BELEDİYELERİN FİNANSMANI KONUSUNDAKİ ÇAĞDAŞ YAKLAŞIMLAR VE AZERBAYCAN
İÇİNDEKİLER
BELEDİYELERİN FİNANSMANI KONUSUNDAKİ
ÇAĞDAŞ..................................................................
YAKLAŞIMLAR................................................................................................................................................
I- GİRİŞ.................................................................................................................................................................
II- KAMU HİZMETLERİNİN BÖLÜŞTÜRÜLMESİ......................................................................................
III- KAMU İDARELERİ İLE BELEDİYELER ARASINDAKİ.......................................................................
GELİRLERİN PAYLAŞIMI................................................................................................................................
A- Ekonomik Sebepler...............................................................................................................................
B- Bölgeler Arası Farklılıklar.........................................................................................................
C- Merkezi İdarenin Yeni Yükler
Getirememesi........................................................................
D- Merkezileşmeyi Önleme....................................................................................................................
IV- GELİRLERİN PAYLAŞTIRILMASINDA ÇAĞDAŞ...............................................................................
UYGULAMALAR..............................................................................................................................................
A- Sınırsız Vergileme Yetkisi
Verilmesi..........................................................................................
B- Gelirlerin Bağımsızlık
Prensibine Göre Paylaştırılması.............................................
C- Gelirlerin Bağımlılık
Prensibine Göre Paylaştırılması...............................................
V- BELEDİYELERİN MUHTEMEL GELİR KAYNAKLARI.........................................................................
A- Devlet Gelirlerinden Paylar........................................................................................................
B- Devlet Yardımları...............................................................................................................................
1-
Devlet Yardımlarının Türleri................................................................................................................
2-
Devlet Yardımlarının Özel Sebepleri....................................................................................................
3-
Devlet Yardımlarının Çeşitleri..............................................................................................................
C- Belediyelerin Öz Gelirleri................................................................................................................
1-
Vergiler......................................................................................................................................................
2-
Rüsumlar ve Harçlar................................................................................................................................
3-
Harcamalara Katılma Payları...............................................................................................................
4-
Belediyelerin Diğer Gelirleri.................................................................................................................
VI- AZERBAYCAN MAHALLİ İDARELER KANUNU VE.........................................................................
NAZARA ALINAN BELEDİYE GELİRLERİ..................................................................................................
VII- SONUÇ.........................................................................................................................................................
KAYNAKLAR..................................................................................................................................................
Mahalli
idareler çağımınız gerçeğidir. Özellikle son dönemlerde kamu hizmetlerinin daha
iyi sağlanmasının yolunun yerel idarelerin güçlenmesinden geçtiği kabul edilmiştir. Ancak, yerel hizmetlerin de
istenilen ölçüde gerçekleştirilmesi, yerel idarelerin finansman açısından güçlü
olmasına, mali ihtiyaçlarının giderilmiş olmasına bağlıdır. Belediyelerin mali
ihtiyaçlarının nasıl ve neye göre gerçekleştirildiği ise aşağıda
anlatılacaktır.
Kamu
hizmetlerini etkin ve verimli bir hale getirmek için bu hizmetlerin mahalli
idareler ile merkezi idare arasında paylaştırılması, hangi hizmeti hangi
kurumun göreceğinin önceden tesbit edilmesi gerekmektedir. Bu bölüştürmede
başlıca aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir(Keleş, 1994: s.277):
i) Her
hizmetin sahibi bulunmalı, sahipsiz hizmet bırakılmamalıdır.
ii) Aynı
hizmet bir çok yönetime verilmemeli, bir başka deyişle hizmetin kim tarafından
görüleceği açık olmalıdır.
iii) Her
hizmet onu en iyi şekilde görecek yönetime bırakılmalıdır.
iv)
Merkezi idare ile mahalli idare arasındaki görev alanları kesin olarak
ayrılmalıdır.
