ORTA ASYA TÜRK CUMHURİYETLERİ İLE EKONOMİK İLİŞKİLER

 

 

ORTA ASYA TÜRK CUMHURİYETLERİ İLE EKONOMİK SOSYAL

KÜLTÜREL İLİŞKİLER-BÖLGEYE YABANCI İLGİSİ

VE

BEKLENTİLER

 

Doç.Dr. Muhammet AKDİŞ

Pamukkale Üniversitesi

İİBF Öğretim Üyesi

 

I-   GİRİŞ

 

              Sovyetler Birliğinin dağılması ile birlikte Türkiye’nin önüne kendi kanından, dininden ve kültüründen olan büyük bir coğrafya açılmıştır. Bu ülkelerle Türkiye arasında yıllarca farklı bloklarda yaşamanın verdiği hasret ve duygusallıkla da bağımsızlıklarının ilk yıllarında önemli yakınlaşmalar gerçekleşmiştir.

              Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin sahip oldukları ekonomik imkan yanında, sistem değiştiriyor olmanın zorlukları da bu ülkeleri her türlü tesire  ve tavsiyeye açık hale getirmiştir. Batı ülkelerindeki sermaye fazlalığı yanında, bu ülkelerin uzun dönemde ihtiyaç duyacakları hammaddelerin bu bölgede bulunuyor olması, diğer dünya ülkeleri ile birlikte batı ve ABD ülkelerini de Orta Asya’ya çekmiştir.

              Bölge ülkeleri ile Türkiye Cumhuriyetinin ilişkileri ve bölgeye yabancı ülkelerin ilgisi aşağıda incelenmeye çalışılacaktır.

         II- SOVYET İHTİLALİ

 

         Rusya’da 1891-92 yıllarındaki kuraklık tesiriyle büyük kıtlıklar olmuştu. Bu kıtlıklar sonucu açlıktan ölenler, Çar idaresine düşman kesilmişti. Lenin de bu felaketleri sevinçle karşılamış, köylünün yok olması ve köy ekonomisinin kaybolmasının devrimin başarısını çabuklaştıracağını söylemiştir.

 

              Rusya’nın Japonya ile savaşması ve bu savaşta yenik düşmesi halkın sefaletini arttırmıştır. 1905-1907 yıllarında Rusya’da ayaklanmalar olmuş, 22 Ocak 1905’te “Kanlı Pazar” hadisesi yaşanmıştır. Fakir işçiler Çar’a yürümüş ve dayanma güçlerinin kalmadığını bildirmişlerdir. Çar, bunları dinlemediği gibi işçilerin üzerine de ateş açtırmıştır[1].

 

              Bu şartlar altındaki Rusya’da, I. Dünya Savaşında Çar’ın yenik düşerek ordusunu kaybetmesi ile tek teşkilatlı güç olarak Lenin ve Bolşevikler kalmış, bunlar da 1917 Ekim’inde ihtilal ile Rusya’nın kaderine el koymuşlardır.

 

              Rusya’daki iktidar değişikliği, Orta Asya Türk kavimlerinin bağımsız devlet kurma isteklerini gerçekleştirmelerine geçici olarak imkan vermiş; ancak, yayılmacı Rus politikası, daha sonra buralardaki bağımsızlık oluşumlarını bastırarak, bütün toplulukları kendisine bağlamıştır.

 

              Ne var ki, baskıcı, özgürlükleri yok eden, insan haklarına saygı göstermeyen, kutsal değerleri hiçe sayan,  ekonomik ve sosyo-psikolojik gerçeklerle bağdaşmayan uygulamalar ancak 70 yıl dayanabilmiş ve bu zoraki birlik 1991 yılında kendi kendisine dağılınca, baskı altındaki büyük Türk coğrafyası da özgürlüğüne kavuşarak, o ana kadar bağımsız kalmış tek Türk yurdu olan Türkiye Cumhuriyeti ile her alanda olduğu gibi ekonomik alanda da işbirliklerini geliştirme çabalarına girmişlerdir.

 

III- ORTA ASYA TÜRK CUMHURİYETLERİ VE AKRABA TOPLULUKLARI

 

              Orta Asya, geniş bir coğrafya olup bu coğrafya içinde tamamıyla Türk Cumhuriyeti sayabileceğimiz Cumhuriyetler, bağımsız konumda idare edilip Rusya Federasyonu içinde yer alan Cumhuriyetler ve yıllarca Türk nüfus ile iç içe yaşamış, içinde önemli ölçüde Türk barındıran Akraba Toplulukları bulunmaktadır.

 

A- ORTA ASYA TÜRK CUMHURİYETLERİ VE BU CUMHURİYETLERİN SOSYO-EKONOMİK YAPILARI

 

     Rusya’nın dağılması ile birlikte Orta Asya’daki Türk varlığı ve Türk Cumhuriyetleri ortaya çıkmıştır. Bunların bazıları tam bağımsız, bazıları ise Rusya Federasyonu içerisinde Özerk Cumhuriyet şeklinde varlıklarını sürdürmektedirler. Bu Cumhuriyet ve Toplulukların sosyo-ekonomik yapıları şöylece belirtilebilir:

 

            1- AZERBAYCAN

 

       Azerbaycan, coğrafi ve tarihi bakımdan dünyanın önemli yerlerinden birinde yerleşmektedir. Tarihi şartlar ve zorunluluklar yüzünden ikiye bölünen Azerbaycan’ın Güney Azerbaycan denilen kısmı İran topraklarında bulunmaktadır.

 

      Burada inceleyeceğimiz ve şu anda Azerbaycan Cumhuriyeti olarak varlık gösteren Kuzey Azerbaycan, 1917 Bolşevik İhtilalinden sonra 28.5.1918’de  bağımsız devleti olarak kurulmuşsa da bu bağımsızlık fazla uzun sürmemiş, 1 yıl 11 aylık süreden sonra 27.4.1920’de Kızılordu işgaline uğrayarak tekrar Rusya’ya dahil edilmiştir[2]. Yaklaşık 70 yıl Sovyetler Birliği içerisinde kalan Azerbaycan 28.5.1990 tarihinden sonra yeniden bağımsızlık mücadelesini başlatmış ve bağımsızlığını kazanmıştır.

 

Azerbaycan Cumhuriyeti hakkında şu bilgiler verilebilir[3]:

 

Resmi Adı              : Azerbaycan Cumhuriyeti

Dili                        : Azerbaycan Türkçesi

Başkent                 : Bakü(2.1 milyon)

Cumhurbaşkanı      : Haydar Aliyev

Yüzölçümü : 86.600 km2

Nüfusu                   : 7.6 milyon

Para Birimi : Manat

GSMH                  : 3.9 milyar $

Fertbaşına Gelir     : 506 $

Enflasyon Oranı     : %3.7

İhracat(1997)        : 781.3 milyon $,          Türkiye’ye:       58 milyon $

İthalat(1997)          : 794.3 milyon $,          Türkiye’den:     320 milyon $

 

 

        Azerbaycan, 4.5 milyar ton petrol rezervi, 118.65 milyar m3. doğalgaz rezervi, yıllık yaklaşık 788 bin ton pamuk üretim kapasitesi ve dünya havyar üretiminin %80’ini karşılayan yapısı ile dünyanın stratejik öneme sahip bir bölgesinde yerleşmektedir. Bu topraklar zengin petrol yatakları ve madenleri ile eski Sovyetler Birliğini de ihya etmiştir. Şurası bir gerçektir ki, Sovyetler Birliği’nin uzun süre süper güç olarak kalmasının arkasında Azerbaycan’ın yeri inkar edilemez. 1913 yılında Rusya’da mevcut 8 milyon ton petrolün 7 milyon tonu Azerbaycan’dan elde ediliyordu. 1941 yılında ise, Sovyetler Birliği tarafından üretilen 30 milyon ton petrolün 22 milyon tonu Azerbaycan’dan çıkıyordu[4].

