ORTA ASYA TÜRK CUMHURİYETLERİ İLE EKONOMİK SOSYAL
KÜLTÜREL İLİŞKİLER-BÖLGEYE YABANCI İLGİSİ
VE
BEKLENTİLER
Doç.Dr. Muhammet AKDİŞ
Pamukkale Üniversitesi
İİBF Öğretim Üyesi
Sovyetler Birliğinin dağılması ile birlikte Türkiye’nin önüne kendi kanından, dininden ve kültüründen olan büyük bir coğrafya açılmıştır. Bu ülkelerle Türkiye arasında yıllarca farklı bloklarda yaşamanın verdiği hasret ve duygusallıkla da bağımsızlıklarının ilk yıllarında önemli yakınlaşmalar gerçekleşmiştir.
Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin sahip oldukları ekonomik imkan yanında, sistem değiştiriyor olmanın zorlukları da bu ülkeleri her türlü tesire ve tavsiyeye açık hale getirmiştir. Batı ülkelerindeki sermaye fazlalığı yanında, bu ülkelerin uzun dönemde ihtiyaç duyacakları hammaddelerin bu bölgede bulunuyor olması, diğer dünya ülkeleri ile birlikte batı ve ABD ülkelerini de Orta Asya’ya çekmiştir.
Bölge ülkeleri ile Türkiye Cumhuriyetinin ilişkileri ve bölgeye yabancı ülkelerin ilgisi aşağıda incelenmeye çalışılacaktır.
Rusya’da
1891-92 yıllarındaki kuraklık tesiriyle büyük kıtlıklar olmuştu. Bu kıtlıklar
sonucu açlıktan ölenler, Çar idaresine düşman kesilmişti. Lenin de bu
felaketleri sevinçle karşılamış, köylünün yok olması ve köy ekonomisinin kaybolmasının
devrimin başarısını çabuklaştıracağını söylemiştir.
Rusya’nın Japonya ile savaşması ve bu savaşta yenik düşmesi halkın sefaletini arttırmıştır. 1905-1907 yıllarında Rusya’da ayaklanmalar olmuş, 22 Ocak 1905’te “Kanlı Pazar” hadisesi yaşanmıştır. Fakir işçiler Çar’a yürümüş ve dayanma güçlerinin kalmadığını bildirmişlerdir. Çar, bunları dinlemediği gibi işçilerin üzerine de ateş açtırmıştır[1].
Bu şartlar altındaki Rusya’da, I. Dünya Savaşında Çar’ın yenik düşerek ordusunu kaybetmesi ile tek teşkilatlı güç olarak Lenin ve Bolşevikler kalmış, bunlar da 1917 Ekim’inde ihtilal ile Rusya’nın kaderine el koymuşlardır.
Rusya’daki iktidar değişikliği, Orta Asya Türk kavimlerinin bağımsız devlet kurma isteklerini gerçekleştirmelerine geçici olarak imkan vermiş; ancak, yayılmacı Rus politikası, daha sonra buralardaki bağımsızlık oluşumlarını bastırarak, bütün toplulukları kendisine bağlamıştır.
Ne var ki, baskıcı, özgürlükleri yok eden, insan haklarına saygı göstermeyen, kutsal değerleri hiçe sayan, ekonomik ve sosyo-psikolojik gerçeklerle bağdaşmayan uygulamalar ancak 70 yıl dayanabilmiş ve bu zoraki birlik 1991 yılında kendi kendisine dağılınca, baskı altındaki büyük Türk coğrafyası da özgürlüğüne kavuşarak, o ana kadar bağımsız kalmış tek Türk yurdu olan Türkiye Cumhuriyeti ile her alanda olduğu gibi ekonomik alanda da işbirliklerini geliştirme çabalarına girmişlerdir.
Orta Asya, geniş bir coğrafya olup bu coğrafya içinde tamamıyla Türk Cumhuriyeti sayabileceğimiz Cumhuriyetler, bağımsız konumda idare edilip Rusya Federasyonu içinde yer alan Cumhuriyetler ve yıllarca Türk nüfus ile iç içe yaşamış, içinde önemli ölçüde Türk barındıran Akraba Toplulukları bulunmaktadır.
