “İhracata Dayalı Kalkınma Modeli ve Denizli”, Anadolu’da Hızla Sanayileşen Kentler:Denizli Örneği, Ankara, Türkiye Ekonomi Kurumu, 1998, s.100.