Hazar havzasının yaklaşık 200 milyar varil düzeyinde petrol rezervine sahip olduğu tahmin edilmektedir. Bu miktar, dünya potansiyel petrol rezervinin %10’una denk gelmekte, bugünkü düşük fiyatlarla bile 4 trilyon $’ı aşmaktadır. Bu yönüyle de 21. Yüzyılın en stratejik bölgesi bu bölge olmakta, bölge ülkeleri içinde de daha büyük rezerv barındıran Azerbaycan ve Kazakistan öne geçmektedir[5].

 

            2- KAZAKİSTAN

 

            17. ve 18. yy.’larda Ruslar Türkistan sahasında büyük işgallerde bulunmuşlardır.  Bu işgallerin sonucunda 1731 yılında Kazaklar da Rus hakimiyetine geçmeye başlamışlardır. Ancak, 1783 yılında Sırım Batur önderliğinde Batı Kazakistan’da Ruslara karşı bir ayaklanma başlamış, beş yıl devam eden bu ayaklanmayı Ruslar güçlükle bastırmışlardır. 1916 ve 1917 yıllarında yine Kazaklar, kendi bağımsızlıklarını kazanmak için  Çar orduları ile savaşmışlarsa da muvaffak olamamışlar ve 1919 yılında Sovyetler Kazaklar için bir hükümet kurarak Orenburg şehrini başkent yapmışlardır. 1924 yılında otonom Kazakistan Sovyet Cumhuriyeti kurulmuş, bağımsızlığın kazanıldığı 1990 yılına kadar da bu topraklarda Sovyet hakimiyeti devam etmiştir[6].

 

              Kazakistan hakkında şu bilgiler verilebilir[7]:

 

Resmi Adı                    : Kazakistan Cumhuriyeti

Resmi Dili                    : Kazakça

Başkent                       : Astana(300.000)

Cumhurbaşkanı            : Nursultan Nazarbayev

Yüzölçümü                   : 2.724.900 km2

Nüfusu                         : 15.9 milyon

Para Birimi                   :  Tenge

GSMH                        : 22.3milyar $(1997)

Fertbaşına Gelir           : 1404 $(1997)

Enflasyon Oranı           : %11.2(1997)

İhracat (1997)             : 7 milyar $,                  Türkiye’ye       : 165 milyon $

İthalat(1997)                : 7.8 milyar $,               Türkiye’den     : 211 milyon $

 

        Zengin doğal kaynaklara sahip bir başka Türk Cumhuriyeti olan Kazakistan, eski Sovyetler Birliği’nin krom rezervlerinin %90’ı, çinko rezervlerinin %50’sine sahiptir. Eski Sovyetler Birliğinin üçüncü büyük kömür havzasına(50 milyar ton rezerv) ve tarıma elverişli arazinin 1/5’ine sahiptir. Ülkede 7 bini aşkın akarsu vardır. Ülkenin doğusundaki 28 milyon hektarlık bir orman varlığı kağıt sanayiine katkıda bulunur. Bunun dışında petrolden uranyuma kadar çok geniş maden zenginliklerine sahiptir[8]. Ülkede 16 milyar varilden daha fazla petrol rezervi olduğu kanıtlanmıştır[9].

            3- ÖZBEKİSTAN

              Cengiz Han’ın torunlarından Batu Han tarafından kurulan Altun-Orda Hanlığının başına 9.olarak Öz-bek Han geçmişti. Bu şekilde oluşan Özbekistan, güneyde  1852 yılında Türkistan’ın istilası ile birlikte Rus Çarlık ordularının hedefi haline gelmiştir. 1885-1910 yılları arasında da devam eden savaşlar sonrasında Ruslar tamamıyla Özbekistan’ı işgalleri altına aldılar. 1916 yılında Türkistan’da Ruslar’a karşı büyük ayaklanma gerçekleşti, bu ayaklanmanın sonucunda 673 bin Türk hayatını kaybetmiş, 168 bin Türk Sibirya’ya sürülmüş, 300 bin Türk de yakındaki Doğu Türkistan’a kaçmak zorunda kalmıştır[10].

 

            1917 Komünist ihtilalinden sonra Rusya’da rejim değişmekle birlikte, Türkler için çok bir şey değişmemiş; Ruslar, 1918 yılında Türkistan Otonom Sovyet Cumhuriyetini kurduklarını ilan etmişler, 1919 yılında da Rus general Frunze Kumandası altında buralara hücuma başlamışlardır. Osmanlı kumandanlarından Enver Paşa’nın buralara gelip, Ruslar’la savaşması da kısmi başarılar sağlamakla birlikte neticeye ulaşamamış, 1924 yılında Ruslar bu topraklarda tam hakimiyet kurmuşlardır[11].

 

              Özbekistan hakkında şu bilgiler verilebilir[12].

 

Resmi Adı              : Özbekistan Cumhuriyeti

Dili                        : Özbek Türkçesi

Başkent                 : Taşkent(2.1 milyon)

Cumhurbaşkanı      : İslam Kerimov

Yüzölçümü : 447.400 km2

Nüfusu                   : 23.6 milyon

Para Birimi : Sum

GSMH                  : 14.0 milyar $(1997)

Fert Başına Gelir    : 484 $(1997)

Enflasyon Oranı     : %67(1997)

İhracat(1997)        : 2.9 milyar $,               Türkiye’ye       : 95 milyon $

İthalat(1997)          : 3.3 milyar $,               Türkiye’den     : 211 milyon $

 

            Özbekistan ekonomik olarak da önemli imkanlara sahiptir. Özbekistan pamuk üretimi Sovyetler Birliğinin %50’lik ihtiyacını karşılamaktadır. Et, süt, yumurta yönünden de aynıdır. İpek üretimi ve meyvecilikte ileridir. Ülkenin en büyük bölümünü kaplayan Kızıl Kum Çölü’nün zengin doğal gaz, altın ve uranyum yataklarına sahip olduğu bilinmektedir. Özbekistan’ın sahip olduğu yıllık 100 ton kapasiteli altın madeni[13], bütün diğer ülkelerin de iştahlarını kabartacak özelliktedir. Çünkü bu miktar dünyadaki en büyük altın ocaklarının üretiminden çok fazladır. Ayrıca Özbekistan’da stratejik bir madde olduğu için miktarı tam belirtilmeyen ve işletilmekte olan Uranyum yatakları da bulunmaktadır[14].

            4- KIRGIZİSTAN

 

            560 yılında Mo-kan Kağan idaresindeki Kök-Türklerin tabiyetine giren Kırgızlar, 1700 yıllarında Hokand Hanlığı’nın hakimiyetini kabul etmişler, kısa bir süre sonra da bu hanlığın idaresi Kırgız Türklerinin eline geçmiştir. 1846 yıllarından itibaren bu bölgede de Rusların işgalleri başlamış, 1852’de Kırgızistan’ın önemli şehirlerinden biri olan Akmescit’i büyük bir katliamla zabt edmişlerdir. 1855 yılından itibaren Rus işgali artmış, 1865 yılında da Taşkent’i istila etmişlerdir. Muhtelif karşı ayaklanma teşebbüslerine rağmen Rus hakimiyeti devam etmiş, 1916 yılındaki büyük isyanda 673 bin Kırgız Türkü şehit düşmüş, 200 bini sürülmüş, 300 bin Türk’de kaçmak zorunda kalmıştır. Sovyet ihtilalinden sonra da Ruslar Ermenilerle takviyeli bir orduyu Kırgızların üzerine yollamışlar ve 1 Mayıs 1918’de bütün buraları da Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliğine dahil etmişlerdir[15].