Rusya’nın dağılması ile birlikte Orta Asya’daki Türk varlığı ve Türk Cumhuriyetleri ortaya çıkmıştır. Bunların bazıları tam bağımsız, bazıları ise Rusya Federasyonu içerisinde Özerk Cumhuriyet şeklinde varlıklarını sürdürmektedirler. Bu Cumhuriyet ve Toplulukların sosyo-ekonomik yapıları şöylece belirtilebilir:
Azerbaycan, coğrafi ve tarihi bakımdan dünyanın önemli yerlerinden birinde yerleşmektedir. Tarihi şartlar ve zorunluluklar yüzünden ikiye bölünen Azerbaycan’ın Güney Azerbaycan denilen kısmı İran topraklarında bulunmaktadır.
Burada inceleyeceğimiz ve şu anda Azerbaycan Cumhuriyeti olarak varlık gösteren Kuzey Azerbaycan, 1917 Bolşevik İhtilalinden sonra 28.5.1918’de bağımsız devleti olarak kurulmuşsa da bu bağımsızlık fazla uzun sürmemiş, 1 yıl 11 aylık süreden sonra 27.4.1920’de Kızılordu işgaline uğrayarak tekrar Rusya’ya dahil edilmiştir[2]. Yaklaşık 70 yıl Sovyetler Birliği içerisinde kalan Azerbaycan 28.5.1990 tarihinden sonra yeniden bağımsızlık mücadelesini başlatmış ve bağımsızlığını kazanmıştır.
Azerbaycan Cumhuriyeti hakkında şu bilgiler verilebilir[3]:
Resmi Adı : Azerbaycan Cumhuriyeti
Dili : Azerbaycan Türkçesi
Başkent : Bakü(2.1 milyon)
Cumhurbaşkanı : Haydar Aliyev
Yüzölçümü : 86.600 km2
Nüfusu : 7.6 milyon
Para Birimi : Manat
GSMH : 3.9 milyar $
Fertbaşına Gelir : 506 $
Enflasyon Oranı : %3.7
İhracat(1997) : 781.3 milyon $, Türkiye’ye: 58 milyon $
İthalat(1997) : 794.3 milyon $, Türkiye’den: 320 milyon $
Azerbaycan, 4.5 milyar ton petrol rezervi, 118.65 milyar m3. doğalgaz rezervi, yıllık yaklaşık 788 bin ton pamuk üretim kapasitesi ve dünya havyar üretiminin %80’ini karşılayan yapısı ile dünyanın stratejik öneme sahip bir bölgesinde yerleşmektedir. Bu topraklar zengin petrol yatakları ve madenleri ile eski Sovyetler Birliğini de ihya etmiştir. Şurası bir gerçektir ki, Sovyetler Birliği’nin uzun süre süper güç olarak kalmasının arkasında Azerbaycan’ın yeri inkar edilemez. 1913 yılında Rusya’da mevcut 8 milyon ton petrolün 7 milyon tonu Azerbaycan’dan elde ediliyordu. 1941 yılında ise, Sovyetler Birliği tarafından üretilen 30 milyon ton petrolün 22 milyon tonu Azerbaycan’dan çıkıyordu[4].
Hazar havzasının yaklaşık 200 milyar varil düzeyinde petrol rezervine sahip olduğu tahmin edilmektedir. Bu miktar, dünya potansiyel petrol rezervinin %10’una denk gelmekte, bugünkü düşük fiyatlarla bile 4 trilyon $’ı aşmaktadır. Bu yönüyle de 21. Yüzyılın en stratejik bölgesi bu bölge olmakta, bölge ülkeleri içinde de daha büyük rezerv barındıran Azerbaycan ve Kazakistan öne geçmektedir[5].
17. ve 18. yy.’larda Ruslar Türkistan sahasında büyük işgallerde bulunmuşlardır. Bu işgallerin sonucunda 1731 yılında Kazaklar da Rus hakimiyetine geçmeye başlamışlardır. Ancak, 1783 yılında Sırım Batur önderliğinde Batı Kazakistan’da Ruslara karşı bir ayaklanma başlamış, beş yıl devam eden bu ayaklanmayı Ruslar güçlükle bastırmışlardır. 1916 ve 1917 yıllarında yine Kazaklar, kendi bağımsızlıklarını kazanmak için Çar orduları ile savaşmışlarsa da muvaffak olamamışlar ve 1919 yılında Sovyetler Kazaklar için bir hükümet kurarak Orenburg şehrini başkent yapmışlardır. 1924 yılında otonom Kazakistan Sovyet Cumhuriyeti kurulmuş, bağımsızlığın kazanıldığı 1990 yılına kadar da bu topraklarda Sovyet hakimiyeti devam etmiştir[6].
