TÜRKİYE VE DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

TÜRKİYE VE DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

İLERİYE YÖNELİK BEKLENTİLER

 

Doç.Dr. Muhammet Akdiş

Pamukkale Üniversitesi

İkt. Ve İd. Bilm. Fak. Öğretim Üyesi

 

I-                  GİRİŞ

 

Türkiye ve dünya ekonomileri hızla gelişen globalleşme sürecini yaşamaktadır. Bu nedenle de dünyanın herhangi bir bölgesindeki ekonomik gelişmeler Türkiye’yi, Türkiye’deki gelişmeler de diğer ülkelerin ekonomilerini doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir.

Aşağıda, Türkiye ve dünya ekonomilerindeki gelişmeler ile ileriye yönelik beklentiler özetlenmeye çalışılacaktır.

 

II-               TÜRKİYE EKONOMİSİNDEKİ ÖNEMLİ GELİŞMELER

 

Ülkemiz piyasalarında gerek içinde bulunduğumuz siyasal-ekonomik-sosyal şartlar ve gerekse dünya ekonomilerinden kaynaklanan değişik gelişmeler yaşanmıştır. Bu gelişmeleri borsadaki ve diğer mal ve hizmet piyasalarındaki gelişmeler olarak aşağıdaki şekilde özetleyebiliriz:

 

1-      Borsadaki Gelişmeler:

 

·        İstanbul Menkul Kıymetler Borsası(İMKB) 1998 yılında umduğunu bulamadı. Güneydoğu Asya’da başlayan ve Rusya ile devam eden krize, iç siyasetteki belirsizliklerin de eklenmesi 1998’e 3451 puanla başlayan endeksi 854 puan düşürerek 2597 puana geriletti. Hisse senetleri ise geçen yıl itibariyle yaklaşık %25 oranında değer kaybetti.

·        Ekonomik kriz, siyasi belirsizlikler, kamunun iç borç yükleri de borsada dalgalanmalar meydana getirdi. Özellikle Brezilya’da meydana gelen kriz, dünya borsaları ile birlikte İMKB’sını da olumsuz etkiledi.

·        Ancak, özellikle son günlerde meydana gelen ekonomideki olumlu hava, faizlerin düşmesi, KOBİ desteklerinin artması ve yıllardır kanayan yara olan terör olaylarının elebaşının ele geçirilmesi, borsadaki kötümser bekleyişleri kırarak hisse senetlerine olan talebi canlandırdı.

 

2-      Mal ve Hizmet Piyasaları ve Ekonomik Kararlar:

 

·        Türkiye 1 Ocak tarihinden itibaren PAMK(Pan Avrupa Menşe Kümülasyonu) sistemine girdi.  PAMK alanı Avrupa coğrafyasındaki ülkeleri kapsıyor. Bununla ham maddeleri en ucuz yerlerden alıp kendi malı gibi satmak ve ticaret kolaylığı sağlamak amaçlanıyor. Bu şekilde ülkelerin birbirlerine menşe problemleri çıkarmalarını önleniyor.

·        Halk bankası KOBİ’lere desteğini arttırıyor. Şubat itibaren başlanan uygulama ile, acil destek kapsamındaki illerde kredi limiti 60 milyar, diğer yörelerde ise 50 milyar lira oldu. Esnaf kredileri ile teknoloji yenileme amaçlı krediler de yükseltildi.

·        DİE Ocak/1999 ayı enflasyon oranlarını açıkladı. Buna göre, Ocak ayında fiyatlar bir önceki aya göre toptanda %3.6, tüketici fiyatları ise %4.8 oranında arttı. Ocak’tan Ocak’a yıllık bazdaki artış ise toptanda %50, tüketici fiyatlarında ise %65.9 olarak gerçekleşti. Geçen yılın aynı dönemindeki artışlar toptanda %92.5, tüketici fiyatlarında ise %101.6 olmuştu.