 

              Kırgızistan hakkında şu bilgileri verebiliriz[16].

 

Resmi Adı              : Kırgızistan  Cumhuriyeti

Dili                        : Kırgızca

Başkent                 : Bişkek(600.000)

Cumhurbaşkanı      : Asker Akayev

Yüzölçümü : 198.500 km2

Nüfusu                   : 4.5 milyon

Para Birimi : Som

GSMH                  : 1.7 milyar $(1997)

Fert Başına Gelir    : 404 $(1997)

Enflasyon Oranı     : 14.7(1997)

İhracat(1997)        : 604 milyon $,             Türkiye’ye       : 7 milyon $

İthalat(1997)          : 675 milyon $,             Türkiye’den     : 49 milyon $

 

        Kırgızistan’ın hayvancılık ağırlıklı bir ekonomik yapısı vardır. 4000’den fazla bitki çeşidine sahiptir. Çok sayıda hidroelektrik santrali ile yılda 9.3 milyar Kwh. elektrik enerjisi üretilmektedir. Kırgızistan sınırlarındaki Tanrı dağlarında 10 milyon ton rezervli demir filizi bulunmaktadır. Bu dağların güneyinde civa, sürme ve altın yatakları da vardır. Fergana vadisinde petrol ve gaz yatakları mevcuttur. Kırgızistan kömür yatakları bakımından 31 milyon ton rezerv ile Orta Asya’da birinci sırada yer almaktadır[17].

            5- TÜRKMENİSTAN

 

      17. yüzyıla kadar değişik boylar altında bağımsız yaşayan Türkmenler, bu yıllarda Moğolların ve Kalmukların istilasına uğramışlardır. Daha çok İran tarafından saldırıya uğrayan Türkmenler, Rusların da büyük ilgi gösterdiği bir ülke olmuş,  Ruslarca Hazar kıyısındaki Kızıl-Su’nun stratejik açıdan mutlaka işgal edilmesi gerektiği bildirilmiştir. 1870 yılından itibaren Rus hücumlarına uğrayan Türkmenistan 1877-1878 Osmanlı-Rus savaşı süresince hücumdan ayrı tutulsa da, 2 Şubat 1879’da Ruslar Türkmenistan’ı işgal kararı vermişlerdir. 1881 yılında çarpışmalar sona erdiğinde Türkmenler 26.500 kişi şehit vermişlerdir[18]. Sovyet ihtilalinden sonra da bağımsızlık için direnen Türkmenler, 1924 yılında Türkmen Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti kurulmuş olmasına rağmen 1931 yılına kadar Rusları uğraştırmış ancak 1927 yılında Ruslarla yaptığı son savaşı da kaybeden Cüneyt Han’ın ayrılması ile tamamıyla Sovyet hakimiyetinde kalmışlardır[19].

 

       Türkmenistan hakkında şu bilgiler verilebilir[20].

 

Resmi Adı              : Türkmenistan Cumhuriyeti

Dili                        : Türkmence

Başkent                 : Aşkabat(500.000)

Cumhurbaşkanı      : Saparmurat Türkmenbaşı

Yüzölçümü : 488.100 km2

Nüfusu                   : 4,6 milyon

Para Birimi : Manat

GSMH                  : 3.9 Milyar $(1995)

Kişibaşına Gelir      : 920 $(1995)

Enflasyon Oranı     : %14.5(1997)

İhracat(1997)        : 751 milyon $, Türkiye’ye       : 73 milyon $

İthalat(1997)          : 118 milyon$, Türkiye’den     : 118 milyon $

 

            Türkmenistan ekonomisi köy ekonomisine dayanır. Üretimde pamukçuluk, bağcılık önemli bir yer tutar. Üretilen pamuğun ancak %1’i Türkmenistan’da işlenebilmektedir. Besicilik ve tarımsal ürünler yönünden zengindir. Yarım milyon hektar arazisi sulanabilmektedir. Kükürt, sodyum sülfat, sülfür, iyot, krom gibi maden yataklarına sahiptir. 1990 yılı rakamlarına göre yıllık 88 milyar m3. doğal gaz üretimi vardır. Petrol üretimi de yıllık 5.8 milyon ton gibi azımsanmayacak miktardadır[21]. 

            B- TÜRK MUHTAR CUMHURİYETLERİ ve AKRABA TOPLULUKLARI

              Rusya federasyonu içinde Türk muhtar cumhuriyetleri de bulunmaktadır. Başlıcalarını, Tataristan, Başkırdistan, Çuvaşistan, Yakut-Saha Muhtar Cumhuriyetleri, Dolgan-Mens Muhtar Bölgesi, Kabardin-Balkar, Tıva, Kırım-Tatar Muhtar Cumhuriyetleri, Havas, Gorno-Altay Muhtar Bölgesi, Dağıstan Muhtar Cumhuriyeti, Karaçay-Çerkes Muhtar Bölgesi, Çeçen-İnguş Muhtar Cumhuriyeti olarak sıralamak mümkündür.

 

              Bu cumhuriyetler de sahip oldukları yer altı kaynakları ile büyük bir zenginlik arzetmektedirler. Örneğin, Başkırdıstan ve Tataristan BDT içindeki petrolün %40’ının üretildiği ülkelerdir[22]. Sadece Tataristan’da yılda 100 milyon ton petrol üretilmektedir. Yakutistan 3.103.200 km2. yüzölçüme ve 1.2 milyon nüfusa sahiptir. Saha itibariyle Kazakistan’dan daha büyüktür. Uranyum, altın ve elmas-pırlanta rezervlerine sahiptir[23]. 

 

IV- ORTA ASYA TÜRK CUMHURİYETLERİ VE AKRABA TOPLULUKLARI İLE OLAN İLİŞKİLER

 

              Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ve Akraba Topluluklarının, Sovyetler Birliğinin  dağıldığı 1991 yılına kadar Türkiye Cumhuriyeti ile belli başlı bir ilişkileri olmamıştır. Buralar Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği içindeki ülkeler olarak kalmış, merkezi idare Moskova ile karşılıklı kültürel ve ekonomik ilişkiler çerçevesi dışında herhangi bir ilişki kurulmamış, kurulmasına da imkan bulunmamıştır.

 

              Sovyetler Birliğinin dağılmasını müteakip Türkiye, buralarda kurulan bağımsız Türk Cumhuriyetlerini ilk tanıyan ülke olmuş ve ihtiyaç duyacakları her konuda kendilerine yardım ve destek sözü vermiştir. Bugüne kadar da, Türkiye Cumhuriyeti bu coğrafyalarla yakın ilişkilerini sürdürmüş, eğitim alanında, ekonomik alanda, uluslararası ilişkiler alanında elinden gelen yardımı yapmıştır. Bu ilişkileri ayrı ayrı incelemek mümkündür. 

            A- EKONOMİK İLİŞKİLER

 

              Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile Türkiye hem tarihi,dini, kültürel yakınlıklar hem de ekonomik zorunluluklar nedeniyle ekonomik ilişkilerini geliştirmek durumundadır.