Kazakistan hakkında şu bilgiler verilebilir[7]:
Resmi Adı : Kazakistan Cumhuriyeti
Resmi Dili : Kazakça
Başkent : Astana(300.000)
Cumhurbaşkanı : Nursultan Nazarbayev
Yüzölçümü : 2.724.900 km2
Nüfusu : 15.9 milyon
Para Birimi : Tenge
GSMH : 22.3milyar $(1997)
Fertbaşına Gelir : 1404 $(1997)
Enflasyon Oranı : %11.2(1997)
İhracat (1997) : 7 milyar $, Türkiye’ye : 165 milyon $
İthalat(1997) : 7.8 milyar $, Türkiye’den : 211 milyon $
Zengin doğal kaynaklara sahip bir başka Türk Cumhuriyeti olan Kazakistan, eski Sovyetler Birliği’nin krom rezervlerinin %90’ı, çinko rezervlerinin %50’sine sahiptir. Eski Sovyetler Birliğinin üçüncü büyük kömür havzasına(50 milyar ton rezerv) ve tarıma elverişli arazinin 1/5’ine sahiptir. Ülkede 7 bini aşkın akarsu vardır. Ülkenin doğusundaki 28 milyon hektarlık bir orman varlığı kağıt sanayiine katkıda bulunur. Bunun dışında petrolden uranyuma kadar çok geniş maden zenginliklerine sahiptir[8]. Ülkede 16 milyar varilden daha fazla petrol rezervi olduğu kanıtlanmıştır[9].
Cengiz Han’ın torunlarından Batu Han tarafından kurulan Altun-Orda Hanlığının başına 9.olarak Öz-bek Han geçmişti. Bu şekilde oluşan Özbekistan, güneyde 1852 yılında Türkistan’ın istilası ile birlikte Rus Çarlık ordularının hedefi haline gelmiştir. 1885-1910 yılları arasında da devam eden savaşlar sonrasında Ruslar tamamıyla Özbekistan’ı işgalleri altına aldılar. 1916 yılında Türkistan’da Ruslar’a karşı büyük ayaklanma gerçekleşti, bu ayaklanmanın sonucunda 673 bin Türk hayatını kaybetmiş, 168 bin Türk Sibirya’ya sürülmüş, 300 bin Türk de yakındaki Doğu Türkistan’a kaçmak zorunda kalmıştır[10].
1917 Komünist ihtilalinden sonra Rusya’da rejim değişmekle birlikte, Türkler için çok bir şey değişmemiş; Ruslar, 1918 yılında Türkistan Otonom Sovyet Cumhuriyetini kurduklarını ilan etmişler, 1919 yılında da Rus general Frunze Kumandası altında buralara hücuma başlamışlardır. Osmanlı kumandanlarından Enver Paşa’nın buralara gelip, Ruslar’la savaşması da kısmi başarılar sağlamakla birlikte neticeye ulaşamamış, 1924 yılında Ruslar bu topraklarda tam hakimiyet kurmuşlardır[11].
Özbekistan hakkında şu bilgiler verilebilir[12].