·        İhracattaki düşüş hızlandı. Ocak ayındaki toplam ihracat rakamı 1 milyar 753 milyon dolar olarak gerçekleşti. Geçen yılın aynı ayındaki ihracat ise 2 milyar 53 milyon dolardı. 1998/Ocak ayı ile kıyaslandığında ihracattaki en büyük düşüş %122 ile zeytin ve zeytin yağındadır. Bunu %40.8 ile deri ve deri ürünleri takip ediyor. Tekstildeki düşüş ise %5.3’tür.

·        Türkiye’nin iç borç stokunun 1998 yılında bir önceki yıla göre %84.8 oranında artış göstererek 6 katrilyon 283.4 trilyondan, 11 katrilyon 612.9 trilyon liraya yükseldiği belirtildi.

·        AB ile gümrük birliği çerçevesinde parasal teşvikler aşamalı olarak ortadan kaldırılıyor. 1999 yılından itibaren ise yatırımlarda en büyük vergisel teşvik olan yatırım indirimi oranları %100’den %40’a düşürülüyor. 250 milyon dolara kadarki özel önem taşımayan yatırımlar için yeni alınacak teşvik belgelerine uygulanacak olan teşvik miktarı %40 olacak.

·        Rusya ile olan ticarette yeni ümitler oluştu. 17 Ağustos 1998’de Rusya’da patlak veren kriz dolayısı ile durdurulan Novorosisyk limanı ile İstanbul arasındaki yük ve yolcu taşıma gemi seferleri yeniden başladı. Ayrıca Nisan ayı başında açılacak olan Rusya-Türkiye Ticareti Geliştirme Merkezi de bu konudaki umutları besliyor.

·        Dünyanın önde gelen kredi değerlendirme kuruluşu olan Thomson Watch Türkiye’nin kredi notunu istikrarlı(BB)’den olumsuza(BB-) düşürdü. Kredi düşürülmesine yönelik en büyük sebep, Türkiye’nin bu yılın ilk çeyreğinde 16.7 milyar dolar iç ve 1.4 milyar dolar da dış borç ödemesi olmasına rağmen yüksek faiz baskısının devam etmesidir. Bunu takiben Standard and Poor’s da  Türkiye’nin uzun vadeli kredi notu görünümünü Pozitif’ten İstikrarlı’ya düşürdü.

·        Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Duff and Phelps(DCR) de Türkiye’nin kredi notunu düşürdü. Ancak, düşüşün TL cinsinden borçlanmalara dönük olması ve döviz cinsinden borçlanmaları kapsamaması ekonomi çevrelerinde önemli bir endişe doğurmadı.

·        1998 yılı bütçesinin 3.7 katrilyon lira açık verdiği açıklandı. 11.8 katrilyonluk gelire karşılık, 15.5 katrilyonluk harcamanın gerçekleştiği 1998 yılında, 6.1 katrilyon faiz ödemesi yapıldı. Bütçe faiz dışında 2.4 katrilyon fazla veriyor.

·        Türkiye’nin kamu açıklarını vergi yerine borçlanma ile kapatmasının devlete 107 misli daha pahalıya mal olduğu açıklandı. Yani 1998 yılı verilerine göre 100 liralık borçlanmanın maliyeti 110.5 TL. olurken, 100 liralık verginin maliyeti 1.17 TL.

·        Türkiye’nin en önemli ihraç pazarlarından Rusya’da yaşanan krize rağmen Mısır, Fas, Cezayir, İsrail gibi ülkelere olan ihracatta  %55 ile %147 oranlarında artışlar olduğu, Çin pazarının umut verici olduğu belirtildi.

·        Cumhurbaşkanı’nın Cezayir gezisi dolayısı ile Cezayir ile olan ilişkilerimiz gündeme geldi. Mısır’dan sonra Kuzey Afrika’nın en büyük pazarı olan Cezayir’de önümüzdeki yıllarda gerçekleştirilecek 12 milyar dolarlık yatırımda ABD ve AB’li ülkeler ön sırada yer alıyor. Türkiye’nin de tekstil, otomotiv yan sanayii, inşaat malzemeleri ve gıda sanayiinde bu ülkede yatırımlar yapabileceği belirtiliyor. Özellikle un ve irmik sahasında büyük yatırım açığı olduğu belirtiliyor.