            1- EKONOMİK İLİŞKİLERİN GELİŞTİRİLMESİ MECBURİYETİ

 

              Bir ülkenin kaynaklarını harekete geçirerek üretim seviyesinin artması ve iktisaden kalkınması, piyasalarının büyümesine bağlıdır. Piyasaların genişleyip derinlik kazanması ekonominin prodüktivitesini, dolayısı ile büyüme hızını arttıracaktır[24]. ABD’de çok uluslu şirketlerin ortaya çıkması ve dünya devleri haline gelmeleri hep bu büyük pazar avantajları sayesinde olmuştur. AB’de büyük pazar avantajlarından yararlanmak amacıyla ilk birlikteliklerini oluşturmuşlardır[25].

 

              Türk cumhuriyetleri bugünkü üretim imkanları dikkate alındığında, büyük imkanlara sahip oldukları ham petrol, doğal gaz, endüstriyel hammaddeler yanında sınırlı sayıda sanayi ürünleri ihraç edebilecek durumdadırlar. İthal etmek ihtiyacında oldukları ürünler ise başta temel besin maddeleri olmak üzere genel olarak tüketim mallarıdır.

 

              Türkiye ile Türk Cumhuriyetlerinin ekonomileri, üretim yapıları, ihracat potansiyelleri ve ithal etmek istedikleri maddeler bakımından kıyaslandığında birbirlerini tamamladıkları görülmektedir. Türk Cumhuriyetleri ve Türkçe konuşan topluluklar düşünüldüğünde, Adriyatik’ten Çin seddine yaklaşık 11 milyon km2.’lik sahada, 200 milyon nüfusu[26] barındıran, 20’ye yakın Türk lehçesinin konuşulduğu, 20’ye yakın Türk boyunun yaşadığı bir coğrafya akla gelir. Sadece bağımsız Türk Cumhuriyetleri yaklaşık 2 milyon km2. toprak ve 58 milyon nüfusa sahiptir. Ayrıca Türkiye, dünyadaki ispatlanmış doğal gaz rezervlerinin yaklaşık %40’ına, petrol rezervlerinin ise %67’sine sahip olan Orta Doğu ve Orta Asya ile bu ürünlerin en büyük talep edicisi batı ülkeleri arasında doğal bir köprü konumundadır[27].

 

              Ticari ilişkilerin yanında teknolojik işbirliği konusunda da Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri arasında büyük bir işbirliği potansiyeli bulunmaktadır. Türkiye ulaştığı sanayileşme seviyesi yanında, sahip olduğu nitelikli insan gücü, teknolojik bilgi birikimi, piyasa ekonomisi ve uluslararası ilişkilerde kazandığı tecrübesiyle[28], Türk Cumhuriyetlerine çeşitli alanlarda teknik yardımda ve teknoloji ihracında bulunabilecek durumdadır. Türkiye’nin 185 dünya devleti içerisinde nüfus açısından 16’ncı, toprak büyüklüğü bakımından 32’nci, gayri safi milli gelir açısından 20’nci oluşu ile, ihracatının %90’ının sanayi ürünleri oluşturan, dünyanın en hızlı gelişen 10 ülke arasındaki yeri ile[29] bu ülkelere öncülük edebilecek bir konumdadır.

 

              Türk Cumhuriyetleri ile olan ekonomik ilişkilerimiz 1997 yıl sonu itibariyle Tablo:1’de gösterilmektedir.

 

              Bunun dışında Türk özel sektörünün de bu ülkelerde önemli yatırımları bulunmakta, küçük çaptaki ticari işletmeler yerlerini üretime dönük büyük yatırım kuruluşlarına bırakmaktadır.

 

 

 

 

Tablo:1

Türkiye’nin Ülke Grupları İtibariyle Dış Ticareti (1997)

 

 

 

 

İhracat(Milyon $)

İthalat(Milyon $)

Ülke      

İhracat Miktarı

Ülke      

İthalat Miktarı

OECD Ülkeleri

15.021.8

OECD Ülkeleri

9.382.8

İslam Ülkeleri

3.526.5

İslam Ülkeleri  

4.935.0

Diğer Avrupa Ülk

1.415.3

Diğer Avrupa Ülk.

1.306.3

Rusya Fed.     

2.056.5

Rusya Fed.     

2.167.4

Türk Cumhr.   

1.088.6

Türk Cumhr.   

401.1

Rusyadaki Diğer

367.0

Rusyadaki Diğer

1.035.5

Diğer Ülkeler

2.769.0

Diğer Ülkeler  

5.332.3

TOPLAM      

26.244.7         

TOPLAM

48.585.1

Kaynak:  İ.T.O. Aylık Ekonomik Veriler, Ağustos-1998, s.35.                                              

                                              

            2- TÜRKİYE’NİN ORTA ASYA’YA YÖNELİK EKONOMİK                            YARDIMLARI

 

              Türkiye Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinin bağımsızlıklarını ilk tanıyan ve yardımlarına ilk koşan ülkedir. Bu yardımların yeterli düzeyde olup olmadığı tartışılsa bile, Türkiye ekonomisinin içinde bulunduğu sorunları da göz ardı etmemek gerekmektedir.

 

              Türkiye 1992-1997 döneminde yaklaşık 1.8 milyar dolarlık dış yardım ve kredi desteği sağlamış olup bu yardımların yaklaşık %88’i yani 1.6 milyar doları Türk Cumhuriyetlerine tahsis edilmiştir. Geriye kalan %12’si de KEİ ülkeleri ile Afrika ülkelerine ayrılmıştır[30].

            3- ORTA ASYA’DAKİ TÜRK YATIRIMLARI

 

            1980-1990 döneminde daha çok Ortadoğu, Kuzey Afrika ve Arap ülkelerinden iş alan Türk müteahhitleri 1990’lı yıllardan sonra daha çok eski Sovyetler Birliği(SB) ülkelerine yönelmişlerdir. Nitekim 1990-1997 döneminde Türk müteahhitlerinin yurt dışından aldıkları iş miktarı 13.6 milyar dolar olup, bu miktarın 9.4 milyar doları eski SB ülkelerinden olmuştur. Türk müteahhitlerinin aldıkları işin dağılımı ise Tablo:2’de gösterilmektedir.

 

                Tablo:2’den de görüldüğü gibi, 6 milyar doları Rusya Federasyonu içinde olmakla birlikte alınmış olan toplam 9.4 milyar dolarlık işin 6.2 milyar dolarlık kısmı  tamamlamış bulunmaktadırlar. Bütün eski SB ülkelerinin çok ehemmiyet verdikleri Moskova’daki Başkanlık Sarayı(Ak Ev)’in restorasyonunun bir Türk firmasına verilmesi Orta Asya Türk topluluklarında haklı bir gurur hissi de uyandırmıştır.  Bunun dışındaki hemen, hemen tüm küçük-büyük taahhüt ve imar işlerinde Türk firmaları bu topraklarda önemli projelere imza atmaktadırlar.

 

 

Tablo:2

Türk Müteahhitlerinin Rusya Federasyonu ile Türk Cumhuriyetlerinden Aldıkları İşlerin Tutarı ve Adedi(Ekim/1997 İtibariyle)

ÜLKELER

Toplam İş Adedi

İşin Tutarı

(Milyon $)

Tamamlanan İş (Milyon $)

Devam Eden İş (Milyon $)

Eski Sovyetler Birliği

424

9416.3

6203.6

3213.2

Rusya Federasyonu

244

6019.1

4121.4

1897.8

Türk Cumhuriyetleri

146

2606.3

1433.1

1173.2

-Azerbaycan

23

499.3

81.3

418.3

-Kazakistan

45

824.2

512.8

311.4

-Kırgızistan

3

83.8

36.0

47.8

-Türkmenistan

51

577.9

404.6

173.3

-Özbekistan

24

621.1

398.4

222.7

Kaynak: Türk Müteahhitler Birliği ve Uluslararası Müteahhitler Birliği Verileri, Haziran 1998’den Naklen: Çarıkçı, a.g.m., s.5.