Resmi Adı : Özbekistan Cumhuriyeti
Dili : Özbek Türkçesi
Başkent : Taşkent(2.1 milyon)
Cumhurbaşkanı : İslam Kerimov
Yüzölçümü : 447.400 km2
Nüfusu : 23.6 milyon
Para Birimi : Sum
GSMH : 14.0 milyar $(1997)
Fert Başına Gelir : 484 $(1997)
Enflasyon Oranı : %67(1997)
İhracat(1997) : 2.9 milyar $, Türkiye’ye : 95 milyon $
İthalat(1997) : 3.3 milyar $, Türkiye’den : 211 milyon $
Özbekistan ekonomik olarak da önemli imkanlara sahiptir. Özbekistan pamuk üretimi Sovyetler Birliğinin %50’lik ihtiyacını karşılamaktadır. Et, süt, yumurta yönünden de aynıdır. İpek üretimi ve meyvecilikte ileridir. Ülkenin en büyük bölümünü kaplayan Kızıl Kum Çölü’nün zengin doğal gaz, altın ve uranyum yataklarına sahip olduğu bilinmektedir. Özbekistan’ın sahip olduğu yıllık 100 ton kapasiteli altın madeni[13], bütün diğer ülkelerin de iştahlarını kabartacak özelliktedir. Çünkü bu miktar dünyadaki en büyük altın ocaklarının üretiminden çok fazladır. Ayrıca Özbekistan’da stratejik bir madde olduğu için miktarı tam belirtilmeyen ve işletilmekte olan Uranyum yatakları da bulunmaktadır[14].
560 yılında Mo-kan Kağan idaresindeki Kök-Türklerin tabiyetine giren Kırgızlar, 1700 yıllarında Hokand Hanlığı’nın hakimiyetini kabul etmişler, kısa bir süre sonra da bu hanlığın idaresi Kırgız Türklerinin eline geçmiştir. 1846 yıllarından itibaren bu bölgede de Rusların işgalleri başlamış, 1852’de Kırgızistan’ın önemli şehirlerinden biri olan Akmescit’i büyük bir katliamla zabt edmişlerdir. 1855 yılından itibaren Rus işgali artmış, 1865 yılında da Taşkent’i istila etmişlerdir. Muhtelif karşı ayaklanma teşebbüslerine rağmen Rus hakimiyeti devam etmiş, 1916 yılındaki büyük isyanda 673 bin Kırgız Türkü şehit düşmüş, 200 bini sürülmüş, 300 bin Türk’de kaçmak zorunda kalmıştır. Sovyet ihtilalinden sonra da Ruslar Ermenilerle takviyeli bir orduyu Kırgızların üzerine yollamışlar ve 1 Mayıs 1918’de bütün buraları da Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğine dahil etmişlerdir[15].
Kırgızistan hakkında şu bilgileri verebiliriz[16].
Resmi Adı : Kırgızistan Cumhuriyeti
Dili : Kırgızca
Başkent : Bişkek(600.000)
Cumhurbaşkanı : Asker Akayev
Yüzölçümü : 198.500 km2
Nüfusu : 4.5 milyon
Para Birimi : Som
GSMH : 1.7 milyar $(1997)
Fert Başına Gelir : 404 $(1997)
Enflasyon Oranı : 14.7(1997)
İhracat(1997) : 604 milyon $, Türkiye’ye : 7 milyon $
İthalat(1997) : 675 milyon $, Türkiye’den : 49 milyon $
Kırgızistan’ın hayvancılık ağırlıklı bir ekonomik yapısı vardır. 4000’den fazla bitki çeşidine sahiptir. Çok sayıda hidroelektrik santrali ile yılda 9.3 milyar Kwh. elektrik enerjisi üretilmektedir. Kırgızistan sınırlarındaki Tanrı dağlarında 10 milyon ton rezervli demir filizi bulunmaktadır. Bu dağların güneyinde civa, sürme ve altın yatakları da vardır. Fergana vadisinde petrol ve gaz yatakları mevcuttur. Kırgızistan kömür yatakları bakımından 31 milyon ton rezerv ile Orta Asya’da birinci sırada yer almaktadır[17].
17. yüzyıla kadar değişik boylar altında bağımsız yaşayan Türkmenler, bu yıllarda Moğolların ve Kalmukların istilasına uğramışlardır. Daha çok İran tarafından saldırıya uğrayan Türkmenler, Rusların da büyük ilgi gösterdiği bir ülke olmuş, Ruslarca Hazar kıyısındaki Kızıl-Su’nun stratejik açıdan mutlaka işgal edilmesi gerektiği bildirilmiştir. 1870 yılından itibaren Rus hücumlarına uğrayan Türkmenistan 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı süresince hücumdan ayrı tutulsa da, 2 Şubat 1879’da Ruslar Türkmenistan’ı işgal kararı vermişlerdir. 1881 yılında çarpışmalar sona erdiğinde Türkmenler 26.500 kişi şehit vermişlerdir[18]. Sovyet ihtilalinden sonra da bağımsızlık için direnen Türkmenler, 1924 yılında Türkmen Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuş olmasına rağmen 1931 yılına kadar Rusları uğraştırmış ancak 1927 yılında Ruslarla yaptığı son savaşı da kaybeden Cüneyt Han’ın ayrılması ile tamamıyla Sovyet hakimiyetinde kalmışlardır[19].