Her
hizmeti hangi kurumun göreceğinin tesbit edilmiş olması bütün sorunları
çözemeyecektir. Çünkü, mahalli idarelerin kendilerine bırakılan hizmetleri
görebilecek mali kaynaklara kavuşmaları gerekmektedir. Ancak, belli sınırlar
içerisinde yaşayan halk, hem kamu hem de yerel yönetimlerin ihtiyaç duyduğu
kaynakları sağlamak durumundadırlar. Ayrıca, her bölgenin ödeme güçleri de
farklılıklar gösterebilecektir. İşte bu ve benzeri nedenlerle, Avrupa Yerel ve
Bölgesel İdareler Kongresi(Aybik) 1986 yılında kabul ettiği 175 ve 1989 yılında
kabul ettiği 198 sayılı kararları ile yerel para kaynakları üzerinde
durmuşlardır(Avrupa, 1996:s.50-51). Ayrıca, bu sorun mahalli idare ile merkezi
idare arasında mali tevzin de denilen
bir bölüştürmeye gidilmesini gerektirmektedir.
Merkezi
idare ile mahalli idareler arasındaki gelir bölüştürümesinin makul, rasyonel ve
adil esaslara göre çözümlenmesi meselesi, mahalli idarelerin kalıcı ve etkin
hizmet verebilmelerinin ön şartı durumundadır (Nadaroğlu,1994:s.77). Merkezi idarenin bütün geliri toplayıp daha
sonra ihtacı olan mahalli idarelere vermesi, mahalli idarelerin özerk ve
bağımsız hizmet yapabilmek kabiliyetlerini sınırlandıracak, onları da merkezi
idarenin bir memuru durumuna getirecektir. Bu sebeple gelirler bölüştürülmeli
ve bu bölüştürme, yetki kargaşasına ve hizmetlerin atıl kalmasına yol
açmamalıdır. Ayrıca gelir bölüştürülmesinin aşağıda belirteceğimiz bazı
sebepleri de bulunmaktadır(Keleş, 1994: s.274-276);
Kamu
idareleri de yerel idareler de aynı kaynaklardan gelir elde etmek
mecburiyetindedir. Bu kaynak ise o devletin gayri safi milli hasılasıdır. Fertler
ve firmalar devlet ile belediyelerin gelir talepleri karşısında kalırlar. O
nedenle, aynı kaynaktan birden fazla vergi alınmamasını sağlamak amacıyla, bir
mali dağıtıma gidilmesi gerekmektedir.
Bir
devletin her bölgesi aynı gelişmişlik düzeyine sahip değildir. Bu sebeple
zengin veya varlıkla bölgelerin belediyelerinin gelir seviyeleri daha iyi,
fakir ve gelişmemiş bölgelerin gelir seviyeleri ise daha düşük olacaktır.
Belediyelere de aynı hizmetler bırakılacağı için, gelişmiş bölgelerin
belediyeleri daha iyi bir hizmet imkanına kavuşmuş olacak, gelişmemiş
bölgelerin ise hizmetleri yapılamayacaktır. Bu sebeple de gelirlerin dağıtımı
konusunda adil bir yapılanmayı sağlayacak politika belirlenmelidir.
Yerel
yönetimlerin kaynakları belirlenir, hangi hizmetler için nelerden ne oranda
kaynağı olduğu önceden tesbit edilmiş olursa, yerel yönetimler üzerindeki idari
baskılar ve yeni yükler önlenmiş olur. Aksi halde, merkez idare yeni
düzenlemeleri ile, kaynağı belirli olmayan değişik hizmetleri yerel yönetimlere
bırakarak, yerel yönetimleri zor durumda bırakabilir. Bunu önlemek için,
Almanya’da 1925 yılında kabul edilmiş bir kanunla, “merkezi idare yerel
yönetimlere karşılığı olan gelir kaynaklarını ayırmadan yeni hizmetler
yükleyemez’’ olduğunu tesbit etmiştir.
Otorite,
düzen ve disiplin düşüncesi zaman içerisinde bütün gelirlerin merkezin elinde
olma eğilimini güçlendirmektedir. Bu eğilimi kırmak, mahalli idarelerin
hizmetlerini kesintisiz ve verimli yapmasını sağlamak, ancak gelirlerinin belli
olması ile mümkün olacaktır.
Yukarıda
sayılan sebepler, merkezi idare ile yerel yönetimler arasındaki sağlıklı ve
dengeli bir gelir paylaşımını gerekli kılmaktadır.
Ancak bu gelir
paylaştırılırken aşağıdaki noktalara dikkat edilmelidir(Keleş, 1994: s.277):
1- Her
yönetim kendisine bırakılan hizmetleri en iyi şekilde yerine getirebileceği
kaynaklara kavuşturulmalıdır.