·        Türkiye’nin tekstil ihracatının %71’ini AB ülkelerine yapmakta olduğu, ABD’ne yapılan tekstil ihracatının toplam tekstil ihracatı içinde %1.6 gibi bir paya sahip olduğu, halbuki ABD pazarının yaklaşık AB pazarına eşit bir büyüklüğe sahip olduğu belirtildi.

·        İhracatçılar talep olduğunu, üretim ve istihdamda bir sıkıntı olmadığını, ancak ihracat finansmanı bulmakta zorlandıklarını belirtiyorlar. Eximbank’ın son aylarda kilitlenmiş durumda olduğu, döviz kredisi taleplerinin 3 ay beklediği, TL. taleplerinde ise sıraya girildiği, sıkıntının bu noktada düğümlendiği ifade ediliyor.

·        Dünyadaki krizden en fazla etkilenen sektörlerin başında gelen deri sektörü, Uşak’ta 450’ye yakın fabrikanın kapanmasına, 11 bine yakın işçinin de işinden olmasına yol açtı.

·        Krizin Ege bölgesindeki boyutunun ise yaklaşık 50 bine yakın işsiz ve yatırımlarda ortalama %56’lık azalma olduğu açıklandı. Yatırımlardaki bir önceki yıla göre en büyük azalma %99 ile deri sektöründedir. Bu sektörü %92 ile dokuma, %90 ile mobilya, %83 ile giyim sektörü izlemektedir. 

·        1998 yılında 57 bin 377 şirket kurulduğu, bunlardan 51 bin 346’sının limited şirket olduğu belirtildi. Yeni kurulan tüm şirketlerin başlangıç sermayeleri toplamı ise 743 trilyon 603 milyar 851 milyon lira. Buna karşılık aynı yılda, 1003’ü limited olmak üzere 1584 şirket de kapandı.

 

III-             DÜNYA EKONOMİSİNDEKİ GELİŞMELER

 

Dünya ekonomileri de geçtiğimiz ayları özellikle Brezilya’dan kaynaklanan ve diğer Güney Amerika ekonomileri ile birlikte ABD ve batı ekonomilerine sıçrama riski taşıyan devalüasyon olayı ağırlıklı olarak geçirdiler. Bunun dışında şu gelişmeler de yaşandı:

·        Asya krizi sebebiyle dünyada 10 milyon kişinin işini kaybettiği bildirildi. Böylece dünya işsiz sayısı 150 milyon kişiye ulaştı. Tam gün iş bulamayanlar da ilave edildiğinde dünya işsiz sayısı 1 milyarı bulmaktadır.

·        Almanya’da sanayi üretiminin kasım ayında %2.3 oranında azalması, Alman ekonomisinde de düşüş eğiliminin işaretleri sayılıyor.

·        Brezilya’da devalüasyona karşı olduğu bildirilen Merkez Bankası Başkanı Gustavo Franco’nun istifası ve ardından para birimi Real’ın Dolara karşı  %8.5 oranında devalue edilmesinin etkileri bütün dünyada hissedildi. Bu gelişme ile Brezilya’dan yaklaşık ilk gün 1.2 milyar dolar, ikinci gün 1 milyar dolar, 3. gün ise 1.8 milyar dolarlıklık bir sermaye kaçışı olduğu tahmin ediliyor.

·        Brezilya’da enflasyon oranları yükselmeye başlıyor. Geçtiğimiz aydaki devalüasyonun ardından, Brezilya’nın dört yıllık süre ile istikrarlı seyreden fiyatlar genel düzeyi yükselmeye başladı. Geçen ayki yükselme oranı %0.5.

·        13 Ocak’ta patlak veren kriz ile para birimi Real’de %40 oranında değer kaybı yaşayan Brezilya ile IMF arasındaki görüşmelerin olumlu geçtiği, iki taraf arasındaki anlaşma noktalarının büyük oranda ortaya çıktığı açıklandı.

·        Brezilya krizi Paraguay’ı da vurdu. İhracatının yaklaşık yarısını Brezilya’ya yapan Latin Amerika’nın önde gelen ekonomilerinden Paraguay’ın kredi notu Standard and Poors tarafından düşürüldü.

