TÜRKİYE EKONOMİSİNİN DÖNÜM NOKTALARI VE BEKLENTİLER
Prof.
Dr. Muhammet AKDİŞ
Pamukkale
Üniversitesi
İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi
http://makdis.pamukkale.edu.tr
Türkiye ekonomisi Cumhuriyetin kurulduğu
1923 yılından itibaren üç önemli dönüm ve sıçrama noktası yaşamış, siyasi
istikrarı yakaladığı 2003 yılı itibariyle de dördüncü dönüşüm ve atılım
imkanına kavuşmuştur. Siyasi kriz dönemleri ise Türkiye ekonomisinde
duraklamalar hatta gerilemeler meydana getirmiştir.
Türkiye ekonomisindeki ilk sıçrama bir Sovyet uzmanlar grubuna hazırlatılan ve 17 Nisan 1934 yılında yürürlüğe konulan Birinci Beş Yıllık Sanayi Planı (BBYSP) dönemi ile başlamıştır. Bu tarihe kadar
iktisat politikası arayışları ile geçen dönem, BBYSP’nın yürürlüğe girmesi
ile birlikte devlet öncülüğünde bir sanayileşme hamlesininin başlamasına dönüşmüştür. BBYSP ile Karabük Demir-Çelik Fabrikaları, İzmit Seka fabrikası, İstanbul Şişe-Cam fabrikası gibi madencilik, dokuma, kağıt ve selüloz, toprak ve seramik, kimya sanayii gibi
ana dallarda üretim yapan toplam 23 adet
sanayi tesisi kurulmuştur. BBYSP uygulamaları ile Türkiye ekonomisi
o dönem itibariyle çok acil olan temel malların üretiminde önemli bir alt yapı kazanmıştır. Tablo’nun incelenmesi ile de anlaşılacağı gibi bu
dönemdeki atılımlarla Türkiye ekonomisi 1923 yılına göre milli gelirinde ve
ihracatında %50’ye varan bir büyüme gerçekleştirmiştir. Ancak BBYSP ile başlayan sanayileşme çabası Atatürk’ün ölümü ile en büyük destekçisini kaybetmiştir. İkinci Dünya Savaşının getirdiği iç ve dış konjonktürün de mevcut iktidarlarca kötü algılanması ve yanlış değerlendirilmesi sonucunda sanayileşme faaliyetlerine
devam edilememiştir.
Türkiye ekonomisindeki ikinci büyük
kalkış 1950 yılından itibaren hayata geçirilmiştir. 1950 yılında büyük bir çoğunlukla
meclise giren Demokrat Parti iktidarı, adeta
geçen 11 yılın kayıplarını da
telafi etmek istercesine geniş bir kalkınma hamlesi
başlatmıştır. 1950
yılında bir önceki yıla göre yaklaşık %14 oranında büyüyen Türkiye ekonomisi,
1951 yılında da %12 oranında büyümüştür. Bu dönemde Türkiye ekonomisi piyasa
ekonomisine, serbestleşmeye, sanayileşmeye ve kalkınmaya
odaklanmış; tarımda, sanayide, hizmetler
sektöründe büyük gelişmeler sağlanmıştır. 1950-1959 dönemi topluca değerlendirildiğinde yaklaşık olarak tarımsal hasılanın 4,5 kat, sanayi üretiminin 7
kat, hizmetler üretiminin 6 kat, ihracatın 1,5 kat, ithalatın ise 2 kat arttığı görülmektedir. Bu artışlar
GSMH ve fert başına düşen milli gelir rakamlarına da yansımış ve 1950’de 3.4 milyar dolar olan GSMH, 1959’da 15.5
milyar dolar düzeyine ulaşmıştır. Fert başına düşen milli gelir ise 1950’deki 160 dolar seviyesinden
1959’daki 580 dolar seviyesine yükselmiştir.
Türkiye ekonomisindeki üçüncü büyük atılım yılları 24
Ocak 1980 kararları ile birlikte başlamıştır. Bu dönemi diğer iki dönemden ayıran en
önemli özellik ise dışa açık ve ihracata yönelik sanayileşme modelinin bu dönemle birlikte hayata geçirilmiş olmasıdır. Bu sayededir ki Türkiye 1980’lere kadar boğuştuğu
döviz darboğazı sıkıntılarını bir daha hiç telaffuz etmez
olmuş, bu sayededir ki Türk girişimcisi dünya ile rekabet edebilir ürünler üretip satar
konuma yükselmiş, bu sayededir ki Türk insanı gelişmiş
ülkelerin hayat, hukuk ve siyasi standartlarını talep eder hale gelmiştir.
1980 ve sonrasında
Türk sanayiindeki dışa dönük yapılanmalar,
turizm altyapısındaki gelişmeler, ulaştırma ve haberleşme alanındaki atılımlar, mali piyasalar konusundaki düzenlemeler ve
siyasi alandaki yumuşamalar Türkiye ekonomisinde ve
sosyal hayatında çok büyük dönüşümler sağlamış; bu gelişmeler Cumhuriyet
döneminin 1980 öncesi ve sonrası olarak iki ayrı kategoride incelenmesine yol açmıştır. 1980-1987 döneminde yoğun olarak gözlenen ve dikine seyreden bu olumlu yükseliş, 1987’den itibaren yerini inişli çıkışlı trendlere bırakmıştır.