2- Gelir
kaynaklarının birden fazla vergilendirilmesi önlenmelidir. Aynı kaynaktan hem
merkezi hem de yerel yönetimlerin vergi alması, vergiden kaçınmayı
zorlayabilir.
3-
Vergilendirilmemiş kaynak bırakılmamalıdır.
Gelir
kaynaklarının merkez idare ile yerel yönetimler arasında paylaştırılması
konusunda farklı uygulamalar ve yaklaşımlar bulunmaktadır. Bunlar başlıca,
sınırsız vergileme yetkisi verilmesi, bağımsızlık prensibi ve bağımlılık
prensibi başlıkları altında toplanabilecektir. Ancak aşağıda anlatılacak her
ayrı sistemin de, saf şekliyle herhangi bir ülkede uygulanması sözkonusu
değildir. Ağırlıklı görüş ve uygulama itibariyle bir tasnifte bulunmak
mümkündür.
Bugüne
kadar tamamen teorik planda kalmış ve saf şekliyle uygulama imkanı bulamamış
bir yöntemdir. Bu yöntemde mahalli idareler hiçbir kısıtlama ve daraltmaya tabi
tutulmadan istedikleri kaynakları vergilendirebilme imkanına sahip
bulunmaktadırlar. Ancak, esas itibariyle bu yöntemi getirip uygulamay koymuş
bulunan A.B.D. ve İsviçre’de de bu uygulamaya sınırlar getirilmiş
bulunmaktadır(Nadaroğlu, 1994:s.82).
Bu
prensibe göre devlet ve yerel yönetimler birbirinden tümüyle bağımsız hale
getirilmiş olan gelir kaynaklarını özgürce kullanırlar. Devlet, yerel birimlere
ayrılmış olan gelir kaynaklarından vergi almadığı gibi, bu vergilerin
toplanmasına da müdahele etmez. Bu şekildeki uygulama, A.B.D. ve İngiltere’de
uygulanmaktadır. Örneğin A.B.D.’de Emlak Vergisi tamamıyla yerel yönetimlere
bırakılmıştır. İngiltere’de ise General Rate denilen ve taşınmazların gayri
safi iradı üzerinden alınan bir vergi yerel yönetimlerce tahsil
edilmektedir(Keleş, 1994:s.278).
Bu
sistemde mahalli idarelerin ayrı vergi kaynakları olmakla birlikte, bazı vergi
kaynakları mahalli idareler ile merkezi idare arasında pay edilmektedir.
Fransa, İsviçre, Almanya, Belçika ve İtalya’da bu sistemin değişik şekilleri
uygulanmaktadır. Bu sistemde yerel yönetimlere ayrı özel vergiler koyma
yetkileri tanınabildiği gibi, aynı kaynaktan merkezi idareden ayrı olarak vergi
alma imkanları da tanınabilmektedir(Keleş, 1994:s.279). Bu görüşün öncüsü 19. y.y.’da
Prusya’da Maliye Bakanlığı yapmış olan Von Miquel’dir. O’na göre şahsi vergiler, örneğin gelir
vergisi, gibi vergilerin uygulamasında merkezi idareler; ayn’ların yani bina ve
arazi gibi vergi kaynaklarının vergilendirilmesi konusunda da mahalli idareler
daha etkin olurlar(Nadaroğlu, 1994:s.83).
Türkiye’de
de bu sistem uygulanmış, yerel yönetimlerin gelir kaynakları çoğunlukla devlet
gelirleri olmuş, bu gelirler merkezi yönetimin istek ve tercihleri
doğrultusunda mahalli idarelere bırakılmıştır.Ancak yeni düzenlemelerle,
bağımsızlık prensibine doğru bir kayış gözlenmektedir.
Belediyelerin
gelir kaynaklarını, devlet gelirlerinden paylar, devletin belediyelere olan
yardımları, belediyelerin özkaynakları, olağanüstü gelirler, diğer gelirler
olarak belirtebiliriz.