Türkmenistan hakkında şu bilgiler verilebilir[20].
Resmi Adı : Türkmenistan Cumhuriyeti
Dili : Türkmence
Başkent : Aşkabat(500.000)
Cumhurbaşkanı : Saparmurat Türkmenbaşı
Yüzölçümü : 488.100 km2
Nüfusu : 4,6 milyon
Para Birimi : Manat
GSMH : 3.9 Milyar $(1995)
Kişibaşına Gelir : 920 $(1995)
Enflasyon Oranı : %14.5(1997)
İhracat(1997) : 751 milyon $, Türkiye’ye : 73 milyon $
İthalat(1997) : 118 milyon$, Türkiye’den : 118 milyon $
Türkmenistan ekonomisi köy ekonomisine dayanır. Üretimde pamukçuluk, bağcılık önemli bir yer tutar. Üretilen pamuğun ancak %1’i Türkmenistan’da işlenebilmektedir. Besicilik ve tarımsal ürünler yönünden zengindir. Yarım milyon hektar arazisi sulanabilmektedir. Kükürt, sodyum sülfat, sülfür, iyot, krom gibi maden yataklarına sahiptir. 1990 yılı rakamlarına göre yıllık 88 milyar m3. doğal gaz üretimi vardır. Petrol üretimi de yıllık 5.8 milyon ton gibi azımsanmayacak miktardadır[21].
Rusya federasyonu içinde Türk muhtar cumhuriyetleri de bulunmaktadır. Başlıcalarını, Tataristan, Başkırdistan, Çuvaşistan, Yakut-Saha Muhtar Cumhuriyetleri, Dolgan-Mens Muhtar Bölgesi, Kabardin-Balkar, Tıva, Kırım-Tatar Muhtar Cumhuriyetleri, Havas, Gorno-Altay Muhtar Bölgesi, Dağıstan Muhtar Cumhuriyeti, Karaçay-Çerkes Muhtar Bölgesi, Çeçen-İnguş Muhtar Cumhuriyeti olarak sıralamak mümkündür.
Bu cumhuriyetler de sahip oldukları yer altı kaynakları ile büyük bir zenginlik arzetmektedirler. Örneğin, Başkırdıstan ve Tataristan BDT içindeki petrolün %40’ının üretildiği ülkelerdir[22]. Sadece Tataristan’da yılda 100 milyon ton petrol üretilmektedir. Yakutistan 3.103.200 km2. yüzölçüme ve 1.2 milyon nüfusa sahiptir. Saha itibariyle Kazakistan’dan daha büyüktür. Uranyum, altın ve elmas-pırlanta rezervlerine sahiptir[23].
Orta
Asya Türk Cumhuriyetleri ve Akraba Topluluklarının, Sovyetler Birliğinin dağıldığı 1991 yılına kadar Türkiye
Cumhuriyeti ile belli başlı bir ilişkileri olmamıştır. Buralar Sovyet Sosyalist
Cumhuriyetler Birliği içindeki ülkeler olarak kalmış, merkezi idare Moskova ile
karşılıklı kültürel ve ekonomik ilişkiler çerçevesi dışında herhangi bir ilişki
kurulmamış, kurulmasına da imkan bulunmamıştır.
Sovyetler
Birliğinin dağılmasını müteakip Türkiye, buralarda kurulan bağımsız Türk
Cumhuriyetlerini ilk tanıyan ülke olmuş ve ihtiyaç duyacakları her konuda
kendilerine yardım ve destek sözü vermiştir. Bugüne kadar da, Türkiye
Cumhuriyeti bu coğrafyalarla yakın ilişkilerini sürdürmüş, eğitim alanında,
ekonomik alanda, uluslararası ilişkiler alanında elinden gelen yardımı yapmıştır.