 

 

            Türkiye bölge ülkelerinin ihtiyaç duydukları malları Türkiye’den alabilmeleri için ihracat kredileri, Türk firmalarının o ülkelerdeki yatırımlarını finanse etmek için de proje kredileri vermektedir. Bu şekilde verilen kredileri Tablo:3’de görmek mümkündür.

 

Tablo:3

Orta Asya Türk Cumhuriyetlerine Yönelik Türk-Eximbank Kredileri

(Ocak-1999 Tarihi İtibariyle) (Milyon $)

Ülkeler

Tahsis Edilen Toplam Kredi Limitleri

Azerbaycan

250

Kazakistan

240

Özbekistan

375

Kırgızistan

75

Türkmenistan

163

Rusya Federasyonu

1.150

Kaynak: Türk Eximbank, Dış Ticaretin Finansmanında 10 Yıl, Ankara, Türk Eximbank Yayınları, 1998, s.44 ve Türk Eximbank’ın 12.2.1999 Tarihli Faks Metni.

 

            Tablo:3’den de görüldüğü gibi Türkiye sadece bağımsız Türk Cumhuriyetlerindeki Türk yatırımlarını ve ihracatını değil, Rusya Federasyonu içindeki Türk yatırımlarını ve ihracatını da kredilendirmektedir. Bu kredilendirmeler  her ne kadar istenilen düzeyde olmasa da, bu ülkelerdeki Türkiye’li yatırımcılara ilave imkanlar sunmaktadır.

  4- ORTA ASYA TÜRK CUMHURİYETLERİNE YÖNELİK İKTİSADİ      KURULUŞLAR

 

            Türk Cumhuriyetleri ile olan ilişkilerimizin daha düzenli ve verimli çerçevede yürütülebilmesi için teşebbüs edilen Karadeniz Ekonomik İşbirliği Teşkilatı(KEİ) 1992 yılında resmen kurulmuştur. Ancak bu teşkilat ile ilgili çalışmalar 1990 yılında başlamış, değişik ülkelerde yapılan toplantılarla konu olgunlaştırılmıştır.  KEİ  Zirve deklarasyonu, 25 Haziran 1992 günü İstanbul’da yapılan Zirve Toplantısı ile,  Arnavutluk, Ermenistan, Azerbaycan, Bulgaristan, Gürcistan, Yunanistan, Moldova, Romanya, Rusya Federasyonu, Türkiye ve Ukrayna’nın devlet veya hükümet başkanlarınca imzalanarak resmen yürürlüğe girmiştir[31].

 

                        KEİ, Türkiye’nin fikir öncülüğünü yaptığı, bölgedeki siyasal ve ekonomik şartların zorluğuna rağmen devlet veya hükümet başkanlarının imzalarıyla kurulmasını ve işlerlik kazanmasını sağladığı, ilk iki dönem de başkanlığını ve sekreterya hizmetlerini yürüttüğü bir ekonomik kuruluştur. KEİ kuruluşundan sonraki zaman içerisinde yapılanmasını büyük ölçüde tamamlamış ve çeşitli işbirliği alanlarında çalışma araçlarını oluşturmuştur. Kurumsal yapıda yapılan düzenlemeler sonucu Karadeniz Ticaret ve Kalkınma Bankası ile Parlamenterler Asamblesinin kurulmuş olması, KEİ’in kendine has gruplaşmaya yönelik çalışmalarını sürdürdüğünü göstermektedir. KEİ ülkelerinin dünyanın toplam ihracatındaki payının %1.6, ithalatındaki payının %2.2 olması[32], dünya ekonomisinde düşük bir potansiyel olarak görülse bile, bu ülkelerin sahip oldukları iç pazar potansiyeli birlik içindeki her ülke ve özellikle Türkiye için yararlı özellikler taşımaktadır. 20 milyon km2 lik KEİ havzasında yaklaşık 325 milyon insan yaşamaktadır[33]. Bu büyüklük hem Türkiye’nin hem de diğer üye ülkelerin önüne yeni ufuklar açmaktadır.

            B- SOSYAL VE KÜLTÜREL İLİŞKİLER

 

            Türkiye, Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile uzun yıllar ihmal ettiği veya gerçekleştiremediği sosyal ve kültürel ilişkilerini bu cumhuriyetlerin bağımsızlıklarını kazanmaları ile geliştirmeye başlamıştır. Bölge ile dil, din ve kültürel bağları olan Türkiye’nin, doğal görevi de bu olmaktadır. Yabancı bilim adamları bile, Türkiye’nin dil ve kültür yönü ile bölge için kültürel çekim merkezi olduğunu belirtmektedirler[34].

 

            İlk olarak eğitim alanında büyük bir işbirliğine gidilmiş ve Türk devlet ve topluluklarından yaklaşık 10 bin öğrenci Türkiye’de eğitime alınmıştır. Tablo:4’de  ayrıntıları verildiği üzere bu sayıda öğrencinin, eğitim, barınma ve burslarının tahsisi Türkiye tarafından üstlenilmiştir. Bu teşebbüsün Türkiye’ye  yıllık maliyeti yaklaşık 100 milyon dolardır[35].

Tablo:4

1996-1997 Öğretim Yılında Türk Cumhuriyetleri ve Topluluklarından

Gelip Türkiye’de Okuyan Öğrenci Sayıları(Şubat/1997 İtibariyle)

Ülkeler ve Bölgeler

Orta Öğretim

Tömer Dil Kursu

Ön Lisans

Lisans

Yüksek Lisans

Doktora

Toplam

Azerbaycan

16

110

159

1495

12

1

1793

Kazakistan

7

126

157

826

33

29

1178

Kırgızistan

29

59

147

500

28

41

804

Özbekistan

-

29

61

324

23

1

438

Türkmenistan

349

147

677

1031

11

11

2226

Diğer Asya

20

232

312

1079

65

2

1710

Balkanlar

116

243

110

913

14

-

1396

Genel Toplam

537

946

1623

6168

186

85

9545

Kaynak: Milli Eğitim Bakanlığı Dokümanı, Nisan-1997’den Naklen:Çarıkçı, a.g.m.,s.4.

 

                Türk dünyasından Türkiye’ye eğitim ve öğretim için gelen öğrencilerin yanında, Türk dünyasına okumaya ve araştırmaya giden Türkiyeli öğrenciler de bulunmaktadır. Bu ülkelerde açılan Türk okullarında okuyan ilgili ülke vatandaşı öğrenciler de düşünüldüğünde Türkiye ile Türk dünyası arasındaki kültür köprülerinin kurulmasında büyük adımlar atıldığı anlaşılmaktadır. Türk dünyasında 156 özel ve 12 resmi Türk okulu bulunmakta ve bunlarda yaklaşık 28 bin öğrenci eğitim almaktadır[36].

V- ORTA ASYA TÜRK CUMHURİYETLERİNDE YABANCI             YATIRIMLAR

 

            Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra, bölge ülkelerinin ekonomik, siyasi ve kültürel hayatları değişik ülkelerce etkilenmeye çalışılmaktadır. Türkiye’nin bölge ile tarihsel, dini ve etnik yakınlıktan gelen  ilgisinin yanı sıra, Rusya, Çin, İran, İsrail, Avrupa ve Amerika da bölgede nüfuz kurmak çabasında bulunmaktadır[37].