·        Çin’in ekonomik büyümesi yavaşlıyor. 1997’de %8.8 olan büyüme hızı, 1998’de 7.8’e geriledi. 1999’da da küçülmenin devam etmesi bekleniyor.

·        Çin’in en büyük yatırım kuruluşlarından GITIC’in iflası sebebiyle Avrupalı Bankaların, Çin’den çıkmamakla birlikte, ülkedeki durumu daha dikkatli gözledikleri ve risk taşıyan kredileri geri çekmeye başladıkları bildiriliyor.

·        Çin’de ödeme güçlüğü içine giren Guangdong International Trust and Investment adlı büyük bir bankanın iflası istendi. Global krizin etkilerini gösterdiği Çin’de de kredi sıkıntısı ve iflasların sırada olduğu belirtiliyor. Ancak Çin merkez bankası başkanı, Çin parası Yuan’ın kesinlikle devalüe edilmeyeceğini açıkladı.

·        ABD’nin uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s Japonya’nın önde gelen üç bankası ile  Mazda motor firmasının kredi notunu düşürdü. Bunun yanında Japonya’nın 1998’deki işsizlik oranı bir önceki aya göre gerilemekle birlikte %4.1 olarak 1997 yılının %3.7 oranına göre %0.4 puan arttı.

·        Japonya’da 1998 yılında 19.171 şirketin iflas etmesi ile şirket iflaslarının ikinci dünya savaşından sonraki en yüksek seviyesine ulaştığı açıklandı. Bu şirketlerin bıraktıkları borç miktarı ise yaklaşık 126 milyar dolar.

·        Bulgaristan iki yıl süre ile uyguladığı ekonomik programın meyvelerini almaya başladı. Bu süre içerisinde enflasyon %622’den %1 düzeyine, işsizlik oranı da %17’den %10’a çekildi. 

·        Bulgaristan şimdi de para birimi Leva’dan sıfır atıyor. Son iki yıl içinde enflasyonu %1’e indiren Bulgaristan, şimdi de para reformuna hazırlanıyor. Paradan 3 sıfır atılması halinde l Leva=1 DM olacak.Dünya

·        Dünya petrol fiyatlarının gerilemesi, petrol üreticisi ülkelerin de ekonomik sıkıntıya girmelerine sebep oluyor. Dünyanın en büyük petrol üreticisi olan Suudi Arabistan son on yılın en düşük bütçesi olarak belirtilen 1999 bütçesinin 12.3 milyar dolar açık vereceğini açıkladı. Bu ülkelerin her alanda kısıntıya gitmeleri, buralara iş yapan firmaları da olumsuz etkileyerek sıkıntının yayılmasına yol açıyor.

·        Dünyadaki genel ekonomik durgunluk ve özellikle Asya’daki kriz Hollywood’u bile etkiledi. Sinema, televizyon ve reklam filmi çekimlerinin 1998 yılında bir önceki yıla göre  %4 oranında gerilediği belirtildi.

·        Dünyanın dev çok uluslu firmaları birleşmelerini sürdürüyorlar. Yılın ilk birleşme haberi Rothmans ile British American Tabacco adlı dünyanın 2. Ve 4. Sıradaki sigara üreticilerinden geldi. Cep telefonunda da İngiliz telefon şirketi Vorafone, ABD’nin ikinci büyük cep telefonu firması AirTouch’u satın alarak bünyesine katıyor. 

·        Ayrı bir birleşme haberi de savunma sanayii ile ilgili. British Aerospace-General Electric’in Merconi şirketi ile oluşacak 25.8 milyar dolarlık şirket Boing, Lockheed gibi şirketlerin karşısına büyük bir rakip olarak çıkacak.

·        Ticaret savaş dinlemiyor. Azerbaycan ile Ermenistan’ın aralarındaki savaş ve düşmanlıklara rağmen Gürcistan aracılığı ile aralarındaki ticareti sürdürdükleri, resmi ithalat-ihracat rakamlarının yayınlanması ile ortaya çıktı.