Devlet gelirlerinden belediyeler pay verilmesi
usulü dünyada yaygın olarak uygulanmaktadır. Fransa’da uygulanan sistemde ortak
fonlar adı verilen bir yöntemle vergiler tek bir idare tarafından toplanmakta,
sonra da bazı vergilerin toplam geliri üzerinden diğer idarelere belli
kriterlere göre pay verilmektedir. Türkiye’de de gelir ve kurumlar vergileri
gibi vergi gelirleri içerisinde en büyük paya sahip vergi grupları merkezi
idare tarafından toplanmakta ve bundan belediyelere belli ölçülere göre pay
verilmektedir. Ancak, pay vermede esas problem payın hangi kritere göre
verileceğinin tesbit edilmesidir. J. Due’ye göre “ bir verginin tahsili bir
idare ünitesinde toplanır ve tahsil edilen miktarın belli bir kısmı, bu
vergilerin nerelerden tahsil edildiği nazara alınarak, tahsil yeri esasına göre
pay edilmelidir”(Nadaroğlu, 1994:s.88).
Türkiye’deki
uygulamada devlet topladığı vergilerin bir bölümününün belediyelere devredilmesinde,
belediyenin sahip olduğu nüfus, belediyenin bulunduğu beldenen kalkınmışlık
derecesi, belediyenin mali durumu ve kaynakları, coğrafi konumları ve turistik
durumları nazara alınmaktadır. Bu paylar doğal olarak ülke vergi gelirlerinin
büyüklüğü nisbetinde yerel yönetimlere yansıyacaktır.
Hemen
hemen bütün ülkelerde devlet belediyelere yardım yapmaktadır. Bu yardımların
yapılma sebepleri ile çeşitleri farklı olmaktadır
Devlet
yardımları genel yardımlar ve özel yardımlar olmak üzere ikiye ayrılır.
a- Genel
Yardımlar: Devlet yardımları belediyelere herhangi bir harcama alanı
belirtilmeden yapılırsa genel yardımlar adını alır. Genel yardımların amacı,
belediyenin bütçesini kuvvetlendirmek ve gelir yetersizliklerini gidermektir.
b- Devlet yardımları belli bir işin veya
hizmetin yerine getirilmesi için yapılırsa özel yardımlar adını alır. Özel yardımlar ise, devletin genel kamu
yararı gördüğü belli hizmetlerin yapılması konusunda belediyeleri özendirmek
amacını güden yardımlardır.
c-
Devletin belediyelere yardımı sayılabilecek bir başka uygulama ise,
belediyelerin devlet hazinesine, devlet
bankalarına veya belediye bankalarına olan borçlarının silinmesi veya vadeye
bağlanmasıdır. Bu şekildeki bir uygulama ile de belediyelere mali rahatlık
sağlanmaktadır.
Devletin
belediyelere yardım yapmasının bazı özel sebepleri de vardır( Keleş,
1994:s.306-307) Bunlar:
a-
Birinci sebep ekonomiktir. İnsan ihtiyaçlarının artması, yerel yönetimlerin
hizmetlerinin de artmasını gerektirmiştir. Nisbeten dar imkanları ile bu
hizmetlerini karşılamakta zorlanan belediyelere, daha büyük imkanlara sahip
olan merkezi yönetimin katkıda bulunması kaçınılmaz olmaktadır. Ayrıca, kaynak
yönünden ülkenin bütün belediyeleri aynı imkanlara sahip olmayabilirler. Bu
sebeple, imkansız belediyelerin bulunduğu yerlerdeki halkın hizmetlerinin de
karşılanması amacıyla devlet tarafından yardım yapılması kaçınılmaz olmaktadır.
b-
Sosyal sebepler, devletin belediyelere yardımını zorunlu hale getirmiştir.
Çünkü, yerel olmakla birlikte, kamu yararı gözetilen ve tüm toplumu ilgilendiren sağlık, eğitim,
doğumevi, bakımevi, çocuk yurdu gibi hizmetlerin tek başına belediyelere
bırakılması bu sorunların ihmal edilerek ülke çapında bir soruna dönüşmesine
yol açabilir. Bu sebeple, devlet olmanın gerektirdiği sosyal harcamaların
yapılmasında belediyelere devlet yardımı yapılmaktadır. Ayrıca ulusal
dayanışmanın gereği olarak da sosyal dengenin korunması amacıyla yardım
dağıtılması, milletin birbirine olan bağlılığını arttıracaktır.
c-
Ayrıca, geniş seçmen kitlelerinin politik baskı grupları olarak ortaya çıkmış
olması merkezi idarenin yerel yönetimlere yardımını zorlamaktadır. Hükümetler halkı
memnun edebilmek amacıyla, belediyelere çeşitli yardımlarda bulunmaktadırlar.