A-ÜÇÜNCÜ ÜLKELERİN ORTA ASYA TÜRK CUMHURİYETLERİNDEKİ EKONOMİK YATIRIMLARI

 

            Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile tarihsel ilişki içinde  olan önemli bir güç Çin’dir. Eski Sovyetler Birliği döneminde bölge ile ilişkisi Moskova’ya bağlı olan Çin, bu ülke ile olan rekabeti sebebiyle bölgeye pek fazla girme imkanına sahip değildi. Ancak, Sovyetler Birliğinin dağılması ile birlikte Çin’in bölgeye olan ilgisi artmıştır[38]. Merkezi planlı ekonomiden serbest pazar ekonomisine geçen bu ülkeler için Çin bir model gibi de sunulmaktadır[39]. Çin’in eski Sovyet Cumhuriyetleri ile ticareti 1985 yılında 1.2 milyar dolar iken, 1991’de 6 milyar doları aşmıştır. Kazakistan’ın Çin ile olan ticareti 1992’de 360 milyon dolar iken, 1993’de 434 milyon dolara yükselmiştir. Çin ile uzun bir sınıra sahip olan Kazakistan, tüketim malları ithalatının yarısını Çin’den sağlamaktadır. Ayrıca 1991 yılında başlanan ve Kazakistan ile Çin’i birbirine bağlayacak olan bir demiryolu projesi de hayata geçmiş bulunmaktadır[40].

 

            Kırgızistan için de benzer gelişmeler söz konusudur. Çin, Kırgızistan’ın Naryn şehrinde bir serbest ticaret bölgesi kurmuştur. Çinliler özellikle başkent Bişkek’te önemli miktarda emlak satın almaktadırlar. Kırgızistan’da da her yer Çin tüketim malları ile doldurulmuştur[41].

 

            Batı dünyası eski SB ülkeleri ile bu sisteme politik olarak bağlı olan  Balkan ülkelerine gelecek ülke yatırımlarını desteklemek için çeşitli kaynaklar kullanmaktadırlar. Bu ülkelerdeki KOBİ yatırımlarında “risk sermayesi yatırım şirketleri” yolu ile sermayeye iştirak ederek destek vermektedir. Ayrıca Avrupa Kalkınma Bankası(EBRD) ve Dünya Bankasının bir finans kuruluşu olan IFC, prensip itibariyle bu ülkelere 5 milyon ECU üstünde kredi vermektedir. Risk sermayesi şirketleri ise, 5 milyon ABD dolarına kadar finansman ihtiyacı  olan firmalara finans desteği sağlamaktadır[42]. Sadece Avrupa Yatırım Bankasının 1997 yılı itibariyle Doğu Avrupa ülkelerine açtığı kredi miktarı 5 milyar 676 milyon ECU’yu bulmuştur[43].  Bu ülkelere 1989-1997 yılları arasında yapılan toplam yabancı sermaye yatırımı 41 milyar dolar olurken, aynı dönemde  Orta Asya ve bağımsız devletler topluluğu bölgelerine yapılan yatırım miktarı yaklaşık 20 milyar doları bulmaktadır[44].

 

Türk dünyasının önündeki en büyük problem Rus sömürüsünden kurtulup batı sömürgesine düşmektir. Bugün Kırgızistan’daki altın yataklarının işletmesi Amerikalılara verilmiştir. Azeri petrolü ile ilgili en büyük pay, Amerika ve diğer batılı şirketlere aittir. Kazakistan’ın zengin petrol kaynakları yine bir Amerikan firmasına bırakılmıştır. Japonya, Kore, Çin, v.b. bütün ülkeler buralarda büyük yatırımlarda bulunmaktadırlar[45].

 

Azerbaycan’daki yabancı sermaye yatırımları 1995 yılında 375 milyon$’dan 1996 yılında 620 milyon dolara, 1997 yılında ise 1 milyar 307 milyon dolara çıkmıştır. 1997 yılı rakamlarına göre yabancı yatırımlar içindeki %9.9’u Türkiye’ye ait iken, %7.4 oranı ile ABD ikinci sırayı almaktadır. Bunun dışında İran’dan Singapur’a bütün diğer devletlerin de yatırımları bulunmaktadır[46]. Bu ülkeye yapılan yabancı yatırımlar genelde petrolle ilişkili yatırımlardır ve yaklaşık Azerbaycan milli gelirinin %25’ine karşılık gelmektedir[47].

 

            Kazakistan’a yapılan yabancı yatırımlar 1992-1996 yıllarında 3.5 milyar dolar civarındadır. Yalnızca 1996 yılında yapılan yabancı yatırım miktarı 1.2 milyar dolardır. 1997 yılı girişleri ise 1 milyar dolar civarındadır. Ülkede kurulan 1800 yabancı şirketin 336’sı Çin, 124’ü ABD, 125’i Alman, 38’i Güney Kore, 36’sı İtalyan, 26’sı Avusturya şirketidir. 200 civarında da Türk şirketi bulunmaktadır[48]. Bir Fransız firması petrol rezervlerinden istifade edilmesi, ABD firması ise 60 yıllığına bu petrol sahasının geliştirilmesi konusunda anlaşma yapmıştır. Diğer bir uluslararası konsorsiyum da gelecek 10 yıllık gaz sahasında yatırım yapma anlaşması imzalamışlardır[49]. Yabancı yatırımlar genelde petrol ve gaz sektörlerinde yoğunlaşmışlardır. Çok az miktarda metalurji alanında da yatırım vardır[50].

 

Özbekistan’da 1997 itibariyle 1.1 milyar $ değerinde yabancı yatırım gerçekleşmiştir. Bu yatırımlarda daha ziyade Japon, Alman, ABD Eximbank kredileriyle kurulan Özbek-Amerikan projeleri ön sırada yer almaktadır[51]. 1994 yılı itibariyle yaklaşık 1000 yabancı sermayeli şirket kurulmuştur. Bu şirketler içinde de, %19 ile ilk pay ABD’ye aittir. İkinci sırada %15 ile Afganistan gelmektedir. Türkiye yabancı yatırım sıralamasında %7’lik bir paya sahip bulunmaktadır[52]. Bu ülkedeki yabancı firmalar sanayiden otomobile ve bilyadan elektronik’e kadar yaygın bir sahada faaliyet göstermektedirler[53].

 

            1996 yılı başından itibaren Kırgızistan’a 487.7 milyon $’lık yabancı yatırım yapılmıştır. Bu yatırımlar da Dünya Bankası, Asya Kalkınma Bankası, Japon Hükümeti ve diğer uluslararası finans kuruluşlarınca finanse edilmişlerdir. Kırgızistan’a yapılan yatırımlarda en büyük pay %45 ile Kanada’ya aittir. ABD’nin %12, Çin’in ise %10’luk payı bulunmaktadır. Türkiye ise %20’lik pay ile ikinci sıradadır[54]. Kırgızistan’a yapılan yabancı yatırımların %80’den fazlası Kumtor’daki altın yatakları ile ilgili bulunmaktadır[55].

            Türkmenistan’da da 1997 yılı itibariyle 60 ülkeden 637 firma bulunmaktadır. Bu firmaların 178’i Türkiye, 82’si İran, 64’ü Rusya, 35’i ABD, 21’i Almanya kökenlidir[56]. Ancak yabancı firmaların büyük projeler yürüttükleri bilinmektedir. Çünkü, 1993 yılındaki toplam yabancı yatırımın %70’i(72 milyon $), sadece bir Arjantin gaz şirketince gerçekleştirilmiştir[57].