·        Dünya ekonomisini 1999 yılında bekleyen en önemli ekonomik riskler şöyle sıralanıyor:

1.      Batılı sermaye piyasalarının yeni bir toplu çöküşe konu olmaları,

2.      Japon ekonomisindeki durgunluğun daha da derinleşmesi,

3.      Dolar, euro ve yen arasındaki dengesizliklerin artması,

4.      Gelişmekte olan ülkelere sağlanan finansmandaki mevcut tıkanıklığın devamı,

5.      Korumacılık eğilimlerinin daha da yoğunlaşması,

 

IV-             EKONOMİLERDE İLERİYE YÖNELİK BEKLEYİŞLER

 

Dünya ve Türkiye ekonomisinde sorunlar her dönemde vardır. Ancak, sorunların  devam edip etmeyeceği konusundaki bekleyişler yatırımcı ve tüketici kararlarında en önemli etkendir. İleriye yönelik bekleyişler konusundaki gelişmeleri de şöylece özetlemek mümkündür:

·        Maliye Bakanı devalüasyona gerek olmadığını, bulunacak 15-20 milyar dolarlık borçla 1999 yılının sıkıntısız geçirileceğini açıkladı.

·        IMF heyeti Türkiye’yi güven verici ve başarılı bulduğunu ilan etti. Global krize rağmen Türkiye’nin gösterdiği ekonomik performans, enflasyon hedeflerindeki düşüklük, uluslararası rezervlerdeki yeterlilik, IMF ile parasal kaynaklı yeni bir anlaşmanın yolunu açtı. Bu anlaşmanın seçimlerden sonra yürürlüğe girmesi bekleniyor.

·        Dünyanın önde gelen gazetelerinden International Herald Tribün’de Stephan Kinzer imzası ile yayınlanan bir yazıda, “...bir zamanların mahcup Türkiye’sinin dışarıda dalgalar yarattığı,  zayıf siyasi sistemine rağmen güçlü bir ekonomiye sahip olduğu..” belirtildi.

·        Türkiye’nin 1980-1996 arasında ihracatını 3 milyar 621 milyon dolardan, 45 milyar 354 milyon dolara çıkararak 12.5 kat arttırdığı ve bu süreçteki ihracat artışında dünyada birinci olduğu açıklanmıştır. Ülkemizi 9 kat artışla Tayland, 7.2 kat artışla Çin ve 7.1 kat artışla G.Kore izlemektedir.

·        Son zamanlarda yapılan çalışmalarda Türkiye’nin 400-500 milyar dolarlık bir iç pazara sahip olduğu, dünya bankası verilerine göre de SPG(satın alma gücü paritesi)ne göre fert başına milli gelirinin 6300 dolar civarında bulunduğu, batı bölgelerinde bu rakamın 15 bin dolara kadar yükseldiği açıklandı.    

·        Türkiye’nin uluslararası rezervlerinin geçen yıl 4 milyar 586 milyon dolar artış göstererek 1997 sonu itibariyle 31 milyar 754 milyon dolara yükseldiği açıklandı. 

·        Yurtdışında yaşayan Türk vatandaşlarının sayısı 3 milyon 600 bine yaklaştı. Bunların yaklaşık 500 bini çifte vatandaşlık hakkına sahip.  Bu vatandaşlarımızın en çoğu 2 milyon 107 bin ile Almanya’da bulunuyor. Avrupa’daki Türk girişimci sayısı 62 bini aştı. Bu sayının 2000 yılında 100 bine ulaşması bekleniyor. Bu işletmelerde çalıştırılan işçi sayısı ise 257 bin civarında. Bu durumun Türkiye ekonomisi açısından bir açılım yolu olabileceği ifade ediliyor.

·        Ekonomide Rusya krizi ile başlayan belirsizliklerin yerini nisbi rahatlamaya bıraktığı, bankalardaki Türk Lirası mevduat hesaplarında eylül ayında başlayan artışların aralık ayında da sürdüğü ve Türk Lirasından kaçışın olmadığı açıklandı.