Ayrıca da devlet bazı sosyal tesislerin kurulması veya bazı yatırımların
yapılması konusunda bütün belediyeleri teşvik edebilir. Ülke çapında
uygulanması istenen ortak profelerde de devlet katkısı ile öncülük yapılması
kaçınılmaz olacaktır.
Devlet
belediyelere yardım yaparken aşağıdaki hususları gözönünde bulundurmalıdır:
·
Belediyelerin
gelirlerinin yeterli olup olmadığı,
·
Belediyelerin yeni
kurulup kurulmadıkları,
·
Kalkınmada öncelikli bir
yörede olup olmadığı,
·
Turistik bölgede olup
olmadığı,
·
Daha önce yardım alıp
almadığı,
·
Tamamlanması Gereken bir
projeye sahip olup olmadığı,
·
Daha önceki yardımları
uygun kullanıp kullanmadığı.
Devletin
belediyelere yaptığı yardımları Türkiye uygulaması esas alındığında, devletin
kurduğu değişik fonlardan belediyelere de pay vermesi şeklinde
gerçekleşmektedir. Bu fonlar başlıcaları ile aşağıda
sıralanabilir(Pehlivan,1994:s.246-247)
·
Belediye Fonu,
·
Akaryakıt Tüketim Fonu,
·
Mahalli İdareler Fonu,
·
Çevre Kirliliğini Önleme
Fonu,
·
Geliştirme Ve Destekleme
Fonu,
·
Belediyeler İmar
Uygulamaları Yardım Fonu,
·
Gecekondu Fonu,
·
İmar Affı Fonu,
·
Kültür Bakanlığı Fonu,
·
Turistik Beldelere Yardım
Fonu,
·
Asker Ailelerine Yardım
Fonu,
·
Trafik Hizmetlerini
Geliştirme Fonu,
·
Devlet Planlama Teşkilatı
Bütçesinden Yardım Fonu.
Belediyelerin
gelirleri, ülkeler itibariyle farklı kaynakları kapsayabilmektedir.
Türkiye’deki uygulamayı esas aldığımızda belediyenin kendisine ait gelirlerini
şu başlıklar altında toplayabiliriz(Belediye, 1996:s.42 v.d):
Belediyeler
merkezi idare tarafından sadece kendilerine bırakılmış olan sahaların
vergilerini toplayarak önemli gelir elde edebilirler. Bunlar;
a- İlan
ve Reklam Vergisi: Belediye sınırları içerisinde yapılan her türlü reklam ve
ilanlar üzerinden alınan vergilerdir.
b-
Eğlence Vergisi: Eğlence yerleri işletenlerin(çay bahçesi, gazino, sinama,
tiyatro v.b.) elde ettikleri gelir veya kestikleri biletler üzerinden alınan
bir vergi türüdür.
c-
Haberleşme Vergisi: Telefon idaresince abonelerinden, yaptıkları hertürlü
haberleşme üzerinden belli nisbetlerde tahsil edilip, belediyelere intikal
ettirilen bir gelirdir.
d- Elektrik
ve Havagazı Tüketim Vergisi: Elektrik ve havagazı işletmelerince abonelerinden
belli nisbetlerde tahsil edilip belediyeye intikal ettirilen bir vergi türüdür.
e-
Yangın Sigortası Vergisi: Sigorta işletmelerinin yangın sigortası nedeniyle
yaptıkları poliçeler üzerinden alınan ve ilgili belediyeye ödenilen
vergilerdir.
f- Emlak
Vergisi: Belediye sınırları içerisindeki gayrimenkul emlak üzerinden alınan
vergilerdir. Bizzat belediye tarafından tahsil edilebileceği gibi, başka bir
şekilde tahsil ettirilerek belediyeye intikali de sağlanabilir.
g- Çevre
Temizlik Vergisi: Belediyelerin çöp toplama ve kanalizasyon hizmetlerinden
yararlananların, binanın yerine, kullanılan su miktarına v.b. ölçülere göre
belediyelere ödedikleri vergilerdir.