Türkiye Ekonomisinde Kriz ve Kalkınma
Dönemleri (1934-2003)
|
GSMH
(Milyar $) |
Fert
Başına GSMH ($) |
Büyüme
(%) |
İhracat
(Milyar $) |
İthalat
(Milyar $) |
Bütçe
Dengesi/ GSMH (%) |
|
|
1923 |
0,57 |
47,5 |
0,0 |
0,050 |
0,086 |
0,6 |
|
1934 |
0,97 |
61,5 |
6,0 |
0,073 |
0,068 |
-1,8 |
|
1938 |
1,5 |
89,0 |
9,5 |
0,115 |
0,118 |
1,0 |
|
1949 |
3,2 |
158,5 |
-5,0 |
0,247 |
0,290 |
0,6 |
|
1950 |
3,4 |
166,5 |
9,4 |
0,263 |
0,285 |
-0,5 |
|
1951 |
4,1 |
194,3 |
12,8 |
0,314 |
0,402 |
0,5 |
|
1959 |
15,5 |
584,1 |
4,1 |
0,353 |
0,285 |
-0,8 |
|
1960 |
9,8 |
358,7 |
3,4 |
0,320 |
0,467 |
-0,8 |
|
1961 |
5,4 |
194,3 |
2,0 |
0,346 |
0,507 |
-0,9 |
|
1970 |
19,0 |
539 |
5,8 |
0,588 |
0,947 |
0,1 |
|
1971 |
17,2 |
476 |
10,2 |
0,676 |
1,170 |
-2,2 |
|
1979 |
81,6 |
1877 |
-0,4 |
2,26 |
5,00 |
-2,3 |
|
1980 |
68,3 |
1540 |
-2,8 |
2,91 |
7,90 |
-3,1 |
|
1981 |
56,4 |
1570 |
4,8 |
4,70 |
8,93 |
-1,5 |
|
1987 |
85,9 |
1636 |
9,8 |
10,20 |
14,10 |
-3,5 |
|
1996 |
184,6 |
2928 |
7,1 |
23,2 |
43,6 |
-8,3 |
|
1997 |
191,1 |
3079 |
8,3 |
26,2 |
48,5 |
-7,6 |
|
1998 |
204,7 |
3255 |
3,8 |
26,9 |
45,9 |
-6,9 |
|
1999 |
186,9 |
2879 |
-6,1 |
26,6 |
40,7 |
-11,6 |
|
2000 |
201,3 |
2948 |
6,3 |
30,7 |
53,1 |
-10,2 |
|
2001 |
148,2 |
2160 |
-9,4 |
34,4 |
38,9 |
-16 |
|
2002 |
165,6 |
2400 |
7,8 |
39,1 |
47,8 |
-14 |
|
2003 |
237,7 |
3383 |
5,9 |
50,8 |
64,7 |
-11 |
Kaynak:
DİE, DPT, TCMB, http://www.mahfiegilmez.nom.tr
Tablodan
da görüleceği gibi 1980-1987 arasında özellikle ihracatı kaleminde 3 kata varan
bir artış olduğu gözlenmektedir. Benzer yükseklik GSMH ve fert başına düşen
milli gelir rakamlarına da yansımış bulunmaktadır. Ancak 1990’lı yıllarda Türkiye ekonomisinin
içine girdiği sıkıntılı süreç özellikle 1999-2002 yılları arasında doruk noktasına ulaşmış; Türkiye ekonomisi 1999 ve
2001 yıllarında arka arkaya %6,1 ve %9,4 oranlarında küçülmüştür. 2001 yılında fert
başına düşen GSMH 3100 dolar seviyesinden
2100 dolar seviyelerine kadar gerilemiş; işsizler ordusuna 2 milyon kişi ilave olmuş,
ekonominin her alanında bir küçülme ve daralma yaşanmış, ekonomik ve sosyal karamsarlık artmıştır.
Türkiye siyasetinde ve yönetiminde zaman
zaman meydana gelen krizler de Türkiye ekonomisine vakit ve enerji
kaybettirmiştir. Tablo'nun incelenmesi ile görüleceği üzere 1960 askeri
darbesi, 1971 muhtırası, 1980 askeri darbesi ve 1997 postmodern darbesinin
izleri ekonomik göstergelere de yansımıştır. 1959’da 15,5 milyar dolar olan
GSMH, 1960’da 9,8 milyar dolara gerilemiş, 1970’de 530 dolar olan fert başına düşen milli
gelir 1971’de 476 dolara düşmüş, fert başına düşen milli gelirdeki gerileme
aynen 1980 askeri darbesi öncesi ve sonrasında da yaşanmış; 1997’den sonra ise
diğer göstergelerdeki gerilemeler ile birlikte bütçe dengesindeki açıklar da
sürekli artmış ve ekonomi adeta 2000’li yılların krizlerine doğru adım adım sürüklenmiştir.
Ülkemiz zaman zaman yaşadığı kriz ve dalgalanmalar
sonrasında 3 Kasım 2003 seçimleri ile iktidar olan Ak Parti hükümetleri
ile yeniden siyasi istikrarı yakalamıştır. Siyasete gelen istikrarın ekonomik
göstergelere de yavaş yavaş yansıyaması beklenir. Bu anlamda, AB hedefinin
yakalanması yolunda önemli adımlar ardı ardına atılmış; enflasyon, GSMH, fert
başına düşen milli gelir, büyüme, ihracat gibi ekonomik göstergelerde gözle
görülür iyileşmeler sağlanmıştır. Ancak borç sarmalı, faizler ve işsizlik
sorununun çözümünde önemli başarılar elde
edilememiştir. Yani ekonomimiz bıçak sırtı denge konumunu korumaktadır. Bu
nedenle uzun yıllar sonra yakalanmış istikrarı bozmaya yönelik her kasıtlı
oluşum ekonomik yıkımı da tetiklemiş olacaktır. Geleceğe yönelik temennimiz
siyasi istikrarın, ekonomik kalkınmayı
tetiklemesi ve Türkiye’yi her alanda AB standartlarına ulaştıracak dördüncü
kalkınma ve atılım döneminin hızla başarılmasıdır.