Bu ilişkileri ayrı ayrı incelemek mümkündür.
Orta
Asya Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye hem tarihi,dini, kültürel yakınlıklar hem
de ekonomik zorunluluklar nedeniyle ekonomik ilişkilerini geliştirmek
durumundadır.
Bir
ülkenin kaynaklarını harekete geçirerek üretim seviyesinin artması ve iktisaden kalkınması, piyasalarının büyümesine bağlıdır.
Piyasaların genişleyip derinlik kazanması ekonominin prodüktivitesini, dolayısı
ile büyüme hızını arttıracaktır[24].
ABD’de çok uluslu şirketlerin ortaya çıkması ve dünya devleri haline gelmeleri
hep bu büyük pazar avantajları sayesinde olmuştur. AB’de büyük pazar
avantajlarından yararlanmak amacıyla ilk birlikteliklerini oluşturmuşlardır[25].
Türk
cumhuriyetleri bugünkü üretim imkanları dikkate alındığında, büyük imkanlara
sahip oldukları ham petrol, doğal gaz, endüstriyel hammaddeler yanında sınırlı
sayıda sanayi ürünleri ihraç edebilecek durumdadırlar. İthal etmek ihtiyacında
oldukları ürünler ise başta temel besin maddeleri olmak üzere genel olarak
tüketim mallarıdır.
Türkiye
ile Türk Cumhuriyetlerinin ekonomileri, üretim yapıları, ihracat potansiyelleri
ve ithal etmek istedikleri maddeler bakımından kıyaslandığında birbirlerini
tamamladıkları görülmektedir. Türk Cumhuriyetleri ve Türkçe konuşan topluluklar
düşünüldüğünde, Adriyatik’ten Çin seddine yaklaşık 11
milyon km2.’lik sahada, 200 milyon nüfusu[26]
barındıran, 20’ye yakın Türk lehçesinin konuşulduğu, 20’ye yakın Türk boyunun
yaşadığı bir coğrafya akla gelir. Sadece bağımsız Türk Cumhuriyetleri yaklaşık
2 milyon km2. toprak ve 58 milyon nüfusa sahiptir. Ayrıca Türkiye, dünyadaki
ispatlanmış doğal gaz rezervlerinin yaklaşık %40’ına, petrol rezervlerinin ise
%67’sine sahip olan Orta Doğu ve Orta Asya ile bu ürünlerin en büyük talep
edicisi batı ülkeleri arasında doğal bir köprü konumundadır[27].
Ticari
ilişkilerin yanında teknolojik işbirliği konusunda da Türkiye ile Türk
Cumhuriyetleri arasında büyük bir işbirliği potansiyeli bulunmaktadır. Türkiye
ulaştığı sanayileşme seviyesi yanında, sahip olduğu nitelikli insan gücü,
teknolojik bilgi birikimi, piyasa ekonomisi ve uluslararası ilişkilerde kazandığı
tecrübesiyle[28],
Türk Cumhuriyetlerine çeşitli alanlarda teknik yardımda ve teknoloji ihracında
bulunabilecek durumdadır. Türkiye’nin 185 dünya devleti içerisinde nüfus
açısından 16’ncı, toprak büyüklüğü bakımından 32’nci, gayri safi milli gelir
açısından 20’nci oluşu ile, ihracatının %90’ının sanayi ürünleri oluşturan,
dünyanın en hızlı gelişen 10 ülke arasındaki yeri ile[29]
bu ülkelere öncülük edebilecek bir konumdadır.
Türk
Cumhuriyetleri ile olan ekonomik ilişkilerimiz 1997 yıl sonu itibariyle
Tablo:1’de gösterilmektedir.
Bunun
dışında Türk özel sektörünün de bu ülkelerde önemli yatırımları bulunmakta,
küçük çaptaki ticari işletmeler yerlerini üretime dönük büyük yatırım
kuruluşlarına bırakmaktadır.