Belediyelerin
belli bir işi yapması veya yapılmasına izin vermeleri nedeniyle aldıkları
vergilerdir. Belediyelerce alınan harçlar şu başlıklar altında toplanabilir.
a- Hal
Rüsumu: Belediyeler, kendi sınırları içerisinde faaliyet göstermekte olan
toptancı hallerinde satılan ürünlerin bedelleri üzerinden belli bir payı,
üretici ve satıcılara hal hizmeti vermesi dolayısı ile tahsil etmektedir.
b- İşgal Harcı : Umuma tahsis edilmiş veya
mülkiyeti kamuya ait olan yerleri herhangi bir sebeple ve yetkili makamlardan
izin alarak kullananlar tarafından ödenen paralardır. Pazaryeri işgal harçları,
otopark işgal harçları, yaya bölgesi işgal harçları, seyyar satıcı işgal
harçları, hayvan satım yerleri harçları
v.b.
c- Tatil
Günlerinde Çalışma Harcı: Resmi tatil günlerinde işyerini açık bulundurmak
isteyenler tarafından ödenilir.
d-
Kaynak Suları Harcı: Kamuya ait olan su kaynaklarını işletenlar tarafından
ödenilen paralardır.
e-
Hayvan Kesimi ve Muayene Harcı: Hayvan kesimi ve et satışının denetlenmesi
sebebiyle alınan paralardır.
f- Ölçü
ve Tartı Aletlerini Muayene Harcı: Hertürlü mal satışında istifade olunan ölçü
ve tartı aletlerinin belli aralıklarla kontrölü sebebiyle alınan paralardır.
g- Bina
İnşaat Harcı: Bina inşaa edecek olanlar tarafından alınacak müsaade sebebiyle
ödenilen paralardır.
h-
Ticaret Sicili Harcı: Ticari işletmelerin kuruluş işlemlerini
tamamlayabilmeleri için belediyeye yatırmak zorunda oldukları paralardır.
i- Özel
Minibüs ve Otobüs Harçları: Şehiriçi yolcu taşımacılığında kullanılan minibüs
ve otobüslerin hatlarının belirlenmesi münasebetiyle alınan paralardır.
k- Diğer
Harçlar: Belediyelerin yaptığı çeşitli hizmetler nedeniyle hizmeti alanlar
tarafından ödenilen paralardır. Bunlar, kayıt harcı, imarla ilgili harçlar,
ruhsat ve rapor harçları başlıkları altında sayılabilecek çok çeşitli gelir
kaynaklarıdır.
l- İdare
Ücretlerinden Paylar: Belediyeler beldelerinde bulunan müze giriş ücretlerinden
pay adlıkları gibi, maden işletmelerinden de belli oranda paylar almaktadırlar.
Belediyeler
vatandaşlara götürdükleri hizmetler için, sadece o hizmetten yararlanacak
olanlardan, harcamaya katılma payı altında bir pay almaktadırlar. Bu paylar,
umuma ait olan belediye bütçesinden belli kesimlerin faydalandırılmamasını,
hizmetten faydalananların hizmetin bedelini ödemisini esas alan bir anlayışa
bağlı bulunmaktadır. Başlıca katılma payı şekilleri şu şekilde belirtilebilir:
a- Yol
Harçlarına Katılma Payı: Evinin veya işyerinin önüne yol getirilen şahıslar
veya kurumların yol bedeline belli oranda katılmalarıdır.
b-
Kanalizasyon Masraflarına Katılma Payı: Aynı şekilde, kanalizasyon hizmeti
götürülen bölge veya mahalle sakinlerinin bu hizmetin bedeline katılmasıdır.
c- Su
Tesislerine Katılma Payı: Belediyelerin yeni içme suyu şebekesi yapmaları,
şebekeyi yenilemeleri gibi sebeplerle yaptıkları yatırımların giderlerine, bu
hizmetten faydalanacak olanların belli oranlarda katılmasıdır.
Belediyelerin
diğer gelirlerini çok çeşitli başlıklar altında incelemek mümkündür.
Belediyeler kendilerine kanunen tanınmış yetkilerini kullanarak bir takım ek
mali imkanlar elde edebilecekleri gibi, işletmeci mantıkları ile veya kendi
imkanlarını kullanmakla da ek mali imkanlara kavuşabilmektedirler. Bunları
sırasıyla şöylece belirtmek mümkündür:
a-
Bankalardan Alınan Borçlar: Belediyeler gerek belediyelere borç vermek amacıyla
kurulmuş olan bankalardan veya devlet bankalarından yapacakları hizmetlere
karşılık borç para alabilmektedirler. Bu paralar uzun vadeli ve düşük faizli
oluşları ile belediye hizmetlerinin gecikmeden yapılmasında belediyelere imkan
sağlamaktadır.