 

            B- SOSYO-KÜLTÜREL YATIRIMLAR

            Orta Asya Türk Cumhuriyetleri ile yakın geçmişteki birlikteliğini, bu ülkelerdeki eğitim altyapısının kendi kültürel kimliği ve dili çerçevesinde şekillenmesi avantajını kullanan Rusya’nın bölge ile çok yakın iletişimi bulunmaktadır. Rus televizyon kanalları yerel kanallardan daha fazla seyredilmekte, Rusça konusundaki geçmiş, Rusça çıkan gazete, dergi ve yayınların daha rahatlıkla takip edilebilmesini sağlamaktadır.

            Avrupa ve Amerika’nın da kendi dil ve kültürlerini yerleştirmeye yönelik büyük atılımları bulunmaktadır. Öncelikle, yabancı şirketlerin İngilizce bilen elaman istihdam etme beklentileri İngilizce’yi öğrenme konusunda tabii bir teşvik sağlamaktadır. Bunu kullanan batı ve Amerikan kökenli pek çok dernek, vakıf, misyoner teşkilatı, İngilizce kursu adı altında anaokullarından üniversitelere kadar, özel dershanelerden, kendi ülkelerine öğrenci taşımaya kadar değişik yollarla batı kültür ve değerlerini yerleştirmeye çalışmaktadırlar.

            Bunun yanında, özellikle Amerika’nın bölge ülkelerinde açtığı kolej ve Üniversiteler bulunmakta, İngiltere’de bu amaçla eğitim kuruluşları faaliyete sokmaktadır. 

         VI- SONUÇ

 

              Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonra Türkiye’nin önüne çok büyük ve önemli fırsatlar çıkmıştır. Çoğu ile kan bağı bulunan ve Türkiye’ye karşı büyük bir sevgi besleyen bu ülkelerin ihtiyaç duyduğu mal ve hizmetler Türkiye tarafından rahatlıkla karşılanabilecek durumda; Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu pek çok ham mal ise bu ülkelerde bolca bulunmaktadır. Kültürel yapısı, ekonomik ve siyasi  ihtiyaçları ile birbirine muhtaç olan ve uzun yılların hasretini birlikteliğe dönüştürmek isteyen samimi idarecilere sahip olan bu Cumhuriyetlerle Türkiye daha fazla ilişkide bulunmak durumundadır.

 

              Türk halkı ve yatırımcısı, bu ülkelerde kendi imkanları ile bir şeyler yapmaya çalışmakta, Türk devleti de kardeş coğrafyalarla olan ilgisini sıcak tutmaya gayret sarf etmektedir. Ancak, bugüne kadar yapılanlar yeterli olamamakta, Türk Cumhuriyetleri ile varolan ilişkileri daha da ileriye götürmek gerekmektedir. Aksi halde, Türkiye ve Türk Cumhuriyetlerinin önüne çıkan tarihi fırsat, şimdiden bu coğrafyanın önemini anlamakta ve oralarda büyük yatırımlar yapmakta olan Batılı ve Doğulu ülkelerce ortadan kaldırılabilecektir.  

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

YARARLANILAN KAYNAKLAR

 

1.       Bekar Olgan, “Çin ve Batı Türkistan”, Avrasya Dosyası Dergisi, Cilt:2, Sayı:2, Yaz-1995, s.47-52.

2.       Boydaş Suat, “Balkan ülkelerinde yatırım yapmak isteyen küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmanı konusunda öneriler”, Dünya Gazetesi, 28.1.1999.

3.       DPT, Küreselleşme Bölgesel Entegrasyonlar ve Türkiye(Değerlendirme Raporu), T.C. Başbakanlık DPT, Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Ankara, 1995.

4.       Çarıkçı Emin, “Türk Cumhuriyetlerinde Ekonomik Gelişmeler ve Türkiye’nin Rolü”, Bilig Dergisi, Sayı:7, Güz-1998, s.1-5.

5.       Gençler Ayhan, “Küreselleşmenin bir alt sistemi olarak bölgeselleşme sürecinde KEİB”, Dünya Gazetesi, 26.1.1996.

6.       Gömeç Saadettin, Türk Cumhuriyetleri Tarihi, Konya, Kömen Yayınları, 1996.

7.       Güçlü Sami - Ceylan Cengiz, “Değişen Uluslararası Dengeler Karşısında Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri Arasındaki İşbirliğini Geliştirmenin Önemi”, Çerçeve Dergisi, Yıl:4, Sayı:13, Ocak-Nisan 1995, s.44-48.

8.       EIB, European Investment Bank, 40 Years’ Activity, 1998.

9.       Ferman Murat, Türkmenistan İhracat Pazar Araştırması, İstanbul, İ.T.O. Yayını, No:1995-29.

10.   Fuller Graham, Turkey Faces East, 1992, s.36’dan Naklen, Bingöl Yılmaz, “Sovyet Sonrası Orta Asya Karşısında Türkiye’nin Politikası Fırsatlar ve Çözülmesi Gereken Meseleler”, Avrasya Etüdleri Dergisi, Sayı:14, Yaz-Sonbahar 1998, s.2-17.

11.   İ.T.O. Aylık Ekonomik Veriler, Ağustos-1998.

12.   Karayalçın Yaşar, Sistemler ve Hukuk Açısından Büyük İşletme, Ankara, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları No:170, 1985. 

13.   Kazakhstan, IMF Economic Reviews-18, Washington, April-1995.

14.   Melet Yasmin, “China’s political and economic relations with Kazakhstan and Kyrgyzstan”, Central Asian Survey, Volume:17, Number:2, June-1998, s.229-252.

15.   Mumcu Zehra, Özbekistan İhracat Pazar Araştırması, İstanbul, İ.T.O. Yayınları, No:1995-35.

16.   Pala Cenk, Engür Emre, “Kafkasya Petrolleri, 21. Yüzyılın Eşiğinde Hazar Havzası ve Türkiye”, İşletme ve Finans Dergisi, Sayı:152, s.21-38.

17.   Saray Mehmet, Türkmen Tarihi, Yeni Türk Cumhuriyetleri Serisi-5, İstanbul, Nesil Matbaacılık ve Yayıncılık, 1993.

18.   TİKA, Avrasya Dosyası, Azerbaycan Özel Sayısı, Sayı:103, Temmuz’98/2.

19.   TİKA, Avrasya Dosyası, Kazakistan Özel Sayısı, Sayı:90, Ocak 1998/1.

20.    TİKA, Avrasya Dosyası, Kırgısiztan Özel Sayısı, Temmuz-1997.

21.    TİKA, Avrasya Dosyası, Özbekistan Özel Sayısı, Sayı:109, Ekim’98/2.

22.    TİKA, Avrasya Dosyası, Türkmenistan Özel Sayısı, Sayı:87, Kasım-1997/2.

23.   TİKA Avrasya-Türk Cumhuriyetleri Haritası, 1998.

24.    Türk Eximbank, Dış Ticaretin Finansmanında 10 Yıl, Ankara, Türk Eximbank Yayınları.1998.

25.   Uludağ İlhan - Mehmedov Salih, Sovyetler Birliği Sonrası Bağımsız Türk Cumhuriyetleri ve Türk Gruplarının Sosyo Ekonomik Analizi Türkiye ile İlişkiler, Ankara, TOBB Yayınları No:249, 1992.

26.   Uludağ İlhan - Serin Vildan, SSCB’ndeki Türk Cumhuriyetlerinin Sosyo-Ekonomik Analizleri ve Türkiye ile İlişkileri, İ.T.O. Yayın No:1990-22.