Tablo:1
Türkiye’nin Ülke Grupları
İtibariyle Dış Ticareti (1997)
|
|
|
|
|
|
İhracat(Milyon $) |
İthalat(Milyon $) |
||
|
Ülke |
İhracat Miktarı |
Ülke |
İthalat Miktarı |
|
OECD Ülkeleri |
15.021.8 |
OECD Ülkeleri |
9.382.8 |
|
İslam Ülkeleri |
3.526.5 |
İslam Ülkeleri |
4.935.0 |
|
Diğer Avrupa Ülk |
1.415.3 |
Diğer Avrupa Ülk. |
1.306.3 |
|
Rusya Fed. |
2.056.5 |
Rusya Fed. |
2.167.4 |
|
Türk Cumhr. |
1.088.6 |
Türk Cumhr. |
401.1 |
|
Rusyadaki Diğer |
367.0 |
Rusyadaki Diğer |
1.035.5 |
|
Diğer Ülkeler |
2.769.0 |
Diğer Ülkeler |
5.332.3 |
|
TOPLAM |
26.244.7 |
TOPLAM |
48.585.1 |
Kaynak: İ.T.O.
Aylık Ekonomik Veriler, Ağustos-1998, s.35.
Türkiye
Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını ilk tanıyan ve yardımlarına
ilk koşan ülkedir. Bu yardımların yeterli düzeyde olup olmadığı tartışılsa
bile, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu sorunları da göz ardı etmemek
gerekmektedir.
Türkiye
1992-1997 döneminde yaklaşık 1.8 milyar dolarlık dış yardım ve kredi desteği
sağlamış olup bu yardımların yaklaşık %88’i yani 1.6 milyar doları Türk
Cumhuriyetlerine tahsis edilmiştir. Geriye kalan %12’si de KEİ ülkeleri ile
Afrika ülkelerine ayrılmıştır[30].
1980-1990 döneminde daha çok Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinden iş alan Türk müteahhitleri 1990’lı yıllardan sonra daha çok eski Sovyetler Birliği(SB) ülkelerine yönelmişlerdir. Nitekim 1990-1997 döneminde Türk müteahhitlerinin yurt dışından aldıkları iş miktarı 13.6 milyar dolar olup, bu miktarın 9.4 milyar doları eski SB ülkelerinden olmuştur. Türk müteahhitlerinin aldıkları işin dağılımı ise Tablo:2’de gösterilmektedir.
Tablo:2’den de görüldüğü gibi, 6 milyar doları Rusya
Federasyonu içinde olmakla birlikte alınmış olan toplam 9.4 milyar dolarlık işin
6.2 milyar dolarlık kısmı tamamlamış
bulunmaktadırlar. Bütün eski SB ülkelerinin çok ehemmiyet verdikleri
Moskova’daki Başkanlık Sarayı(Ak Ev)’in restorasyonunun bir Türk firmasına
verilmesi Orta Asya Türk topluluklarında haklı bir gurur hissi de
uyandırmıştır. Bunun dışındaki hemen,
hemen tüm küçük-büyük taahhüt ve imar işlerinde Türk firmaları bu topraklarda
önemli projelere imza atmaktadırlar.
Tablo:2
Türk Müteahhitlerinin Rusya Federasyonu ile Türk Cumhuriyetlerinden Aldıkları İşlerin Tutarı ve Adedi(Ekim/1997 İtibariyle)
|
ÜLKELER |
Toplam İş
Adedi |
İşin Tutarı (Milyon $) |
Tamamlanan İş
(Milyon $) |
Devam Eden İş
(Milyon $) |
|
Eski Sovyetler Birliği |
424 |
9416.3 |
6203.6 |
3213.2 |
|
Rusya Federasyonu |
244 |
6019.1 |
4121.4 |
1897.8 |
|
Türk Cumhuriyetleri |
146 |
2606.3 |
1433.1 |
1173.2 |
|
-Azerbaycan |
23 |
499.3 |
81.3 |
418.3 |
|
-Kazakistan |
45 |
824.2 |
512.8 |
311.4 |
|
-Kırgızistan |
3 |
83.8 |
36.0 |
47.8 |
|
-Türkmenistan |
51 |
577.9 |
404.6 |
173.3 |
|
-Özbekistan |
24 |
621.1 |
398.4 |
222.7 |
Kaynak: Türk Müteahhitler Birliği ve Uluslararası
Müteahhitler Birliği Verileri, Haziran 1998’den Naklen: Çarıkçı, a.g.m., s.5.