b- Para Cezaları: Belediyelerin yetkileri
dahilinde oldukları konularda yapılmış yanlış uygulamalar sebebiyle kestikleri
cezalardır. Bu cezalar da belediye bütçelerinde önemli yer tutmaktadır. Çünkü,
devletin kıyı olarak kabul ettiği yerlerle ilgili düzenlemelere uyulmaması,
sular kanununa riayet edilmemesi, sinama ve gösteri ile ilgili yönetmeliklere
uyulmaması, dükkan ve mağazaların belediyece yapılacak düzenlemelere riayet
etmemesi, tüketicinin korunması konusundaki uygulamalar, toptancı satış
merkezleri ile ilgili konulara uyulmaması, imar kanunu ile ilgili düzenlemelere
uyulmaması gibi çok çeşitli ceza kalemleri bulunmakta(Belediye Başkanlığı,
1995: s.159-174) ve belediyeler, denetleme fonksiyonlarını yerine getirdikleri
ölçüde bu konudaki gelirleri artabilmektedir
c-
Ücretler: Belediyeler ellerinde mevcut olan elemanları, takım, techizatları,
arabaları ve teknik donanımları ile özel işletmelere iş yapıp çeşitli gelirler
elde edebilirler. Belediye sınırları dışında olan yerlerde yerleşen işletmeler
için yol yapılması, özel işletmeler için hafriyat, temel kazma işlemlerinin
yapılması gibi işler bunlara örnek olarak verilebilir.
d-
Kiralar: Belediyeler sahip oldukları emlakı kiraya vermek suretiyle gelir elde
edebilirler. Bu emlak, arazi veya bina şeklinde olabilmektedir.
e-
İşletme Gelirleri: Belediyeler esas amacı karlılık olmayan, halka hizmeti ve fiyatların
serbest rekabet sistemi içerisinde kontrolünü esas alan değişik hizmet
işletmeleri kurabilirler. Otobüs işletmeleri, otel işletmeleri, tanzim satış
mağazaları bunlara örnektir. Bu işletmelerden de iyi bir işletmecilik ile büyük
gelirler elde edilebilecektir.
f-
Kullanma Tahsisi veya Kat Karşılığı Uygulamaları İle Elde Edilen Gelirler:
Belediyeler sahip oldukları emlak üzerinde yapmayı düşündükleri hizmet
binalarının alt veya ilk katlarını özel amaçlı olarak düşünebilmekte ve bu
yerleri de kiralama veya satma vaadi ile önceden satarak hem halkın ihtiyaç
duyduğu binalarını yapmakta, hem de belediyelere gelir elde etmektedirler.
g-
Yardım Toplama: Belediyeler birkısım kamu hizmetlerini görebilmek için, normal
ve diğer gelirlerinin yetersiz kaldığı durumlarda bizzat halktan yardım da
toplayabilmektedirler. Bu yardım toplama faaliyetinin her ne kadar mecbur
kalındığı durumlarda kullanılması esası benimsense de(İnceleme, 1995:s.60-61),
belediyelerce kullanılan bir usul olduğu bilinmektedir.
5- Belediye
Gelirlerinin Toplanmasında Etkinlik
Şüphesiz
belediyere belirli gelirlerin tahsis edilmiş olması, o belediyelerin bu
gelirleri tam olarak toplayıp, harcamasını mümkün kılmamaktadır. Özellikle
belediyelerin kendilerine tahsis edilmiş olan gelirleri,etkin ve verimli bir
şekilde toplayamadıkları ve denetleyemedikleri yaygın bir kanaat olarak kabul
edilmektedir. Bu sebeple, belediyelerin kendilerine tahsis edilmiş olan gelir
kaynaklarını iyi denetlemeleri ve gelirlerini etkin toplamaları önem kazanmaktadır.
Belediyelerin
gelirlerini ne ölçüde etkin toplayıp toplayamadıkları da performans ölçümleri
ile tesbit edilebilmektedir. Bütçede yer alan net gelirler ile, elde edilen
oranlar konusu bu ölçümlerle ortaya konulabilmektedir(Mahalli İdarelerde
Performans, 1995: s.111). Bu ölçümler belirli bir fikir verebilmekle birlikte,
belediyelerin kendilerin tahsis edilmiş olan vergileri tam olarak toplamaları
ile ilgili düzenlemeleri çağdaş tekniklere uygun bir tarzda yapmaları ve
toplama-denetleme fonksiyonunu gereği gibi yerine getirmeleri önem
kazanmaktadır. Bu gerçekleştirilebildiğinde belediyelerin kendilerine ayrılan
gelir kaynakları ile hizmetlerini tam olarak görebilecekleri çağdaş dünya ve
Türkiye tecrübesi ile anlaşılmış bulunmaktadır.