27.   Uludağ Ramazan, “Türkiye’yi Büyüten Cumhuriyet”, Dünya Gazetesi, 6.11.1998.

28.   UN, World Economic and Social Survey, 1998, United Nations, New York, 1998.

29.   Zaim Sabahattin, Türk ve İslam Dünyasının Yeniden Yapılanması, İstanbul, Yeni Asya Yayınları, 1993.

 



[1] İlhan Uludağ-Vildan Serin, SSCB’ndeki Türk Cumhuriyetlerinin Sosyo-Ekonomik Analizleri ve Türkiye ile İlişkileri, İ.T.O. Yayın No:1990-22, s.41.

[2] Saadettin Gömeç, Türk Cumhuriyetleri Tarihi, Konya, Kömen Yayınları, 1996, s.34-36.

[3] Avrasya Dosyası, Azerbaycan Özel Sayısı, Sayı:103, Temmuz’98/2.

[4] İlhan Uludağ-Salih Mehmedov, Sovyetler Birliği Sonrası Bağımsız Türk Cumhuriyetleri ve Türk Gruplarının Sosyo Ekonomik Analizi Türkiye ile İlişkiler, Ankara, TOBB Yayınları No:249, 1992, s.268-269.

[5] Cenk Pala, Emre Engür, “Kafkasya Petrolleri, 21. Yüzyılın Eşiğinde Hazar Havzası ve Türkiye”, İşletme ve Finans Dergisi, Sayı:152, s.23.

[6] Gömeç, a.g.e., s.75-80

[7] Avrasya Dosyası, Kazakistan Özel Sayısı, Sayı:90, Ocak 1998/1 ve TİKA Avrasya Türk Cumhuriyetleri Haritası.

[8] İlhan Uludağ-Salih Mehmedov, a.g.e., s.284 ve 287.

[9] Kazakhstan, IMF Economic Reviews-18, Washington, April-1995, s.33.

[10]Gömeç, a.g.e., s.140-145.

[11] Gömeç, a.g.e., s.147.

[12] Avrasya Dosyası, Özbekistan Özel Sayısı, Sayı:109, Ekim’98/2 ve TİKA Avrasya-Türk Cumhuriyetleri Haritası.

[13] Küreselleşme Bölgesel Entegrasyonlar ve Türkiye(Değerlendirme Raporu), T.C. Başbakanlık DPT  Yedinci Beş Yıllık Kalkınma Planı Özel İhtisas Komisyonu Raporu, Ankara, 1995, s.158.

[14] İlhan Uludağ-Salih Mehmedov, a.g.e.,s.307.

[15] Gömeç, a.g.e., s.113-124.

[16] Avrasya Dosyası, Kırgısiztan Özel Sayısı, Temmuz-1997 ve TİKA Avrasya-Türk Cumhuriyetleri Haritası.

[17] İlhan Uludağ-Salih Mehmedov, a.g.e., s.322.

[18] Gömeç, a.g.e., s.168-174.

[19] Mehmet Saray, Türkmen Tarihi, Yeni Türk Cumhuriyetleri Serisi-5, İstanbul, Nesil Matbaacılık ve Yayıncılık, 1993, s.39.

[20] Avrasya Dosyası, Türkmenistan Özel Sayısı, Sayı:87, Kasım-1997/2 ve TİKA Avrasya-Türk Cumhuriyetleri Haritası.

[21] İlhan Uludağ-Salih Mehmedov, a.g.e., s.318.

[22] Sabahattin Zaim, Türk ve İslam Dünyasının Yeniden Yapılanması, İstanbul, Yeni Asya Yayınları, 1993, s.30.

[23] Sabahattin Zaim, a.g.e.,s.78-80.

[24] Sami Güçlü-Cengiz Ceylan, “Değişen Uluslararası Dengeler Karşısında Türkiye ile Türk Cumhuriyetleri Arasındaki İşbirliğini Geliştirmenin Önemi”, Çerçeve Dergisi, Yıl:4, Sayı:13, Ocak-Nisan 1995, s.44.

[25] Yaşar Karayalçın, Sistemler ve Hukuk Açısından Büyük İşletme, Ankara, Banka ve Ticaret Hukuku Araştırma Enstitüsü Yayınları No:170, 1985, s., 

[26] İlhan Uludağ-Vildan Serin, a.g.e., giriş.

[27] Cenk Pala, Emre Engür, a.g.m., s.35,

[28] Sami Güçlü- Cengiz Ceylan, a.g.m., s.45.

[29] Ramazan Uludağ, “Türkiye’yi Büyüten Cumhuriyet”, Dünya Gazetesi, 6.11.1998, s.13.

[30] Emin Çarıkçı, “Türk Cumhuriyetlerinde Ekonomik Gelişmeler ve Türkiye’nin Rolü”, Bilig Dergisi, Sayı:7, Güz-1998, s.4.

[31] Küreselleşme ..., a.g.e., s.130.

[32] Ayhan Gençler, “Küreselleşmenin bir alt sistemi olarak bölgeselleşme sürecinde KEİB”, Dünya Gazetesi, 26.1.1996, s.6.

[33] Küreselleşme ..., a.g.e., s.132.

[34] Graham Fuller, Turkey Faces East, 1992, s.36’dan Naklen, Yılmaz Bingöl, “Sovyet Sonrası Orta Asya Karşısında Türkiye’nin Politikası Fırsatlar ve Çözülmesi Gereken Meseleler”, Avrasya Etüdleri Dergisi, Sayı:14, Yaz-Sonbahar 1998, s.7.

[35] Çarıkçı, a.g.m., s.4.

[36] Çarıkçı, a.g.m.,s.4.

[37] Yılmaz Bingöl, a.g.m., s.3.

[38] Yasmin Melet, “China’s political and economic relations with Kazakhstan and Kyrgyzstan”, Central Asian Survey, Volume:17, Number:2, June-1998, s.229.

[39] Yasmin Melet, a.g.m., s.235.

[40] Yasmin Melet, a.g.m., aynı yerde.

[41] Olgan Bekar, “Çin ve Batı Türkistan”, Avrasya Dosyası Dergisi, Cilt:2, Sayı:2, Yaz-1995, s.49.

[42] Suat Boydaş, “Balkan ülkelerinde yatırım yapmak isteyen küçük ve orta ölçekli işletmelerin finansmanı konusunda öneriler”, Dünya Gazetesi, 28.1.1999, s.13.

[43] European Investment Bank, 40 Years’ Activity, s.28.

[44] World Economic and Social Survey, 1998, United Nations, New York, 1998, s.31.

[45] Sabahattin Zaim, a.g.e., s.,33-34.

[46] Avrasya Dosyası, Azerbaycan Özel Sayısı, a.g.b., s.6.

[47] World Economic and Social Survey, 1998, a.g.e.,s.30.

[48] Avrasya Dosyası, Kazakistan Özel Sayısı, a.g.b.,s.2-3.

[49] IMF Economic Reviews-18, a.g.e., s.33.

[50] World Economic and Social Survey, 1998, a.g.e.,  s.30.

[51] Avrasya Dosyası, Özbekistan Özel Sayısı, a.g.b., s.4.

[52] Zehra Mumcu, Özbekistan İhracat Pazar Araştırması, İstanbul, İ.T.O. Yayınları, No:1995-35, s.23-24.

[53] World Economic and Social Survey, 1998, a.g.e, s.31.

[54] Avrasya Dosyası, Kırgızistan Özel Sayısı, a.g.b.,s.3-5.

[55] World Economic and Social Survey, a.g.e., s..30.

[56] Avrasya Dosyası, Türkmenistan Özel Sayısı, a.g.b., s.5.

[57] Murat Ferman, Türkmenistan İhracat Pazar Araştırması, İstanbul, İ.T.O. Yayını, No:1995-29, s.38.