·        Geçtiğimiz günlerde Mısır ile yapılan Serbest Ticaret Anlaşması müzakereleri, Cumhurbaşkanı’nın Cezayir ziyareti, Türk işadamlarının Afrika pazarını keşfetmelerine sebep oluyor. Yeni yapılan anlaşmalarla Türkiye’nin önüne, Güney ve Doğu Afrika ülkelerini de içine alan 19 ülkeden oluşan 300 milyon nüfusluk bir pazar açılıyor.  Tekstil ihracatında da Afrika ve Doğu Avrupa pazarlarının büyük potansiyel olduğu belirtiliyor.

·        Bankacılık sistemini disiplin altına alacak, yüksek faiz veren bankalardaki devlet güvencesini sınırlandırarak yüksek faizi riskli hale getirecek ve böylece faiz oranlarında düşmeye yol açabilecek, dış kredi temini ve daha düşük maliyetli borçlanma açısından yeni kolaylıklar getirecek Bankalar Yasası kanunlaşamadı. Bu yasa çıkana kadar bu konularda başka düzenlemelerin yürürlüğe konulabilmesi gerekli olacak. 

·        Almanya’nın ikinci büyük bankası Hypovereinsbank’ın Genel Müdür Yardımcısı Dr. Klaus M. Wagner, Türkiye’de kamu bankalarının finans sektöründe haksız rekabet ortamı yarattığını ve Türkiye’nin bir an önce finansal sektörünü de özelleştirmesi gerektiğini belirtti.

·        Global kriz nedeniyle uluslararası sermayenin evine döndüğü, ancak ekonomik ve siyasi istikrarı sağlayan ülkelerin bu sermayeyi çekebileceği belirtildi. Türkiye’nin kısa zamanda istikrarı sağlayamaması durumunda yabancı yatırımlar için cazip olmaktan çıkacağı ve yabancı yatırımların gittiği ülkelere karşı rekabet şansını yitireceği açıklandı.

·        IMF’in Türkiye ekonomisi hakkındaki olumlu görüşleri, faiz oranlarındaki düşüşler, hazinenin dış borçlanmasının iyi gitmesi, hazinenin iç borçların idaresinde büyük bir güçlük çekmemesi, devalüasyon beklentilerinin boşa çıkması, Türkiye ekonomisinin iç kaynak yapısı güçlü aile şirketlerinden oluşması, kriz beklentilerini boşa çıkardı. Henüz endişeler geçmemekle birlikte, ekonomide olumlu havaların oluşmaya başladığı gözleniyor.

·        Global ekonomik krizin etkilerinin azalmaya başladığı AB ülkelerinde de hissedilmeye başlandı. Eylül ayında 1 milyar euro açık veren AB dış ticareti ekim ayında 1.6 milyar euro fazla verdi. Yükseliş trendi ise sürüyor.

 

V-                SONUÇ

 

Dünya ve Türkiye ekonomilerinde yukarıda belirtildiği gibi çok değişik gelişmeler gerçekleşmektedir. Ülkemiz açısından,  içinde bulunduğumuz 1999 yılında da farklı sorunlarla karşılaşılabilecektir. Bu sorunları dış kaynak girişindeki daralma, yılın ilk dört ayında ödenecek yüklü iç ve dış borç miktarı, global kriz ile birlikte iç ve dış talepteki daralma, sanayici ile bankacılık kesimi arasındaki ile banka kesiminin kendi içindeki sorunları, özelleştirilmenin hızlandırılması olarak sayabiliriz.

 

·        Bunun yanında, ülkemiz ekonomisinin dinamik bir  yapı arzettiği, müteşebbis gücün heyecanlı olduğu, etrafımızda da yeni yapılanan ve ülkemizdeki her türlü üretime ihtiyaç duyan dost bir coğrafyanın bulunduğu bilinmektedir. İç talep yapısındaki doymamışlık da ilave edildiğinde, Türkiye ekonomisi için karamsarlık gerektirecek hiç bir sebep bulunmamaktadır. Tüm bu fırsatların istikrarlı bir siyasi yapı ile değerlendirilebilmesi ise Türkiye’nin önünü açacaktır.