Azerbaycan
Mahalli İdareler Kanunu, yeni kurulacak olan belediye sistemi ve bu
belediyelerin yetki, görev, selahiyet ve maliyeleştirilmesi konularını
bütünüyle nazara almaktadır. Dünyada uygulanan belediye sistemi ile çağdaş
tecrübe ve uygulamalar tümüyle Azerbaycan şartları da gözetilerek bu kanuna
aksetttirilmiş bulunmaktadır.
Azerbaycan’da belediyelerin
maliyeleştirilmesi için de, emlak vergilerinin tümüyle belediyelere
bırakılması, mahallinde görülen iş ve hizmetlerle ilgili rüsumların toplanması,
ilan ve reklam vergilerinin alınması ve gerekli izin ve kaydiyyat rüsümlarının
tahsil edilmesi gibi konuların belediyelere bırakılması teklif
edilmiştir(Vekilov, 1997: s.35). Belediye gelirleri olarak da, belediyelerin
yetki sahası içinde bulunan bütün sosyal, ictimai-iaşe, ticaret, nakliyyat,
turizm, su, hava, tabii gaz, deniz, çay, göl, nehir, elektirik enerjisi v.b.
kurumlardan belirli tarifelere göre vergiler, rüsumlar alınması nazarda
tutulmaktadır(Nebiyev, 1997: s.54).
Azerbaycan belediye sisteminin
finansmanında mali tevzin konusunda da hükümler bulunmaktadır. Buna göre, bazı
vergilerin tümüyle belediyeler tarafından toplanması, bazı vergilerden de
belediyelere belirli bir pay ayrılması esası benimsenmiştir. Yani, belediyeler
yerli vergiler, rüsümlar, cezalar yanında, kanunla belirlenmesi şartıyla,
vergilerden ve cumhuriyete ait gelirlerden de pay alabilmesi, diğer devlet
kurumlarının da bazı vergilerini
belediyelere bırakmaları, devletçe yürütülen emlak özelliştirmelerinden
belediyelere de belirli bir hisse verilmesi
yanında belediye mülklerinin kira gelirleri, mahallinde belediyelerce
yapılacak borçlanmalar, ilan ve reklam gelirleri, belediye müesseseleri, idare
ve teşkilatların gelirlerinden belirli oranda alınan hisseler, belediyelerin
yaptığı faaliyetlerden elde ettikleri diğer gelirlerin ise tamamıyla
belediyelere bırakılması(Nebiyev, 1997: s.54-55),belediye bütçelerinin gelir
kalemlerinde temel fikir olarak yer almaktadır
Görüldüğü gibi, Azerbaycan belediye
sisteminin finansmanı konusunda çağdaş uygulamalar, belediyelerin de istikraza
gidebilmesi gibi yeni finansman usulleri de dikkate alınmış ve belediyeler
kanunda aksini bulmuştur.
Belediyelerin,
kendilerine ayrılmış saha veya belde sınırları içerisindeki kamu hizmetlerinin
etkin ve verimli bir şekilde yürütülebilmesi şüphesiz belediyelerin bu
hizmetlerini karşılayacak miktarda gelirle donatılmasına bağlı bulunmaktadır.
Belediyelerle merkezi idarenin aynı
kaynaklardan gelir toplayacak olması ise, vergi gücünün verimli
değerlendirilebilmesi açısından mali tevzin konusunu gündeme getirmektedir.
Dünyada kabul edilmiş sistem, bazı vergi kaynaklarının tümüyle mahalli
idarelere bırakılması, bazı vergilerden de belediyelere pay verilmesi
uygulamasıdır.
Belediyeler
kendilerine ayrılan kaynakları tam olarak değerlendirebildikleri sürece kamu
hizmetlerini iyi bir şekilde yerine getirebilecek gelirleri elde
edebileceklerdir. Bununla ilgili düzenlemelerin yapılması da bu açıdan ayrı bir
önem taşımaktadır.